• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 9 Ocak 2015, Cuma 22:18 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:06
Font1 Font2 Font3 Font4
Nur Saçan Kandil

 
kandil3
Yazar: Necati Kağan Çetin
 
 “Ey Peygamber,
Biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı,
Onun izniyle Allah’a çağıran bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.”
                                                                                                      Ahzab Suresi 45-46
 
İki Cihan Güneşi’nin (asm) döneminden önce dünya, şimdikinden çok daha zorlu şartlara sahipti. Cehalet, inat, düşmanlık, vahşet… Almış yürümüştü.
Herkeste bir bezginlik, herkeste bir ümitsizlik…
Güçlü olan, zayıfı ezer, mazlumları haraca bağlar…
Kabileler arasında bitip tükenmek bilmeyen savaşlar ve kan davaları…
Diri diri gömülen kız çocukları, cennet gülleri…
Bu vahşete dur diyebilecek bir tek bile olsa, cesur bir ses var mı?
Sonraki yıllarda dünyaya cesareti öğretecek kahramanlar dahi henüz hiçbir şeyin farkında değil…
Ömer, Halid bin Velid, Hamza farkında değil!
O yıllarda bütün dünyaya büyük bir manevî karanlık hükmediyor.
Bizans karanlık, Pers karanlık…

Birden Mekke’de bir aydınlık, bir nur!
Nur Saçan Kandil:
Muhammed-ül Emin.
Ondan yerler emin, gökler emin…
Emniyet ve güven kelimeleri, gerçek anlamına Onunla kavuşuyor.
Müjde ve davet onda…
İyiliğe, doğruluğa, imana davet!
Ona gönül verince Hatice, Allah’a ilk iman etme şerefiyle şereflenir.
Ona iman edince Ebu Bekir, sadakat ve doğruluğun zirvelerine yükselir.
Onu tanıyınca Ömer, dünyaya cesaret ve adalet öğretir.
Onu anlayınca Ali, ilim ve irfan kapısı olur…
Sonra Osman, sonra Hamza, sonra bütün Ashab-ı Kiram…
Mekke ve Medine’den dünyaya bir büyük aydınlık yayılır…
Nur üstü nur… Nur üstü nur…

Peygamberin elinde Kur’an, dilinde Kur’an, kalbinde Kur’an…
Nur üstü nur… Nur üstü nur…
Şimdi kız çocukları güvende, mazlumlar güvende…
Her yerde cömertlik, her yerde adalet.
Kelimeler, gerçek anlamlarına kavuşuyor:
Barış, adalet, cömertlik, sabır, sevgi, muhabbet, tebliğ, temsil…
Böyle büyük bir aydınlık olmasa,
Kim, nasıl anlayabilir kelimelerin gerçek mânâsını?
Yumuşak bir üslupla söz söylemeyi, kavl-i leyyini kim anlar?
En güzel misali, en güzel timsali, üsve-i haseneyi kim anlar?
Nur Saçan Kandil (asm) olmasa, ışığın gerçek anlamını kim, nereden bilir?

Sonra asırlar, sonra zamanlar:
Ömer bin Abdülaziz, İmam-ı Azam, İmam-ı Şafi…
İmam-ı Gazali, İmam-ı Rabbanî, Abdülkadir Geylani…
Nur saçan kandilden ışık alan gönül sultanları:
Bediüzzamanlar, Mevlânalar, Yunuslar…
Namsız ve nişansız nice bilinmedik evliyalar…
İnsanlık semasının pırıl pırıl yıldızları…
Dünyayı kaplayan manevî bir deniz:
İman ve İslamiyet!
Abbasiler, Emeviler…
Karahanlı, Selçuklu, Osmanlı…
Bu bir medeniyet…
İlim ve sanatıyla hakiki medeniyet.
Mimarî, hüsn-ü hat, ebru, minyatür, tezhip…
Renklerle, çizgilerle büyük bir medeniyet.
İlhamlar:
Nur Saçan Kandil’den (asm)…

Nur Saçan Kandil’in (asm) sevdalıları:
Osman Gazi, Orhan Gazi, Murad Hüdavendigâr…
Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim…
Itrî, Dede Efendi…
Sonra Necip Fazıl,
Sonra Arif Nihat Asya…
Sonra ahirzaman ümmeti…
Bu nasıl bir sevgi?
Nasıl bir sevda?
Aradan geçen yüzyıllar, kandilin aydınlığını artırır, çapını artırır…
Keşke bu aydınlığı, herkese tek tek anlatabilsek…
İçimizde bir kor gibi yansa onun sevgisi…
Gözlerimizi yaşartsa…
Dünya, bu sevgiyle bir kere daha dirilse…
İnsanlık dirilse…


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN