RÖPORTAJLAR
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
  • HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
    HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
  • Güray Süngü ile Röportaj
    Güray Süngü ile Röportaj

MODERN ZAMANLARDA AŞK
Eklenme Tarihi: 15 Kasım 2014, Cumartesi 15:29 - Son Güncelleme: 15 Kasım 2014 Cumartesi, 15:29
Font1 Font2 Font3 Font4



MODERN ZAMANLARDA AŞK
Şaziye AYAŞ Ne güzel söylemiş şair;  “Başkalarının aşklarıyla başlıyor hayatımız Ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla.” (İsmet Özel /Bir Yusuf Masalı) Bazı filmler vardır, vizyona girdiği zaman izleyemediğinizde üzülürsünüz ama izleyememenizin sebeb-i hikmetini ancak izlemek nasip olup da ruhunuza dokunduğunda anlarsınız. Halet-i ruhiyenizi bilip daha önce izlediğiniz filmi ilaç niyetine tekrar seyretmek de güzeldir fakat kanaatimce […]

Şaziye AYAŞ

1958090_584800321609182_1553216464_n

Ne güzel söylemiş şair;

 “Başkalarının aşklarıyla başlıyor hayatımız

Ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla.”

(İsmet Özel /Bir Yusuf Masalı)

Bazı filmler vardır, vizyona girdiği zaman izleyemediğinizde üzülürsünüz ama izleyememenizin sebeb-i hikmetini ancak izlemek nasip olup da ruhunuza dokunduğunda anlarsınız.

Halet-i ruhiyenizi bilip daha önce izlediğiniz filmi ilaç niyetine tekrar seyretmek de güzeldir fakat kanaatimce filmlerin hediye gibi karşınıza çıkması çok daha güzeldir. Öyle ki bir kez daha kadere inandır sizi.

İşte bu hafta tavsiye edeceğim Üç Yol bu filmlerden biri benim için.

Faysal Soysal’ın ilk filmi olan Üç Yol’ u geçen yıl vizyona girdiğinde sadece bir hafta* sinemalarda gösterildiğinden seyretmek kısmet olmamıştı.

Hatta daha sonra birçok belediye ve sanat merkezinde yer almasına rağmen filmi izleyememiştim ama Faysal Soysal Söyleşilerine gidebilmiştim. Ve bu söyleşiler sayesinde Üç Yol’u izlemeden hakkında bilgi edinmiş ve yorumları dinleme fırsatı bulmuştum.

Daha önce hiç başıma gelmemiş olan bu durum yönetmeninin bile karmaşık olduğunu ve ilk seferde anlaşılamayabileceğini söylediği filmi ilk seferde anlamamı sağladı. (Tabi ki her seferinde başka anlamlar katacak bir film ama hikâye genel hatlarıyla anlaşılıyordu.)

1800443_584906584931889_835589814_n

Filmi izlemek için acele etmememin nedenlerinden biri filmin fazlasıyla karışık olduğuna dair haksız eleştirilerdi. Filmi izledikten sonra bu eleştirilere inandığım için üzüldüm. Film birçok konuya değiniyordu evet ama olay içinde güzelce yedirilmişti. Kafa kurcalayan, kısımları olsa da filmin kareleri arasında bir bütünlük vardı. Filmin birçok hayati konuya değinmesi fazla mesaj kaygılı olduğu izlenimi vermiyordu.

Fakat bir Türk yönetmen tarafından hepimizin çocukluğunda ya da gençliğinde yer etmiş Bosna savaşı ile ilgili bir film çekilmiş olması zaten başlı başına filmi özel kılmaya yetiyordu. Konular kaba hatlarıyla sırf değinilmek için hikâyeye katılmış değildi.

Bünyamin ile Züleyha’ nın uyumu, birlikte geçen sahneleri, diyaloglar güzel ve inandırıcıydı fakat filmin sürprizi olan Yusuf çok etkisiz kalmıştı.

Aksanına rağmen etkili bir oyunculuk çıkaran Nik kadar bile söyledikleri anlaşılır değildi; dediklerini anlamak ve duygularını hissetmek için kendimi gerçekten zorladım.

Rıza Akın ‘ı çok severim ama Batman’da Bünyamin ‘in anlattığı figürden bambaşka bir baba ile karşılaştım. Bosna’da bile Bünyamin olan Nik’ in Türkiye’de Benjamin olması kulağa hoş gelmedi.

Önlerinden bir cenaze geçtikten sonra birbirleri ile dalaşan ve bizi güldüren adamlar filmin en duygulu olması gereken sahnenin etkisini azaltıyor gibi hissettim.  Bünyamin havale geçirirken Züleyha’nın odaya girip ağır çekimde gezmesi bence gereksizdi. Bünyamin mayına bastıktan sonra İstanbul’da neşeli bir müzik duymak beni rahatsız etti.

Yine de Bünyamin arabada konuşurken kameranın gölgesini görmemiz tek teknik aksaklık gibi görünüyordu. Filmin- teknik açıdan- renkleri duygulara hitap etmesi bakımından güzeldi.

Filmin şiire göz kırpan tarafları modern insanın duyguları üzerine düşünmeye davet ediyordu.

Aşk hakkında söyledikleri hem cevap verip hem soru sorduruyordu.

1743483_584800098275871_50446722_n

Kaybedince anlaşılır aşk, kalıp bir cümledir. Hepimiz az çok biliriz ya da bir yerlerden duymuşuzdur. Ama anlamak yine bir nasip meselesidir.

Hatta anladığımızı anlamını bulduğumuzu zannettiğimizde kaybedip tekrar bulabiliriz.

Bazen insan sevilmediğini bilir ama bunun için bir işaret arar ve bunu bir papatya falında bile bulabilir.

İnsanın sevdiğine verdiği hediyeler özel anlamlar taşır. Bir bileklikle bir şalın bir yüzüğün anlamı farklıdır mesela …
insana kaderi olmayan birinin hediyesini, nişanını taşımak nasip olmaz.

Ve

kendi rüyası, kendi acısı, kendi aşkı olmayan modern insanlar hep kaybolmaya mahkumdurlar.

Peki siz Yusuf’un rüyasında kaybolan Bünyamin misiniz yoksa Bünyamin’in hayatına varis kabul eden Yusuf mu?

*(duyduk ki bu konuda dağıtım şirketine dava açılmış ve kazanılmak üzereymiş, sevindik.)

1013328_584799868275894_787149772_n


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!