• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 12 Kasım 2014, Çarşamba 13:28 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:07
Font1 Font2 Font3 Font4
Manevî kalbi dinlemek, dinlendirmek

images (1)
Yazar: Necati Kağan Çetin
 “Kalp, Allah ile birlikteyken dinlenir. Başkalarının yanında yorulur.”
                                                                           Abdülkadir Geylani
 Manevî kalp, iman, muhabbet ve marifetin merkezidir. O, marifetullah ve muhabbetullah ile beslenir. Allah’ı anmakla doyar…
Gelip geçici şeyler, fena ve fani olanlar, manevî kalbe iyi gelmez.
Sabahtan akşama sürüp giden alışveriş, para ve faiz hesapları ona göre değildir.
Alışveriş merkezleri, tüketim çılgınlığı, eğlence kültürü… Manevî kalbi boğar.
O, dünyanın ahirete bakan yönlerini, Esma-i Hüsna’ya bakan yanlarını tanımak ister.
Kur’an, kalbi diriltir. Namaz nefes aldırır. Oruç, ona bambaşka lezzetler tattırır.

Tefekkürden gelen manevî lezzet, insanın aradığı gerçek lezzet değil midir?
Kâinat, tefekküre kapı aralıyorsa, okumasına doyum olmayan bir kitaba dönüşür.
Gitgide artan hayat temposu, insanı yorar…
Tüketim çılgınlığına kapılanlar, görülmesi gerekeni göremez, bilinmesi gerekeni bilemezler…
Üretim-tüketim-harcama kalıpları arasına sıkışıp kalmış bir hayattan, geriye ne kalır?

Batı Uygarlığının önemli isimlerinden bu sırra erenler var:
Dr. Alexis Carrel, George Bernard Shaw, Henry David Thoreau, Thomas Carlyle, Otto Von Bismarck, Johann Sebastian Bach…
Kimi tefekkürle, kimi müzikle, kimi edebiyatla kalbin sırlarına ermişler.
Kâinat kitabını okuyup, kâinat senfonisini dinlemişler…
Sonucu ilan etmişler:
Allah, kalbin en fazla ihtiyaç duyduğu en büyük hakikattir.

Günümüzde bu büyük sırra ermeyi zorlaştıran öylesine büyük engeller var ki…
Bilgi kirliliği, gürültü kirliliği, ışık kirliliği, görüntü kirliliği, çevre kirliliği…
Tüketim çılgınlığı, sürat çılgınlığı, eğlence kültürü, magazin kültürü…
Benmerkezcilik, yabancılaşma, yalnızlaşma…
Bîçare insan, bunca engeli aşıp da, aradığı hakikate nasıl ulaşsın?

Dünyada son yıllarda yaşanmakta olan krizlerin merkezinde insan var.
Manevî kalbi doyurulmayan insan var.
Manevî kalp, Esma-i Hüsna’nın bütün nurlarına ihtiyaç duyar.
Yaşadığımız ekonomik ve sosyal krizlerin tamamına bir de bu açıdan bakın.
Gerçek problem nerede, gerçek ve nihaî çözüm nerede?

Metropoller, insanı topraktan koparıyor.
Şehrin ışıklarından, göklerdeki yıldızların her gece yaşanan şölenlerini göremiyoruz.
Yalnızca yağmur yağarken duyulabilecek eşsiz besteleri ve toprak kokusunu duyamıyoruz.
Bütün bunlarda görülen ilahî tecellilerle kalplerimiz henüz tanışmamış…
Ahirzaman evladı işte böyle yabancı, böyle yalnız, böyle uzak…
En büyük uzaklık da Yaratan’a olan uzaklığımız…
Manevî kalp bu kadar ayrılığa ne kadar tahammül edebilir?

Oysa kim kendi uyanık kalbini dinlese, derinden derine “Ebed! Ebediyet!” sesini işitebilir…
Yunus’a şunları söyleten sır neydi?
Sufilere sohbet gerek,
Ahilere ahret gerek,
Mecnunlara Leyla gerek,
Bana seni gerek seni… 


Bilgi ve teknolojinin büyüsüne kapılan insanlık, maalesef hâlâ olması gereken noktanın çok gerisinde…
Dünyada dolaşıma giren para miktarı her yıl artıyor, fakirlik de artıyor.
Her yıl üretilen bilgi miktarı, bütün yüzyıllarda üretilen bilgiyi aşıyor. Bunca bilgiye rağmen cehalet artıyor.
Teknoloji, hayatı bir yandan kolaylaştırırken, diğer yandan zorlaştırıyor.
İnsan, teknolojiye yaklaştıkça, diğer insanlardan uzaklaşıyor.
Tüketim çılgınlığı artıyor, silahlanma yarışı artıyor…
Bütün bu çılgınlıkların ağında, insan ve manevî kalp eziliyor.

Bütün mesele manevî kalbi dinlemek, dinlendirebilmek.
Allah’a imandaki son sırra erebilmek.
Dünyanın manevî kalp seslerini duymak çok mu zor?
İnsanın manevî nabzını tutmak çok mu zor?

Ali Ulvi Kurucu, imandaki son sırla ilgili bakın ne diyor:
Bir azm, eğer îman dolu bir kalbe girerse,
İnsan da o îmandaki son sırra ererse,
En azgın ölümler ona zincir vuramazlar,
Volkan gibi coşkun akıyor, durduramazlar.

İmanla kanatlanmış bir kalp, bulunması gerekeni bulur.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN