RÖPORTAJLAR
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

İlmihal Yahut Arzuhal – Mustafa Kutlu
Eklenme Tarihi: 23 Ekim 2018, Salı 06:21 - Son Güncelleme: 26 Ekim 2018 Cuma, 02:51
Font1 Font2 Font3 Font4



İlmihal Yahut Arzuhal – Mustafa Kutlu
  İlmihal Yahut Arzuhal – Mustafa Kutlu Kitap İnceleme- Mücahit Kocabaş   Kitabımızın ismi “İlmihal Yahut Arzuhal”. Yazarı Mustafa Kutlu. Denemelerden oluşan eser, 2018 yılının Şubat ayında yayınlanmış. 173 sayfadan oluşuyor. Kitabın önsözünü yazarın yakın dostu Prof. Dr. İsmail Kara kaleme almış. Esere beraberce verdikleri isim "Kutlu İlmihali" imiş.   Muradını, derdini tazelemek olarak vurgulayan Mustafa […]

 

İlmihal Yahut Arzuhal – Mustafa Kutlu

Kitap İnceleme- Mücahit Kocabaş

 

Kitabımızın ismi “İlmihal Yahut Arzuhal”. Yazarı Mustafa Kutlu. Denemelerden oluşan eser, 2018 yılının Şubat ayında yayınlanmış. 173 sayfadan oluşuyor. Kitabın önsözünü yazarın yakın dostu Prof. Dr. İsmail Kara kaleme almış. Esere beraberce verdikleri isim "Kutlu İlmihali" imiş.

 

Muradını, derdini tazelemek olarak vurgulayan Mustafa Kutlu, eserinde halimize ve halimizi şekillendiren ilme bir kapı açıyor. Fıkhî alanın dışında ilmihale ruh ve gönül penceresinden bakıyor. Bir rüyanın hayalini kuruyor. Bu rüya kullar olarak, halimizin duru ve tertemiz akan bir suya dönüşmesinin rüyası.

 

Eser, “Allahım maksadım sensin ve senin rızana talibim” kelam-ı kibarına uygun olarak başlıyor. Okura, Allah için ibadet ilkesi hatırlatılıyor. Sonrasında her Üveysî gibi başını yastığa koyduğunda Efendimiz’i görme umudunu dillendiriyor ve o güzel rüyanın hayalini kuruyor. Abdesti anlatırken su ile elin vuslatını ifade ederken, suyun ve toprağın temiz ve temizleyici yapısına atıfta bulunuyor. Oruç bölümünde bilhassa iftar bölümündeki anlatımıyla mest ediyor. Hacda dua ve gözyaşı içinde gayb olan hacıları anlatırken nükteyi yerli yerine bırakıyor: “Kaybolmayan hacı, hacı değildir.”

 

Ezanın şifası, caminin selameti, cumanın manevi atmosferi sarıyor sizi. Ahlak dersini Ataullah İskenderi’den aldığı ilhamla verirken, güzele, hayra, umuda kapı açacak bir şeyler yapılmasını öğütlüyor bize. Yolcunun kitabını yazdığı denemesinde yolun inceliklerine değiniyor. Kötülerin gölgesi olmaz dedikten sonra bizi Allah rızası için sevenlerin gölgeleneceği sevgi ve rahmet ağacının altına çağırıyor.

 

“Kıvılcıma üfle, yangın çıkar gönlünde. Öyle bir yangın ki rahmet ve merhametten uzandığın her yer gül bahçesine dönsün.”

 

Eserde tüm hayatımız boyunca huşû içerisinde olmamız öğütlenirken, huşûyu ilahi hakikatlerin keşfi sırasında kalbe gelen ürperti diye tanımlıyor. Ülfette iken uzlette olmayı salık veriyor. “Halk ile birlikteyken Hakk ile ol!”

 

Kitabın dili sade, ifadeler açık, cümleler akıcı bir şekilde verilmiş. Genelin bildiğini düşündüğüm meşhur ve kadim cümleler, anlatılan manayı desteklemek için aralara serpiştirilmiş. Hikmet ve samimiyetle iç dünyamıza, halimize ışık tutulmuş. İnsani yönlerimize, zaaflarımıza, nefsin oynadığı oyunlara karşı okur uyarılmış. Adeta fıkhî ilmihaller ruh ve gönül süzgecinden geçirilerek güncellenmiş, ihya ve inkişaf için yine hikmetli ve bereketli bir aksiyon önerilmiş. İbadetlerin özüne değinilmiş.

 

Toprağa sıkça vurgu yapan yazar, bize şöyle bir mesaj veriyor: “Ahirette mahsulünü toplamak üzere, dünyada çorak hale getirdiği gönül toprağını, sevgiyle, merhametle, infakla ve ahlakî değerlerin bütünüyle canlandır, tohumu ek, huşû ve ülfet ile her daim bakımını yap, ayrıksı otları, mahsule zarar veren kötüye ve zararlıya dair ne varsa bertaraf et ve istikamette sebat et, dosdoğru ol.” 

 

Yazar eserini dua ile bitiriyor, ve arzuhalini Mevlası’na iletiyor. Bize de amin demek düşüyor.

 

Kitabı okuyup, kapağına nazar edip, ilmihale ilişkin yazılanlara baktığınızda, Mustafa Kutlu’nun sizi içsel muhasebeye davet ettiğini görüyorsunuz:  “Hayat denen bu ebru teknesinde yapıp ettiklerimizle ortaya bir görüntü çıkıyor. Ufak ve zarif dokunuşlarla, her şeyi yerli yerinde ve aşk ile mi yapıyoruz? Yoksa zerafetten uzak, hoyratça bir hayat mı yaşıyoruz? Allah'ı bilme yolculuğumuzda yolun neresindeyiz? Teknede yansıyan görüntü, yani halimiz neye işaret ediyor? İnsan-ı kamil olabildik mi, Efendimiz gibi şefkat ve rahmetle dolabildik mi, suret ve siretimizi Hakk'ın boyasıyla boyayabildik mi? Evet ey Allah'ın sevgili ve şerefli kulu halimizden ne haber? İbadetlerimizi bir ölçüye vursak Allah'a karşı zerafetimiz, dikkatimiz, rikkatimiz ne durumda? Günahlarından, gafletinden veya Yaradan’a karşı aymazlığından dolayı ebrudaki karanfil ve laleler gibi senin de boynun bükük mü?”

 

Son olarak eserden alıntı yaparak, birkaç damla hikmet sunalım:

 

“Sevgi sözlerinin ‘boş laflar’dan öteye geçmesi için öncelikle içine hapsolduğumuz bencillik kafesini kırmalıyız.”

 

***

 

“Ona ahlak ağacı diyorum. Kökü iman, gövdesi amel, dalları ve yaprakları ilim, meyvesi ahlak bir ağaç.”

 

***

 

“Mahzun gönüller ancak vuslat vuku bulduğu zaman şad olacaktır. O kavuşma anının iştiyakı bizi bu yalan dünyanın kıylükalinden uzak tutuyor.

Ne mutlu hüzün ehli olanlara

Ne mutlu gözyaşı dökenlere

Ne mutlu insana ve aleme merhametle bakanlara

Ne mutlu daima dua halinde bulunanlara.”

Vesselam…


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!