RÖPORTAJLAR
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
  • HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
    HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI

MEDENİYET RÜYASI
Eklenme Tarihi: 14 Aralık 2015, Pazartesi 21:54 - Son Güncelleme: 14 Aralık 2015 Pazartesi, 21:54
Font1 Font2 Font3 Font4



MEDENİYET RÜYASI
Ahmet Kutluay Hayal olmayan, rüya ise olmaya yakın olandır. Medeniyetimiz; bilmeyenlere hayal, bilenlere ise dün kadar gerçek, yarın kadar yakındır. Hasta-hane değil Şifahanedir ki, insanlar Şafi olana döner. İyilik yapana teşekkür edilir ki, Hakk Teala’ ya yapılacak şükür hatırlansın, ihmal olunmasın. Ezan okununca yatanlar doğrulur ki, idrakler ve gönüller insanlığın selameti için bir ufukta doğrulsunlar. […]

10265587_10152486018139078_5496955641138636730_o
Ahmet Kutluay
Hayal olmayan, rüya ise olmaya yakın olandır. Medeniyetimiz; bilmeyenlere hayal, bilenlere ise dün kadar gerçek, yarın kadar yakındır. Hasta-hane değil Şifahanedir ki, insanlar Şafi olana döner. İyilik yapana teşekkür edilir ki, Hakk Teala’ ya yapılacak şükür hatırlansın, ihmal olunmasın. Ezan okununca yatanlar doğrulur ki, idrakler ve gönüller insanlığın selameti için bir ufukta doğrulsunlar. Bir eşya ödünç alınıp sonra geri verilir ki, kimse dünyanın geçici malını mülkünü sahiplenmesin.
Kol kırılır yen içinde kalır; çünkü sır, insanı yüceltir. Kişi dilinin altında gizlidir ki, gönül kazanında kaynattığı anlam, dil kepçesiyle ikram edilir. Küçük dağları ben yarattım demek, günahların en büyüğüdür. Misafire kahveyle su ikram edilir ki; açsa suyu, tok ise kahveyi içsin.
Misafirin ayakkabısı düzeltilir ki ayağın döndüğü yön başın, başın döndüğü yön ayağın kıblesidir. Sokakta tanınıp bilinmeyen insanlara da Allah’ ın selamı verilir ki, sevgi ve muhabbet yayılsın.
Medeniyetimiz bütün kuvveleriyle ve kurumlarıyla engelleme ve taarruzlara karşı yaşamaya devam ediyor. Medeniyet rüyası görmek demek, günlük hayatta medeniyetimizin bin yıllardır yaşayan izlerini görmek ve o değerlerin ruhunun izini sürecek cesareti özünde bulmak demektir.
Medeniyet rüyası görmek, bütün insanlığın derdiyle dertlenmek demektir. Afrika’yla bir, Kuzey kutbunu, Anadolu’yla bir bütün cihanı kucaklamak demektir. Kâinatı kucaklamaya azmetmektir.
Şehirden ve şiirden, müzikten ve ritimden her dem yenilenen bir nefes inşa etmek, ancak ve ancak medeniyet rüyası görmekle mümkündür.  Leyla, göz ile kaştan ibaret olmaktan çıkıp, gece olup ilimle ihya olduğunda, rüyalar gerçek olmaya mayalanır.
Hakikatin hakkı gönül tahtında tahkim olmadan, medeni olmak yalnız rüyadır. Yalnız rüyanın hakikati, rü’yet-i cemale ermektir ki, güzellik her yanı sarıp-sarmalar. Bir tek olur, gören-görünen, bilen-bilinen…
Medeniyet, ne geçmişin yüceltilip ân’ ın ıskalanması, ne de ân’ ın büyüsüne kapılıp geleceğin gelmeyecek sanılmasıdır. İnşa edilmesi muhakkak olan Medeniyet, varoluşunun her an yeniden yeniden kurgulanırken geçmiş ayetinden ders alınıp, gelecek ahretine kök salarak tutunulması ile mümkündür.
Medeniyetin rüyasını dahi görebilmek, hayalin derinliklerine doğru tohumlar ekmekle mümkün… Dertsiz bir neslin medeniyet inşa etmesi düşünülemez. Davası ve derdi, evvela kendi eksiği olan, derdin hakkını veren ve dermanı da dışarıda aramayan kişi, medeniyet işçisidir.
Medine’ den medeniyete olan yolculukta, insan ünsiyet kurabildiği kadar medenidir. Bir mefkure ve o mefkure temelinde oluşmuş kurumlar, kainatla ünsiyet kurabilen ve o ünsiyetin de sırı ile sırlanıp sınırını aşan insanların çokluğu kadar medeniyettir.
Varlığa faydalı olmayı var oluş gayesi bilen, üretmekten erinmeyen, modern yapay güneşlerin ışıltısı altında erimeyen ruhların rüyası da gerçeği de medeniyete dairdir. Medeniyetimiz gönlü cihanı gölgesinde serinletecek çınar olan yüce ruhlu mütefekkirler doğurmuştur. Aynı özde ve aynı verimli topraklar da yetişen-yetişecek kamil idrakler, tastamam bir medeniyet çocuğu doğuracaklardır.
Ancak o doğumun rüyası şimdiden görülmeli, tohumu şimdiden bereketli gönüllere gömülmeli, duası şimdiden edilmeli, telkini önce kendimize sonra âleme verilip, insanlığın geleceği, o öz, saf ve duru maya ile mayalanmalıdır.
 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!