• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 29 Haziran 2016, Çarşamba 21:32 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:03
Font1 Font2 Font3 Font4
Ramazan biterken…

ramazanbiterken3
Necati Kağan Çetin
Gramla yazılır, yaptığın hasat,
Bir zerre noksansız, çıkar yedi kat,
Tükenen her nefes, kaybolan fırsat,
De ki; Allah için, ne yaptın bugün?
                       Cengiz Numanoğlu
Ne çabuk geçti… Daha dün gibiydi hâlbuki. Ramazan, gelişiyle hayatımızı derinden etkilemiş, herkesi farklı bir atmosfere taşımıştı. Bu ayda dünya sanki cennete benzer bir hale bürünmüştü.
İftarlar, sahurlar, teravi namazları birbiri ardınca gelip, yıkılan manevi dünyamızı tamir ediyordu.
Şimdilerde Şehr-i Ramazan’a veda ediyoruz.
Bu ayda dünya imtihanını tamamlayıp öte âleme göç edenlerimiz de oldu.
Onların ardından ömrün kısalığını bir kere daha anlamış olduk.
Bizim Yunus gibi diyelim:
Bildik, gelenler geçtiler,
Gördük, konanlar göçtüler…

Ömür de tıpkı Ramazan gibi.
İman ve İslamiyet nuru ile aydınlanmışsa ömür, endişeye mahâl yok.
Her orucun bir iftar vakti olduğu gibi, imanla geçen ömrün de bir iftarı, bir mükâfatı olsa gerek…
Rabbimize olan güvenimiz tam. Bizi Yaratan’a hep hüsn-ü zan besledik. Eğer iman ve istikamet üzere bir hayat yaşamışsak, sevinelim. İnşallah Yaratan’dan mükâfat alacağız.
Eğer hayat serüvenimizde hatalarımız, kusurlarımız olmuşsa, ümitsiz olmayalım. Hattâ kusurlarımızla ilgili bir konuya sevinelim. Neymiş o konu?
Bizi hatalarımızla kabul eden, affetmeyi seven bir Yaratan var. O halde gam ve kedere lüzum yok. Biz kusurumuzun farkında olalım, bu çok mühim.
Necip Fazıl gibi söyleyelim:
Yaradan, rahmetini kahrından üstün saydı;
Ne olurdu halimiz, gözyaşı olmasaydı?

Oruç nasıl ki sonsuza kadar sürüp gitmiyorsa… Eninde sonunda dakikalar iftar vaktine bizi ulaştırıyorsa… Ömür dakikaları da öyle. Meydan-ı imtihanda sürekli bir hareket var. Gelenler, gidenler, konanlar, göçenler…
Madem ki bu hayat kalıcı değil. Bir başka âlem bizi bekliyor. O halde hep ileriye bakmak gerekir. İleriye, öteye… Kabrin öte taraflarına…
Ebedî âlemler hakkında biraz bilgi sahibi olmak, içimizdeki ümitsizliği yok edebilir.
Gideceğimiz yere göre bir hazırlığımız olmalı.
İmanımız taklide mi dayalı, tahkike mi?
İbadetlerimiz ne durumda?
Karşılıksız iyilikten nasibimiz var mı?
Mühim olan, dünyanın fena ve fani yüzünü görebilmek.
Abdurrahim Karakoç’a kulak verelim:
Kulpu yok ki neresinden tutasın
Sana göre lokma değil yutasın
İçine gireni Allah kurtarsın
Üstünde gezmeye değmez bu dünya

Dünyanın bütün keşmekeşine rağmen, Ramazan, zamanı yavaşlatır, mekânı genişletir, gönülleri genişletir.
Evet şu daracık dünya, Ramazan’da bir başka geniştir, bir başka ferah…
Bu nasıl bir dönüşüm? Anlayan var mı?
Nerede Ramazan öncesindeki hırslar, koşturmacalar, öfkeler, ötekileştirmeler?
Evet, biraz itidal, biraz temkin gerek.
Tevekkül ve teslimiyet sonra…
Şu mübarek Ramazan’da da geçip giden ömür sermayemize, geride bıraktığımız yıllara bakmayacaksak, ne zaman bakacağız?
O kadar büyük nefretlere, düşmanlıklara gerek var mı?
Yanlışlık hep karşı tarafta mı, yoksa sende de biraz kusur var mı?
Niyazi-i Mısrî söylesin şimdi:
Bir ticaret yapmadım, nakd-i ömür oldu hebâ,
Yola geldim lâkin, göçmüş cümle kervan bîhaber.
Ağlayıp, nâlân edip, düştüm yola tenha, garip,
Dîde giryan, sîne biryan, akıl hayran bîhaber.

Geçip giden Ramazan’la birlikte, çevremizdeki ihtiyaç sahiplerine daha dikkatli bakalım.
Zekât, sadaka ve karşılıksız iyiliği bir kere daha hatırlamanın tam zamanı.
Kazandıklarımız kimin için?
Fukaranın sahibi, koruyup gözeteni olmayacaksak neden yaşıyoruz?
Sadece kendini düşünen, kendine çalışan kişi, bir durup düşünsün şimdilerde…
Üç beş kuruşla, bir çift ayakkabı ile, bir gömlekle, bir ekmekle sevindirebileceğin birileri muhakkak vardır etrafta.
Aradın mı?
Öyle gönülsüz gönülsüz olmasın arayışın.
Bir garibi sevindirmenin verdiği tat başkadır.
Tattın mı?
Cengiz Numanoğlu özetlesin:
Kibir dağlarından, inip geldin mi?
Zorda kalmış, bir kişiyi bildin mi?
Sana borcu vardı, onu sildin mi?
De ki; Allah için, ne yaptın bugün?
                                   


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN