RÖPORTAJLAR
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

Han
Eklenme Tarihi: 26 Nisan 2018, Perşembe 02:49 - Son Güncelleme: 26 Nisan 2018 Perşembe, 02:50
Font1 Font2 Font3 Font4



Han
Duydum ki bir yola düş olup varlığını arıyorsun, henüz uyuyan bir günün otağında.

Duydum ki bir yola düş olup varlığını arıyorsun, henüz uyuyan bir günün otağında. Gözlerin, kalbinin yağmurları ile ıslanıyor. Kanatların nazif bir kuş gibi kırılgan ve korkuyorsun gün doğumuna doğru açan ufukların kızıllığından. Bilmediğini zannettiğin diyarlardan ürkerek geçiyorsun. Oysaki herkes senin iştirakini beklerken böyle bir mucizeye. Bir anda şaşkın bir şekilde bakınırken bu diyara, bir gönül hanında konaklıyorsun. Adını daha önce duymadığım ama sanki  bir yerden duyumsadığın esrarengiz bir han. Yavaşça yakınlaşıyor adımların, tatlı bir telaş ve korku ile. İçinde öyle bir his var ki, sanki gün doğumunu uyandırmaya gidiyorsun gecenin kucağından.. Gün, derinliğe demirlemiş, bütün aydınlığı yutmuş gece sonsuzluğu sıfır ile çarparak. Ve şimdi giriyorsun günü içine alan geceye, o bilinmez esrarengiz hana. Yavaşça yakınlaşıyorsun yüce bir ilahi divana.. Ufak bir heyecan ile çarpıyor kalbinin serzakiri ve hatırına ef’alin dokunuyor. Hilkatinin malikini aralıyor, varlığının arayışı. Sana bilinir görünen bu ilk celsede. Öteleri yakıcı rüzgar esiyor göğsünün ta orta yerinde.

 

İtelediklerin ve ötelediklerin yanı başında asude bir  gelin gibi şahidin oluyor. Ani bir çırpınış sarıyor etrafını ve yine korkuyorsun. Yanına uğrak yerlerin geliyor ve elbette içerinde iskan edenler. Evvelden hal hatır soruyor, kucaklıyorlar bu mucizeyi. İştirakini muhabbet ile karşılıyorlar ve sonra. Ve sonra içlerinden biri sual ediyor kendi kavli lisanı ile. Ne arıyorsun buralarda..? diyerek. Tutuk bir dil ile cevap vermek istercesine titriyor yüreğinin derinliği. Ve cevaben: günü aradığını söylüyorsun. Bu hanın içinde bulabilir miyim onu.. Der ki sana, gün senin içindedir, geceye güneşi giydir ve bu handan öyle ayrıl. Şimdi kaldır başını ey muhip Uzakların düşüne girme. Varlığın, senin gönül hanında gizli. Gün’ü gecenin kucağından uyandırmak için, hanı yalnız bırakma..! Sonra mı..? Sen artık biliyorsun…

 

Erkam Yıldırım

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!