RÖPORTAJLAR
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

Rasim Cinisli: “Ateş Topunun İçinde Düşmüştük”
Eklenme Tarihi: 5 Nisan 2018, Perşembe 02:15 - Son Güncelleme: 5 Nisan 2018 Perşembe, 02:18
Font1 Font2 Font3 Font4



Rasim Cinisli: “Ateş Topunun İçinde Düşmüştük”
Cağaloğlu’nda yapılmakta olan Bâbıâli Enderun Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu MTTB’nin efsanevî Başkanı, parlamenter, fikir adamı, Rasim Cinisli’ydi.

Haber: Hülya Günay

 

Gazeteci yazar Mehmet Nuri Yardım, açış konuşmasında, “Bir fikir adamı, aynı zamanda parlamenterlik yapmış bir büyüğümüzü, mücadele, dava ve fazilet adamını dinleyeceğiz. Çok büyük hizmetleri var. Ve Bir Devrin Hafızası eseri neşredildi. Hocamızın hatıralarından oluşuyor. Aslında bu sadece aile hatıratı değil, bir şahıs hatıratı değil, bana göre bir bakıma Türkiye’nin de hatıralarından, birikiminden meydana gelen bir eser. Âdeta Türkiye’nin envanteri de diyebiliriz. Kendisini  öncelikle Türkiye’de bir fikir mekanı olan MTTB Başkanı olarak hatırlıyoruz. Ülkemize hizmetleri çok. Siyasi ve fikrî mücadelelerini dinleyeceğiz. Ailece yerleştikleri Şehzadebaşı semtini, hareketli üniversite yıllarını, Marmara Kıraathanesini ve kültür muhitini öğreneceğiz. O zor yılların atmosferini bize aktaracak.”

 

“Üç gün yemek yemediğimi hatırlarım”

 

Rasim Cinisli, son derece naif, mütevazı bir selamlama ile sözlerine şöyle başladı:

 

 “Size ve buraya kadar vaktini ayırıp gelen değerli arkadaşlarıma teşekkür ederim. Zahmet ettiniz, müteşekkirim efendim bu alakaya. Lütfen içinizden geldiği gibi, rahat bir şekilde istediğiniz soruyu sorabilirsiniz. Gücüm yettiği kadar başarılı olursam ne âlâ, olamazsam mahcubiyetimi ifade ederim. O günlerde Şehzadebaşı’nın şehir açısından değerlendirmesine ne vaktimiz müsait oldu, ne dikkatimiz. Çünkü bir ateş topunun içine düştük. 27 Mayıs ortamının içine düştük. Her dakika ve her zamanım o mücadelenin içinde geçti. Üç gün ben yemek yemediğimi biliyorum. Mübalağa sanmayın bunu, akşam gelirim rahmetli annem yemeğimi baş ucuma koymuş, uykum var, yorulmuşum yatarım. Sabah kalkarım, kahvaltı hazır, acele işim var koşarım. Böyle üç günüm geçti. Biz kul olarak sebebiz yani, kulun gücü kuvveti ne olacak, bu sebebin içinde Rabbim bunu bana lütfettiği için şükran duyarım. Allah’a ne kadar dua etsem azdır.”

 

Kanlı 1960 Darbesi’nden sonraki dönemi anlatan ve o dönemde büyük bir mücadelenin var olduğuna dikkat çeken Cinisli, Milli Türk Talebe Birliği mücadelesinin bir dernek, vakıf mücadelesi olmadığını, bir rejim mücadelesi olduğunu vurguladı. O günkü ortamı bilenler için bu ifadelerinin çok iddialı olmadığını belirten Cinisli, bir cunta gücünün hâkim olduğu, hukuk, hak gibi kavramların olmadığı, kişilerin iki dudağından dökülecek kararlar ile insanların hayatlarının karartıldığı günün şartlarını anlattı.

 

“İnançlı, kararlı genç bir kadroyduk”

 

27 Mayıs darbesinden önceki ve sonraki öğrenci olayları, orada başlayan mücadele ve MTTB başkanlığına giden süreci anlatan Cinisli, inançlı bir genç kadronun beş yıl mücadelesinden sonra MTTB’nin millileşme sürecini dinleyicileri ile paylaştı. Parlamento penceresinden bakınca, meclis içinde olan bitenler, siyaset ve siyasetçilerin çeşitli çehreleri, rejimi yıkarak Marksist, komünist, yönetim kurmak isteyen kanlı darbe girişimlerinin nasıl önlendiğini yıllar sonra öğrendiğini; Fethi Gemuhluoğlu, Ayhan Songar başta olmak üzere bir çok kıymetli şahsiyetle alakalı hatıralarını paylaştı.

 

Darbecilerin tehdit ettiği adam: Ali Fuad Başgil

 

Rasim Cinisli, büyük bir ahlak ve fazilet adamı olan Ali Fuad Başgil’in darbeden sonraki Cumhurbaşkanlığı sürecini anlattığı konuşmasına şöyle devam etti:

 

“Darbeciler Yıldız ve Çankaya dayatmaları ile tutumlarını devam ettirmeye çalışıyorlardı. Devlet hukuka, anayasaya göre değil, silahların gölgesinde yönetilir olmuştu. Vatandaş demokrasiyi özlemişti. Toplum vicdanı, bu özlem ile tek çare olarak; Ord. Prof. Ali Fuad Başgil’in reisicumhur olmasını istedi. Milletvekillerini Ankara’ya taşıyan trenin gövdesine, adam boyu beyaz harflerle ‘Reisicumhur Ali Fuad Başgil’ yazarak uğurladılar. Ali Fuad Hoca reddetmedi. Adnan Menderes’in darağacındaki silueti, millet adına, demokrasiyi yeniden kurtarmak adına adaylığı kabul etti. Büyük kalabalıkların karşılamasını önlemek için 24 Ekim sabahı İstanbul’dan Ankara’ya geçmek için bindiği tren Polatlı’da durduruldu. Akşamüzeri saatlerce bekletildi. Gecenin geç saatinde Hocayı otelinden alıp başbakanlık binasına götürdüler. Orgeneral Fahri Özdilek ve General Sıtkı Ulay, gecenin saat ikisinde adaylıktan vazgeçirmek için uğraştılar. Önce senato başkanlığı teklif ettiler. Kabul etmedi. Sonra hayatı ile tehdit ettiler. Bu tehdit karşısında Hoca’nın cevabı muhteşemdir: ‘Paşalar siz hiç harp gördünüz mü?’ diye sorunca onlar görmediklerini söylerler. Hoca şöyle der: “Ben Kafkas cephesinde 4 yıl savaştım. Harp içinde ölüm akla gelmez. Ben şu anda harp içindeyim, ölüm korkusu yolumu kesemez.” Tehditler işe yaramayınca, Yıldız Protokolü’nün devreye gireceğini ve parlamentoyu feshedeceklerini söyleyince Hoca duraklar. Cumhurbaşkanı olmaktan vazgeçtiği gibi senatörlükten de istifa edip İstanbul’a döner. Bir görüşmemizde bana demişti ki: “İyi kötü, yapılan seçim sonucunda parlamento açılacaktı. Önemli bir mesafe alınmıştı. Parlamento bundan sonra dirayetini gösterebilirse umutlar gerçekleşebilirdi.” Demokrasi tarihine onurlu bir kayıt düştü Hoca. Cumhurbaşkanı olmadı, senato başkanı olayım da senatörlükte devam edeyim de demedi.

 

“Yahya Kemal’in cenazesine katıldım”

 

Yahya Kemal’in cenaze törenine katılıp, Mahir İz Hoca’nın şiir okuması, Ötüken Yayınları’nın kuruluşu, Mehmet Emin Ersoy ile olan hatıraları ile devam eden konuşmalarının ardından; hayatındaki iki önemli hadisenin ilkinin MTTB ikincisinin, Osmanoğulları Hanedan üyelerinin ülkeye geri dönebilmeleri için meclise sunduğu yasa tasarısı olduğunu belirten Cinisli, kanunun hangi şartlarda kabul edildiğini dinleyicileri ile paylaştı. Son Osmanlılar ile dostluk ve muhabbetleri devam eden Cinisli’ye hanedan üyesinden Mehmed Nazım Efendi yazdığı bir mektupta: “Beni cennete kavuşturdunuz.” diyor.

 

“Berin Menderes vatanperver bir kahramandı”

 

Toplantının son bölümünde Berin Menderes ve Menderes ailesi ile olan hatıralarına yer veren Cinisli sözlerini şöyle tamamladı:

 

“Özet olarak şunu söyleyeyim Berin Menderes hanımı Türk toplumu tanımamıştır ve büyük bir kayıptır. Berin Menderes çok dikkate alınacak bir anadır. O ailenin -haddim olmayarak Adnan Bey dahil- iradesidir. Bu kadar güçlü bir irade sahibiydi. Çok güzel hatıralarımız vardır. ‘Evladım Aydın seninle olunca içim rahat ediyor.’ derdi. Yüksel Bey’in vefatından sonraki iki hatıramı anlatayım da Berin Hanım’ın kim olduğunu anlayın. Yüksel Bey rahmetli olduğu zaman taziyeye gittik ve Berin Hanım’ı milletvekilleri olarak yalnız bırakmadık. Orhan Cemal Fersoy ailenin avukatıydı ve aileyi severdi. Eski Milli Eğitim Bakanımız. Berin Hanım acılı ana, baş örtüsü altında gözyaşları akıyor. Orhan Bey Berin Hanım’a ‘Hanımefendi siyaset bu aileye gelmiyor. Rahmetli Menderes politika uğruna hayatını kaybetti. Yüksel Bey de milletvekili oldu ona da yaramadı. Diğer çocuklarınız Mutlu Bey’i, Aydın Bey’i siyasete sokmayın’ dedi. Belki hepimizin yüreğinden geçiyordu ama onu Orhan Bey ifade etti. Berin Hanım, baş örtüsünü arkaya itti vakur bir ciddiyetle ‘Orhan Cemal Beyefendi siyaset nedir, siyaset vatana millete hizmet etmek sanatı değil midir? Bir ana evladını ne için yetiştirir, vatanına milletine hizmet etsin diye yetiştirmez mi? Orhan Cemal Beyefendi ben anayım, Aydın siyaset yapmayacaksa, Mutlu siyaset yapmayacaksa kim yapacak? Eğer kaderlerinde varsa trafik kazası da var.’ dedi. Duyduklarım bu. Sonra, Fatin Rüştü Bey’in annesi Osmanlı, celalli bir hanımdı. Berrin Hanım’ın da akrabasıydı. Nasıl oldu ise ordu aleyhine verdi veriştirdi. Berrin Hanım yine o acılı yürekle geriye döndü büyük bir saygıyla şöyle dedi: ‘Abla haksızlık etmiyor musun, ordu peygamber ocağıdır, içinden üç beş münasebetsiz çıktı bir iş yaptıysa, orduyu suçlamak doğru mu? dedi Allah bu memleketi ordusuz etmesin Allah memleketimize, milletimize, ordumuza muvaffakiyetler nasip etsin.” Böyle acılı bir hanımın bu idrak ve iradesi, beni o günden beri etkilemiştir. Allah mekânını cennet eylesin. Berrin Hanım’ı Türk toplumu tanımalıdır. İkbalde başbakan hanımı olarak mütevazı, ama başbakanlıktan indikten sonra da iradesini vakarını hiçbir zaman bozmayan şahsiyetli bir hanım. Nişan yüzüğü otuz sene sonra Adapazarı’nda bir kuyumcuda bulundu. Mallarına ambargo konulmuştu, yüzüğünü satıp, kimseye de derdini söylememiştir.”


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!