RÖPORTAJLAR
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
  • HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
    HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI

HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
Eklenme Tarihi: 26 Nisan 2016, Salı 23:34 - Son Güncelleme: 26 Nisan 2016 Salı, 23:34
Font1 Font2 Font3 Font4



HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
Röportaj: İlknur Pınar 1-Öncelikle sizi tanımak isteriz. Ahmet Kutluhan kimdir? Hat sanatına nasıl başladınız ve bu sanata nasıl gönül verdiniz? 1975 Kastamonu Tosya doğumluyum. Kastamonu İmam-Hatip Lisesinden mezun olduktan sonra 1997 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldum. Hat sanatına başlamam lise yıllarında oldu.  Özellikle camideki yazılara merak sarmıştım nasıl yazılır diye. Onların nasıl yazıldığını […]

2016-04-14 18.58.43
Röportaj: İlknur Pınar
1-Öncelikle sizi tanımak isteriz. Ahmet Kutluhan kimdir? Hat sanatına nasıl başladınız ve bu sanata nasıl gönül verdiniz?
1975 Kastamonu Tosya doğumluyum. Kastamonu İmam-Hatip Lisesinden mezun olduktan sonra 1997 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldum. Hat sanatına başlamam lise yıllarında oldu.  Özellikle camideki yazılara merak sarmıştım nasıl yazılır diye. Onların nasıl yazıldığını bilmediğim için köydeki camide yaz tatilinde elime bir karton alıp kurşun kalemle Lafzatullahı çizmiştim. Çizdikten sonra da üzerine eğimli bir şekilde saman çöpü yapıştırmıştım. Kendimce bir levha oluşturmuştum ve güzel olduğunu zannediyordum. İmam-Hatip lisesindeki hocalarımdan birinin Hasan Çelebi’nin öğrencisi olduğunu öğrendim. Yazdığım yazıyı hocaya gösterdim. Merakın var ama bu eğitim ister demişti. Siz öğretir misiniz? Dedim. Olur dedi. Memlekette kamış kalem yoktu. İstanbul’daki okuyan bir öğrencisinin vasıtasıyla kamış kalem ve mürekkep temin ettik ve iki yıl İmam-Hatip Lisesindeki hocamdan Rik’a meşk ettik. Lisedeki hocam devamlı İstanbul’u hedef gösterir Hasan Çelebi hocayı anlatırdı. Ben icazet alamadan ayrılmak zorunda kaldım. İstanbul’a gelir gelmez Hasan Çelebiden ders almaya başladım. 1992 senesiydi memlekette Rik’a çalıştım diye bu yazıdan başlamak istemedim Sülüs’ten başladım. Altı ayda Rabbi Yessir’i ancak geçebildim.  Sonra harflere başladım. Altı yıl çalıştım. Satırları yazarken de Nesihe geçtim. Altı yılın sonunda Sülüs-Nesihten icazet aldım. Öyle başladı ve öğrenmeye devam ediyoruz.
2-Üstat Hasan Çelebi ile tanışmanız hayatınızda bir dönüm noktası olmuş. Hasan Çelebi’nin hayatınızda ve bu sanattaki önemi nedir?
Yani o kadar çok büyük ki nereden başlayacağımı bilemiyorum. Buna uzun süredir derslere devam eden arkadaşlarımız şahittir. İlahiyat Fakültesi 3. Sınıfta okurken Diyanet İşlerinde görev almıştım. Okul bittikten sonra öğretmen olmayı çok istiyordum. Hasan Çelebi hocam dedi ki:
-Sakın imamlığı bırakma. Öğretmenlikte vakit bulamazsın. Herkes öğretmen olabilir ama Hattat olamaz.
Bu benim hayatımda bir dönüm noktasıdır. Hocamızı dinledik ve hayat çizgimizi çizdik. Onun dışında hocamız zaten bambaşka bir insandır. Ahlakıyla, kişiliğiyle öğrencilerine kol kanat gerişiyle büyük bir örnektir. Tabiri caizse yaşayan bir sünnettir.
3- Türkiye Hat sanatının merkezi bir anlamda vatanı olmuştur. Hatta geçmişten günümüze gelecek olursak dünyanın en iyi Hat sanatkârlarını yetiştirmiştir. Türkiye sizce neden bu sanatın merkezi olmuştur?
Türkiye değil de İstanbul merkezidir diyebiliriz. Bunda Hat sanatının çıkışından başlamak gerekir. Hat sanatı Kur’an-ı Kerim’i en güzel nasıl yazarız diye ortaya çıkmış bir sanattır. Kur’an-ı Kerim’in nüzulünden sonra ortaya çıkmıştır. Vahiy katipleri bu işlerin piridir. Sonra Abbasiler döneminde daha güzel nasıl yazılır diye kâtip ya da muharrir denilen ( o zamanlar Hattat tabiri henüz kullanılmamaktadır) kişiler yoğunlaşmışlar bu sanata. Mesela İbnü’l  Bevvap, Yakut el Musta’sımi, Ali Bin Hilal gibi isimler harflerin kufi makuli karışımı olan ilk vahiyde yazılı olan harfleri  biraz daha yumuşak ve kıvrak yazmışlardır. İlk defa noktalama ölçüleri getirmişlerdir. İstanbul’un merkez olması ise Sultan II. Bayezid döneminde olmuştur. II. Bayezid Amasya’da şehzade iken o zamanlar Amasya’da bulunan Şeyh Hamdullah Amasi Hat hocalığı yapıyormuş. Padişah olunca II. Bayezid Şeyh Hamdullah Efendiyi İstanbul’a getirtiyor ve ondan ders almaya başlıyor. Ümeranın iltifatı gerek der Hasan Çelebi hocam yani yetkililerin sahip çıkması gerekir bu sanata. II. Bayezid’de öyle yapıyor. Şeyh Hamdullah Efendiye Samandıra bölgesinde bir çiftlik veriyor. Şeyh Hamdullah Efendi çalışmalarına orada devam ediyor. Abbasilerden gelen yazı karakterini Şeyh Hamdullah Efendi değiştirip bir çağ atlatıyor. Bu zamandan sonra İstanbul Osmanlıda Hat sanatının başkenti oluyor aynı zamanda. İstanbul’un Hat sanatının başkenti olmasında aynı zamanda Hadis-i Şerifle fethinin müjdelenmesi de önemli nedendir.
4- Hat Sanatı kamış, mürekkep ve kağıt üçlüsünden müteşekkil yapılan bir sanattır. Fakat bu sanatın diğer özellikleri de sabır ve tevekküldür. Bundan dolayı mıdır bir hat öğrencisi yazıya ilk başlarken “Rabbi Yessir” ile başlatılır. Bunun sebeb-i hikmeti nedir?
Sebeb-i Hikmeti öğrencinin sabrını sınamaktır. Rabbi Yessir’e sabır gösterirse öğrencinin istidatlı olacağı anlaşılır. Bir de dua ile başlanmış olunuyor. İnsanın hayatına bir sanat giriyor o sanatı bir dua ile “Rabbim kolaylaştır zorlaştırma hayırlısıyla tamamına erdir” başlatıyor.
5- Bir Hat öğrencisinin bu sanatı öğrenebilmesi ve icazet alabilmesi için ne kadar zaman gereklidir?
Bu zaman izafidir yani görecelidir. Bu öğrenciden öğrenciye değişir. Fakat 6 yıldan önce icazet alan çok nadirdir. 15 yıl çalışıp ta icazet alamayan vardır.
6- Hüsnü Hatta en çok ne yazmaktan zevk alırsınız?
Şimdi şunu yazarken zevk alıyorum diyemem. Her harf ayrı bir sanat her birini yazarken zevk alıyorum. Fakat zevk aldığım yazı güzel çıkardığım yazıdır diyebilirim.
7- Türkiye’de özellikle son yıllarda Hat sanatına büyük ilgi var. Her yaş grubundan insanlar kurslara gidip bu sanatı öğrenmeye çabalıyor. Çeşitli kurslar açılıyor bu alanda. Bu kursların çokluğu sizce bu sanatın kalitesini düşürür mü?
Çok kursun açılması tanıtım açısından ve içlerinde kabiliyetli öğrencilerin çıkması açısından iyi bence. Fakat bu kurslar iki yıl ya da daha az sürüyor sonunda bir sertifika veriliyor. Sonrasında da deniliyor ki eğer sanatkâr olmak istiyorsanız gidin bir üstattan ders alın ve devam edin. Sertifika aldım diye bunu maddiyata çevirmek isteyenler oluyor. Bu tür yola girenler kaliteyi düşürüyor.
8- Son olarak bu sanatla uğraşmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Önce bu sanatı kimden ve nereden almak istediklerine dair iyi bir araştırma yapmaları gerekmektedir. İkinci olarak en iyi hocaya ve kursa gitse dahi iş kendinde bitiyor. Yazıyı her gün eline alması ve her hafta ödevini vermesi gerekir.
Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!