• Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
  • HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
    HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
  • Güray Süngü ile Röportaj
    Güray Süngü ile Röportaj

YAZARLARIMIZ

Mikail Türker Bal
Mikail Türker Bal
Eklenme Tarihi: 14 Aralık 2016, Çarşamba 20:20 - Son Güncelleme: 27 Mart 2018 Salı, 02:41
Font1 Font2 Font3 Font4
Rumeli medeniyeti

Hep söylenen klişe bir söz var: ''Osmanlı sadece Rumeli'ye yatırım yaptı. Anadolu’da yatırımı olmadı, bu yüzden de Anadolu geri kaldı.'' deniliyor.
Ben bu söze katılmıyorum. Anadolu geri kalmadı, başından beri geri kalmayı tercih etti! Tıpkı bu gün de olduğu gibi! İspat mı istiyorsunuz? Hadi diyelim ki belirli zamanlarda belirli imkânlar yoktu. Bu yüzden geri kalındı. Maddi imkânsızlıklar yüzünden okuyamayıp çalışmak zorunda olan nesiller oldu. Fiziki şartlar da elverişli değildi. Devlet her yere okul yaptıramadı.  Ama bu gün her türlü imkân doğudan batıya her yere ulaştı. Büyük çoğunluk şehire geldi. Fakat ne hikmetse şehire gelenler; ‘Sağa sola bakalım, burada yaşamanın edep-adabı ne ise ona göre yaşayalım’ diyeceğine şehirde de geldikleri yerdeki yaşam şekillerine devam ettiler. 50 yıldır şehirde yaşayan aileler 3. Kuşak olmuş hâlâ aynı şekilde yaşıyorsa orada bir sorun var demektir. Kültürden, sanattan hâlâ tek kelime habersizse o insan topluluğunun şehire ve medeniyete nasıl bir katkısından söz edebiliriz? İlk gelenler yokluk ve fakirlik gördü, çalışmak zorunda idiler. İkinci kuşak hem çalıştı hem okudu okuyabildiği kadar. Fakat 3. Kuşaktan tek istenen okumak ve tahsil seviyesini yükseltmekti. Fakat çoğunluğa bakıldığında durum hiçte beklenildiği gibi değil. Çünkü insanlar herhangi bir değişim göstermek istemiyorlar. Bunun nedeni etraflarının aynı tip insanlar ile çevrili olmasında.


Rumeli insanını da tanıdım. İçlerinde bulundum. Osmanlı oralardan çekileli aradan 100 sene geçmiş. Nice zulümler görmüşler. Komünizm-sosyalizm gibi rejimlerde kılıktan kılığa sokulmak istenmişler. Bu kadar dejenere çabasına rağmen Edirne sınırından çıkınca Osmanlı havası esmeye başlıyor. Oralarda, o insanlarda Osmanlı kültür mirasını fazlası ile görüyoruz. Dedemiz Osmanlı nasıldı? Nasıl yaşardı?  Bu soruların cevabını buralarda bulmak  bu gün imkansız iken oralarda canlı canlı görüyoruz. Bir Osmanlı teb’ası terbiyesi hâlâ hakim. Türk olmayan Boşnak kardeşlerimizin Osmanlının güzel ahlakı sayesinde kavuştukları İslam inancının kıymetini bilmeleri, Osmanlı kültür ve yaşam tarzını iliklerine kadar benimseyerek bir Türk gibi yaşamaları hayret ettiriyor hepimize. Nesilden nesile aktarılan Osmanlı kültürü gündelik hayatın içinde bu gün de mevcuttur.


Kimse kusura bakmasın yabana atılacak bir konu değildir medeniyet ve kültürel birikim. Bir insan her gün bu gün olduğu noktadan biraz daha ileri gitme çabasında olmalı. Şaşırdığım konu peygamberimizin emri bu! Fakat bu gün koloni halinde yaşayan köylü şehirliler oldukları yerde dursa ona da şükür. Topluca geriye doğru gidiyorlar. Gelmeyeni de ayıplıyorlar.


Müziği ile kültürü ile sanatı ile Osmanlı'nın izini Rumeli’de sürüyorum. Daldıkça nasıl bir mirasa sahip olduğumuz gün gibi ortada iken bırakalım artık bilmem nereliler günlerini şunu bunu! Özümüze dönelim. Özümüze dönmek demek postmodern şehirli köylülük sergilemek değildir. Önce düşünce olarak medeni olma gayretinde olduğumuzu göstermeliyiz etrafa. Yaşanan her türlü olumsuzluğa rağmen yine de olumlu düşünmek mecburiyetindeyiz. Hepimiz elimizi taşın altına koyarak İşe başlamalıyız.  Önce kitaplardan başlamalı. Okumaya zaman ayırmalıyız. Aramaya, görmeye duymaya da….


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN