RÖPORTAJLAR
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
  • HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
    HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
  • Güray Süngü ile Röportaj
    Güray Süngü ile Röportaj

Nerdeyse Aşk/Almost Love; Bir Saat Güldürüp Bir Saat Ağlatan Film
Eklenme Tarihi: 31 Aralık 2014, Çarşamba 15:04 - Son Güncelleme: 31 Aralık 2014 Çarşamba, 15:04
Font1 Font2 Font3 Font4



Nerdeyse Aşk/Almost Love; Bir Saat Güldürüp Bir Saat Ağlatan Film
Şaziye AYAŞ Güney Kore filmleri sevenler bilir; Güney Kore filmlerinin (özellikle romantik olanlar) ayrı naif bir dünyası var. Kore festival filmleri ne kadar savaşın etkilerini, işkenceyi ve Amerika hâkimiyeti altında geçirdiği talihsiz günleri, bölünmüşlüğü resmediyorsa romantik filmler de o kadar masumiyeti umudu temsil eder. Amerikan Romantik filmlerindeki gibi çikolata çiçek klişesine girmezler mesela, çikolata vereceklerse […]

as
Şaziye AYAŞ
Güney Kore filmleri sevenler bilir; Güney Kore filmlerinin (özellikle romantik olanlar) ayrı naif bir dünyası var. Kore festival filmleri ne kadar savaşın etkilerini, işkenceyi ve Amerika hâkimiyeti altında geçirdiği talihsiz günleri, bölünmüşlüğü resmediyorsa romantik filmler de o kadar masumiyeti umudu temsil eder. Amerikan Romantik filmlerindeki gibi çikolata çiçek klişesine girmezler mesela, çikolata vereceklerse de elleri ile yaparlar. Çiçeği kendileri yetiştirirler. Kendine özgü romantik bir tavrı olan filmlerde mesela âşıkların birlikte geçirdikleri ilk kar çok önemlidir. Sevdiklerini çanta gibi sırtlarında taşırlar. Kızlar kilolarına dikkat etmek için az yemez ve genelde erkekler değil kızlar sarhoş olup kendilerini komik bir rezillik içine sokarlar. Erkekler daha sabırlı ve vefakârdır.
İşte insanın kendini bunlar arkadaş mı âşık mı diye sorgulamasına neden olan “Neredeyse Aşk” da bu filmlerden biri. Bana sorarsanız iki insan bir arada olmak istiyor ve birbirleri olmadan yapamıyorlarsa adının bir önemi yok ama varın filmi izleyip siz karar verin. Neredeyse Aşk, insanı önce tepelere çıkartıp ukala, dünyayı boş verip kendi hayallerinin peşinde koşan iki genci tüm şımarıklıkları ile gösteriyor, sonra bizi de onlarla beraber en dipsiz kuyulara merdivensiz bırakıveriyor. Bu yüzden önce gülüp sonra birden sinirleriniz boşalmışçasına ağlayıveriyorsunuz. Çok güldük ağlamayalım diye bir söz vardır malumunuz; işte bu söz bu filmle daha bir anlam buluyor.
Belki başlarında sabırsız seyirci sıkılıp izlemeyelim sıradaki gelsin diyebilir. Size tavsiyem bu arkadaşlara sabrın sonunun selamet olduğunu bu filmle gösterin ki; bir daha filmin başını izleyip hemen filmle ilgili bir görüşe sahip olduklarını düşünmesinler.
Karakterleri güzel çizilmiş bu filmin oyuncu kadrosu da oldukça seçkin. Sang-woo Kwone Güney Kore sinemasını sevenlerin yakından tanıdığı müthiş bir oyuncu. Bebek yüzlü olmasına rağmen bazen o kadar iyi oynuyor ki insanı kendisinden soğutabiliyor. Rol arkadaşı Ha-neul Kim’in de Sang-woo’dan geri kalır bir yanı yok. İkisinden birinin oyuncu kadrosunda olması tek başına o filmi izleme sebebiyken ikisi beraber olunca kaymaklı ekmek kadayıfı.
Sevdiğini nasıl göstereceğini bilmeyen çocukların hikâyesi olan bu filmin bir başka ilginç yanı da gerçek olduğu hakkında kuşku duymanıza neden olması. Gerçek görüntüler ve olaylarla insanda merak duygusu uyandırması. Ama varın gerçek olup olmadığını siz araştırın zira benim kalbim bir saat ağlamaktan sonra bunu kaldıramayacak. İflah olmaz bir romantik komedi – dram izleyiciyseniz bittiğinde gerçekten “Okuduğum en uzun aşk mektubuydu.” demeniz garanti. Şimdiden iyi seyirler…
 

 
 
 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!