• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 29 Ekim 2014, Çarşamba 11:24 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:07
Font1 Font2 Font3 Font4
Hüsn-ü Mücerret Nedir, Bilir misin?

10153965_693090240754653_4756615992228953599_n
Yazar: Necati Kağan Çetin
 “İnsan, ebed için yaratılmıştır. Onun hakikî lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u ebediyededir.”
                                                                                                                              Bediüzzaman
 21. asrın maddeci, çıkarcı, kapitalist ve alabildiğine seküler sokaklarında çok dolaştın. Modern zamanlar, sana aradığın şeyi bir türlü vermedi. Sabahtan akşama faiz, döviz, borsa, kâr, zarar hesabı yaptın. Her şeyi fizikî ve maddî ölçülerle anlamaya çalıştın.
Sen soyut güzellik nedir bilir misin?

Hayatın beton binaların içinde, metropollerde, alışveriş merkezlerinde veya stadyumlarda geçti. Parlak neon lambalar, magazin kültürü sana aradığın şeyi göstermedi. Plastize hayat tarzları sana göre değildi, anlamadın… Şöhret, para, git gide uğultu şeklini alan yüksek sesli müzikler… Senin duygu ve ruh dünyanı altüst etti… Farkına varmadın.
Sen hüsn-ü mücerredi hiç tattın mı?

Tüketim çılgınlığı, seni bir türlü doyuramadı. Harcadın, harcadın, harcadın… Geriye ne kaldı? Daha fazla sürat, daha yüksek tempo!
Nereye kadar? Bir an olsun, bir gün olsun durup düşünmeyecek misin?
Sadece metropollerin caddelerinde, otomobil denilen demirlerin-tenekelerin içinde geçen bir ömür sermayesi…
Metalik korna seslerinin içinde yaşamaya mı geldin bu dünyaya?
Bitmeyen hülyaların saçlarını taradın. Ne kendine yâr oldun, ne başkasına yaradın…
Ömründe bir kere olsun, dua etmenin zevkine vardın mı?

Hiç soğuk ve karlı bir kış ikindisinde bir şadırvanda abdest aldın mı?
O soğukta kıldığın ikindi namazıyla ısındın mı?
Kur’an’dan birkaç sayfa okumak, o sayfalardan kalbine akan lezzeti tatmak zor değil, uzak değil…

Hep mecazî aşkların peşine düşme… Bir kere olsun hakikî aşkın, gerçek sevginin derdiyle yan… İlâhi sevgi, bir kor gibi ısıtsın içini…
Acele etme. Bekle… O hüsn-ü mücerredi Kur’an sayfalarında, oruçtaki açlıkta, namazdaki huzurda görmeye gayret et.
Güzeli ve güzelliği Yaratan’ı tefekkür et.
Sonbahara ayrı, kışa ayrı güzellik veren, nasıl bir güzelliğe sahiptir?

Kalbinle dertleş zaman zaman…
İçin için onunla birlikte ağla…
Kalbine hüsn-ü mücerredi, manevî güzellikleri hâlâ tattıramadıysan, pişmanlık duy ve ağla…
Ahirzaman evlatları ne kadar yalnız, ne kadar kimsesiz, ne kadar sahipsiz, ne kadar rehbersiz…
Yemeğin güzelliği başka, renklerin güzelliği başka, müziğin güzelliği daha başka…
Güftenin güzelliği ile bestenin güzelliği birbirine benzemez.
Şairin, şiirinde eksik kalan kelimeyi bulduğunda aldığı zevki kaç kişi alabilir?
Beste yapabilmek nasıl bir güzelliktir?
Adaletin güzelliği farklı, merhametin güzelliği daha farklı…
Evlat sevgisi ayrı, arkadaş sevgisi ayrı…
Bir yetimin başını okşamak, katılaşmış kalbi yumuşatır.
Susuz kalmış bir çiçeğe su vermek, insana soyut güzellikleri tattırır.
İhtiyaç sahiplerine yetişmek sonra…
Seher vakitlerinde Allah’a için için, gizliden gizliye, en samimî duygularla yalvarmak…
Senin kalbinin en ince hislerini bilen birisinin olduğunu bilmek…

Aradığın aşkın ilhamlar, maddenin dar kalıplarında olamaz.
Sen, aklınla, kalbinle, kabiliyetlerinle, nice denizlere yelken açabilecek bir donanıma sahipsin.
Biraz da soyut güzelliklerin peşine düş… Hüsn-ü mücerredi anlamaya çalış… Tatmaya, duymaya, hissetmeye gayret et…
Cennet, somut güzelliklerden çok daha fazla, soyut güzelliklerin, hüsn-ü mücerredin sağanak sağanak yağdığı bir diyar…
Manevî güzelliği tatmamış birisi, cennette neyi, nasıl anlayabilir?
Ömür sermayesi pek azdır, lüzumlu işler pek çoktur…
Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme…
 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN