RÖPORTAJLAR
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”

Kim bunun sorumlusu?
Eklenme Tarihi: 24 Nisan 2018, Salı 01:22 - Son Güncelleme: 24 Nisan 2018 Salı, 01:28
Font1 Font2 Font3 Font4



Kim bunun sorumlusu?
Yeni nesilden hemen hemen hepimiz şikayetçiyizdir. Belki de “Yeni nesil harikulade!” cümlesini duyabileceğimiz insan sayısı yok denecek kadar azdır.

Yeni nesilden hemen hemen hepimiz şikayetçiyizdir. Belki de “Yeni nesil harikulade!” cümlesini duyabileceğimiz insan sayısı yok denecek kadar azdır. Peki nedir bu nesli böyle şiddetle eleştirmemizin sebebi? Şimdi bir kısmınızın cevaplarını duyar gibiyim. Evladı olanların anne-babasına itaatsizliği, kardeşi olanların ipe sapa gelmezliği, eşi olup da gözü dışarıda olanların düzelmezliği ve dahası… Peki büyüklerime soruyorum; kim yetiştirdi bu ısrarla eleştirdiğimiz yeni nesli? Acı gerçekle yüz yüzeyiz değil mi? Belki de birçoğumuzun kendine itiraf etmekten kaçmayı bırakın, besbelli karşı tarafı suçlamak kolayına gelmiş. “Aman ben yaşamadım, çocuğum yaşasın” ya da “Ben zamanında çok çektim, çocuğum rahat etsin” diyip de evlatlarımızın önüne her türlü imkanı verip, sonra büyüdüklerinde “Ah bu yeni nesil” diye yakınmalarımız ne de trajikomik değil mi?

 

Önceleri ayağında giyecek ayakkabısı olmadan okula giden, eve geldiğinde yiyecek bir şey bulamadığından belki de aç uyuyan, okuldan artakalan zamanlarda çalışmak zorunda olan o nesil şimdi yepyeni bir nesil yetiştiriyor. Bırak şimdikilerin elindeki telefonun T’si olsun; üç beş taş bulup da sokaklarda oyun oynamak eskilere mükafatken, şimdikiler doymak bilmiyor. Eski eşyaları yamalayıp yamalayıp kullanan, artık iflah olmaz hale gelince konu komşununkine muhtaç kalan o anneler nerede? Şimdi geçen ayki eşyasını beğenmeyip her ay yenisini alan ve yine de memnun olmayan bir nesil doğuyor.  Önceleri okumak için kırk takla atıp, öte yandan tarlalarda çalışanlar da bir zamanlar çocuktu. Şimdilerdeyse iki naz yaptığında sözünü annesine dinleteceğinden emin olanlar da çocuk. Okula zorla gönderdiğimiz bu çocuklar bir de çok şey yapmış gibi gelip çok yoruldum diye şikayet ediyorlar. O çocukları da birileri yetiştirdi, bu çocukları da birileri yetiştiriyor. Nesli eleştirip kenara çıkmak en kolayı…

 

Hiç unutmam, bir erkek öğrencim vardı. Ortaokul son sınıf öğrencisiydi. Annesi onu hala o kadar çocuk görüyordu ki, elinden tutup okula getiriyordu. Bir de evlat okuldan çıkana kadar onu her gün kantinde bekliyordu. Annesi böyle yaparak çocuğuna müthiş ilgili olduğunu sanıyor olsa da, arkadaşları bizimkiyle dalga geçiyordu. Çocuk çaresiz, başını önüne eğiyor ve susuyordu. Annesiyse öğrencimin derslerini bile bizimkine bırakmıyor, kendi yapıyordu. Sonra sonra öğrendim ki telefondan öğrencimin adına “Hocam bu soruyu çözemedim, yardım eder misiniz?” diye gelen mesajlar bile annesindenmiş. O gün beynime dank etti! Birkaç gün sonra velimle yine yüz yüze geldik. Olacak bu ya; beni kenara çekerek öğrencimin durumunun neden bir türlü iyiye gitmediğini sordu. Derslerini artık koymuştum bir kenara, yavrucak öz güvensizdi. Yarın liseye gidecekti. Peki orda da mı annesi okulun bir köşesinde onu bekleyecekti? Elbet de anneler evlatlarını bırakmamalıydı. Onlara bildirmeden kaç yaşında olurlarsa olsunlar gözleri üstünde olmalı ve onlara doğru yolu göstermeliydiler. Ama özgüven sahibi olmak gibi hayata yön veren konular daima ön planda tutulmalıydı. Artık dönemin sonuna yaklaşıyorduk. Velimi de kırmak istemiyordum. Özünde iyi bir insandı. Ama bu çocuğun geleceğinin bu şartlarda sağlam bir zeminde kurulamayacağını bildirmeliydim. O günden sonra öğrencim sağlam bir “oh be!” demişti. Çocuğun günden güne değişip, hatta derslerinde bile yükselmesi gözle görülür bir durum haline gelmişti.

 

Diyeceğim o ki; evet çocuk yetiştirmek bir sanattır dostlar! Yeni nesli eleştirmeden önce bir dönüp kendimizi eleştirsek belki de her şey düzelecek. Kendi görmediklerimizi çocuklarımız görsün diye çabalarken ahlaklarından bihaberiz. Ceplerini para, odalarını hediye, boğazlarını abur cuburlarla doyuruyoruz da, sonrasında gözlerini doyuramıyoruz, farkında değiliz! Bir kere çocuğa “YOK!” kelimesini öğretmiyoruz. Cebimizdeki son paramız da olsa “Aman evladımın onda gözü kalmasın” diyip her istediklerini önlerine seriyoruz, sonra gözü aç bir toplum doğuyor. Kendi geleneğimizi unutup, şu hayranı olduğumuz televizyonun karşısından kopamıyoruz. E tabi çocuğa istediği her şeyi verdik ya; elinde telefon, odasında işte… E peki dostum soruyorum sana, ne yapıyor o çocuk elindeki telefonla o odada? Kim bilir kaçımız -her akşamı geçtim- haftanın bir ya da birkaç akşamı ailemizle toplanıp da şöyle bir aslımızı neslimizi konuşuyoruz. Çocuk atalarını az buçuk okulda öğretmeninden duyuyor. Zaten bayramlar da bayram gibi değil artık. Herkes bir yerlerde tatilde oyalanıyor. Bu çocuk geleneğini, kültürünü ve hatta dinini bile pek az biliyor. Biz şimdi bu çocuğun nesinden şikayet ediyoruz? Haydi bakalım o zaman dostlar! Aynaya bakma zamanıdır şimdi!

 

Nursima Kılıç


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!