• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 22 Ocak 2016, Cuma 22:21 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:04
Font1 Font2 Font3 Font4
Ölüm gerçeğinden uzaklarda yaşamayın

ölüm gerçeği1
Necati Kağan Çetin
İstemem nakl-i cenazemde çeleng ü ahenk
Debdebeyle gidilir saha değildir makber
Orası medhalidir barigâh-i Mevlâ’nın
Kapısından içeri acz ile girmek ister.
                                 Tahir el-Mevlevî
Ölüm gerçeğinden uzak durmaya çalışan, ölümü tamamen unutmak isteyen çok kimse var. İnsan, bilmediği veya eli yetişmediği şeye düşmandır. Oysa ölüm insana büyük kapılar açıyor.
Ölümü sık hatırlayanlar, küçücük dünyanın basit meselelerinde boğulmuyorlar. Biliyorlar ki, bu dünya geçici… Bu hayat kısa…
Ölüm gerçeğinden ne kadar kaçabilir ki insan?
Her gün mutlaka bir veya birden fazla ölüm haberi alıyoruz. Ama uzaktan, ama yakından geliyor ölüm haberi, bizi buluyor.
Her akşam batan güneş, günün sonundan haber verdiği kadar, ömrün bitişini de haber verir.
Sonbahar ve kış, biraz da ölümü hatırlatan iki güzel mevsimdir.
365 gün de biter, on iki ay da…
Ölüm güzel şey budur perde ardından haber,
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?

Ölümün dış görünüşü soğuktur, soğuk bir yüzü vardır ölümün…
Ama hakikati başkadır.
Bütün dostlarımız, akrabalarımız, sevdiklerimiz, alimler, evliyalar, peygamberler, ölümün ötesindeki bir yerde, bir başka hayat mertebesinde yaşamaya devam ediyorlar.
O hayatı merak edenler için Kur’an ve hadisler çok önemli kaynaklardır.
Ömrün kısa ise, ebedî bir ömrün var, merak etme.
 Fikrin sönük ise, Kur’ân’ın güneşi altına gir.

Ölüm, aklın tek başına idrakten aciz kaldığı bir gerçek.
Hayat dediğimiz şey, bütünüyle bu hayatla mı sınırlı?
Hayır…
Bizim dar bakış açımız, ölüm gerçeğini anlamayı zorlaştırıyor.
Ölüm, kalp kulağımıza fısıldıyor:
Hazır mısın?
Ötedeki hayatın için ne hazırlık yaptın?
Demek ki hazırlık yapmak, ölümden sonrası için hazırlıklı olmak gerekiyor.
O dem ki perdeler kalkar, perdeler iner…
Azrail’e hoş geldin diyebilmekte hüner…

Zaman süratlendi sanki veya zaman algımız değişti.
Bir yıl bir ay kadar, bir ay bir hafta kadar, bir hafta bir gün kadar kısaldı sanki.
Sabah kalkıp işlerimizi halletmeye çalışırken, bir de bakıyoruz ki akşam oluvermiş.
Gözümüzü yeniden açtığımızda, akşam geride kalmış, ertesi sabaha uyanmışız!
İnsan, bu kadar hızlı akan zamanın içinde hangi arada derede ölümü hatırlayabilir?
Oysa ölüm günde beş defacık bile olsa hatırlanmalı…
Bu dünyaya saplanıp kalmamak için hatırlanmalı…
Ne görsem, ötesinde hasret çektiğim diyar,
Kavuşmak nasıl olmaz? Madem ki ayrılık var…

Hayatını Allah’a inanarak, ibadet ederek, güzel işler yaparak geçirenler, ölümden sonraki hayata daha pozitif bakıyorlar.
Hayat, tıpkı bir sanat eseri gibi yaşanmışsa, korkmaya gerek yok.
Öteki tarafta kendi hayat hikâyemiz bir kitap halinde bize verilecek.
Ömür dakikaları tükenmeden, o kitaba güzel bir şeyler yazmaya çalışmalı insan…
İman, ibadet, doğru ve düzgün işler…
Baki kalan bu kubbede hoş bir ses, güzel bir sadâ bırakabildiysen endişelenme.
Çok güzel söylemişler: Allah var, keder yok.
Kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse;
Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse!

Ölüm gerçeği, görebilen, anlayabilen için genişlik demek.
Hem nasıl genişlik…
Ebedlere uzanan, cennet bahçelerini kalbe ilham eden enfes bir genişliktir ölüm.
Sen yeter ki öteki alem hakkında ümitli ol, güzel düşün.
Üç dakika üzülmeye değmeyecek şey için, kırıp dökme…
Ne kendine, ne de başkasına bu dünyayı dar etme!
Madem ki bu dünyaya bir daha gelecek değiliz…
O halde bu öfke, bu telaş, bitmez tükenmez bu hırs niye?
Bu dünyada renk, nakış, lezzet ne varsa küsüm;
Gözümde son marifet, Azrail’e tebessüm…

Az evvel söyledik ya, ölüm, aklın tek başına idrakten aciz kaldığı bir gerçek.
Kur’an-ı Kerim’in ve Efendimiz’in (asm) bu konuda söyledikleri anlaşılmadan, ölümü anlamak zordur elbette…
Ölümün aklı aşan, fikri aşan, insanı aşan, dünyayı sarsan bir yönü var.
Efendimiz (asm) demiş: “Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz.”
Bir düşünün…
Bunca hırs, bunca öfke, dünya dolusu entrika…
Bütün bunlara “Dur bakalım!” diyebilen ölümün ikazı olmasa, ölçüyü kaçıranlara laf anlatmak mümkün olur muydu?
Evet… Ölümü hatırlamak ve hatırlatmak, bütüüün o haddi aşma yolunda olanlara gösterilmiş kırmızı kart demek.
Suâl: Ey velî, insan nasıl olmalı, söyle!
Cevap: Son anda nasıl olacaksa hep öyle…

Bir hatırlatma:
Bu yazıda zaman zaman mısra ve cümlelerinden alıntılar yaptığımız Üstad Necip Fazıl ve Üstad Bediüzzaman, ölümü çok güzel anlatmışlar.
Merak edenler, bu iki büyük üstadın eserlerini incelesinler.
Öteki âlemleri, ölümü ve sonrasını çok iyi tarif etmişler.
Bizden söylemesi…


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN