• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Ayşei Yasemin Yüksel
Ayşei Yasemin Yüksel
Eklenme Tarihi: 14 Mayıs 2015, Perşembe 20:53 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 22:46
Font1 Font2 Font3 Font4
Kedi Merdiveni

kedi
Ayşei Yasemin YÜKSEL
Daha kış tümden bitmemişken giriş kattaki evinin zeminden iki metre yüksekte kalan balkonunun altına bir kedinin yavruladığını görünce Sare Gülay’ın yufka yüreği dayanamamış,  yumuşak büyük minderlerden bir yuva yapıp yavruları da oraya taşımıştı. Anne kedi, önce bundan pek memnun gözükmese de Sare Gülay her gün mama verince yeni yuvasına alışmıştı. Yine de yabaniydi, sadece uzaktan bakılmasını istiyordu hiç elletmediği yavrularına. Eğer biri yavrulardan birini sevmeye kalksa, tırmalayıveriyordu elini, kolunu anında.
Kediler için elinden ne geldiyse yaptı Sare Gülay. Hatta anne kedi balkona rahatça çıkabilsin diye bir kedi merdiveni bile aldı. Bir yandan da yavrular iki ayını doldurup, annelerinin artık onları beslemeyeceği kadar büyüdüklerinde onları sahiplenecek kişiler arıyordu fellik fellik.
İki ay boyunca yavru kedilere yuva arayıp durmuştu. Şöyle hayvanlara eziyet etmeyecek, yavruları iyi ortamda barındıracak birilerini. Hatta arkadaşlarından evleri bahçeli olanlara ricada bile bulunmuştu yavrulara bahçelerinde bakmaları için. Evde hayvan beslemek, herkese göre olmadığından kolay değildi bir yavruya yuva bulmak.
Onlara sadece yuva değil severek bakacak sahipler bulmak için titizlendiğinden yavruları herkese veremiyordu. O kadar titizleniyordu ki içine hiç sinmediğinden gidip geri almıştı yavrulardan ikisini verdiği yerlerden. Yuva buldular diye sevindiği iki yavru da alanlarca sonradan kendisine iade edilmişti. Sekiz yavrudan dördü çok uğraştırdı böylece Sare Gülay’ı. Sırf onları sahiplenecek birilerini bulabilmek için gazetelere de ilan verdi, evcil hayvan satan dükkânları da tek tek dolaştı.
Akşamları iş dönüşü eve girmeden önce kasaba uğramış, ciğerden tavuğa alarak anne kediyi her gün taze etle beslemişti Sare Gülay. Yine de anne kedi, sık sık etrafı kartonla çevrilip korunaklı hale getirilmiş yuvasından fırlayıp avlanmaya gidiyor, geri döndüğünde ağzında mutlaka güvercin ya da serçe oluyordu. Sare Gülay, kuşların avlanmasına üzülüyordu üzülmesine; ama “Doğanın kanunu. Köpekler kedilere düşman. Kediler kuşlara” diye kendi kendini teselli ediyordu. Ne verdiyse, ne kadar özenli beslemeye çalıştıysa da anne kedi avlanmaktan vazgeçmedi. Avladığı kuşları yavrularının önüne bırakıp usuldan usuldan onlara da avcılığı öğretmeye başladı hatta.
Sekizinci yavruyu da nihayet güvendiği, emin eller olduklarına inandığı sahiplerine vermiş,  anne kediyi de ameliyat ettirmiş olmanın mutluluğuyla kapısını açıp evine girdi Sare Gülay. Bugün ilk kez rahat bir nefes alacaktı. Anne kedinin balkona çıkmasını sağlayan kedi merdiveninin işi artık bittiğinden merdiveni de bir tarafa kaldırdı. Gerçi balkonu değil; ama balkonun altının boş kalacağı yoktu. Sekiz yavrusunu doyurabilsin diye anne kediyi düzenli olarak beslediğini gören mahallenin diğer kedileri de doyabilmek için çevresinde aç, hasta bir hayvan olsun istemeyen Sare Gülay’ın balkonunun altına uğrar olmuşlardı. Balkonun altına gelen hayvanlar, mutlaka doymuş olarak ayrılıyorlardı.
Birkaç saattir aralıksız yağan yağmurun altında yürürken ıslanmış kabanını çıkarıp kurusun diye sandalyelerden birinin üstüne bırakıp hemen mutfağa geçti Sare Gülay. Mutfak camına vuran yağmur damlalarının sesini dinleyerek akşam yemeği için masayı kurmaya koyulmuştu ki sanki bir ses geldi balkondan.  Önemsemedi. Sesler giderek hırlamaya dönünce hemen balkona koştu.
Her gün yiyecek bulmak için balkona uğramayı adet edinmiş siyahlı beyazlı kedi, belli ki Sare Gülay’ın evinin balkonuna çıkmasını ve böylece kurtulmasını sağlayacak kedi merdivenine tırmanmak için kendini kovalayan kalabalık köpek sürüsünün önünde balkona doğru koşturuyordu. Balkonun altına gelip kedi merdivenini göremeyince zıpladı; ama balkon yüksek kaldığından tutunamadı.  Neredeyse bir köpek sivri dişleriyle onu yakalayacakken az ötedeki ağaca doğru kaçtı ip gibi yağan yağmurun altında. Sokak lambasının ışıkları altında altın gibi parlayan su birikintisi içinden canhıraş kaçarken kedinin tüyleri ıslanmaktan yapış yapıştı.
Kedi, peşindeki köpeklerden kurtulmak için yağmurda iyice ıslandığından yaprağından gövdesine gecenin karanlığında ışıl ışıl parlayan ağaca ok gibi fırladı. Epeyce yükseğe zıplayıp ağacın gövdesine bir güzel tutundu. Kurtulmuş olmanın sevinciyle,  hırlayarak ağacın altında dolanan köpeklere bakıyordu ki kayganlaşmış ıslak ağaçtan kaymaya başladı. Tutunmaya çabaladıkça daha çok kayıyordu.  Bir kez daha, bir kez daha patileriyle tutunup, ağaçtan kaymamaya çalışsa da bir türlü tutunamıyordu.
Her çabalayışında daha da aşağıya kayan kedi, sonunda köpeklerin önüne düşüverdi. Sare Gülay, kedinin acı acı miyavladığını duyunca donup kaldı olduğu yerde. Kendini toparlayıp neler yapabileceğini düşünse de aklına pek bir şey gelmedi. Köpekleri korkutup kaçırtmak için bağırmaya başladı. Köpeklerden biri dişlerini kedinin sırtına geçirmişti bile.  Ağzında kedi olduğu halde başını geriye doğru hızla atıp olanca hızıyla tekrar aşağı indirirken kediyi de ağzından yere fırlattı. Sonra bir kez daha dişleri arasına aldı kediyi, bir kez daha yere fırlattı hızla.  Ardından diğer köpekler kediyi kaptıkları gibi kaldırıp kaldırıp yere atmaya başladılar.
Yağmurlu gecede balkonundan kediye yardım edemeyen, sokağa çıksa o an sürünün kendisine de saldıracağından kesinkes emin olan Sare Gülay, kedinin kırılan kemiklerinin sesini duydukça kahroldu.
“Eğer iyilik yapmak için balkonumda yavru kedilere bakmayıp, onlara mama vermeseydim bu siyahlı beyazlı kedi de alışıp benim balkonumun altına gelmeyecekti. Gelmeseydi belki de bu köpeklerle hiç karşılaşmayacaktı. Ve bunlar da başına gelmeyecekti. Ben sadece iyilik yapmak istemiştim” diye aklından geçirirken gözlerinden yaşlar süzülüyordu.  Nedense bu kez “Köpekler kedileri, kediler kuşları yakalar” diye bildiği doğa kanunu aklına hiç gelmemişti Sare Gülay’ın. Yalnızca kedi merdivenini işi bitti diye kaldırmasına yanıyordu.
 
 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN