• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 3 Eylül 2014, Çarşamba 21:20 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:07
Font1 Font2 Font3 Font4
Gök Kubbenin Üzerimize Çökmemesi İçin

1614066_10203805791814834_5738136861549239433_o
Necati Kağan Çetin
“Eğlendiğimiz, yiyip içtiğimiz mekânlar, bindiğimiz arabalar, takındığımız mücevherler bizi soylu kılmaz. Soyluluk, ötekini işitebilmekten yapılma bir mücevherdir. Soylular, kalplerini bir mücevher gibi taşıyan ve kalpleriyle düşünen insanlardır. Bu ülkenin en soylu insanları, diğerlerinin acısını en çok içinde hissedenlerdir.”
Prof. Dr. Kemal Sayar 
 
 İyinin kötüye, doğrunun yanlışa son derece yakın gibi göründüğü böyle bir zamanda, en fazla, kâmil bir imana ihtiyacımız var. Allah’a iman etmek…
Tahkik etmeye, araştırmaya, öğrenmeye dayanan, kale gibi bir iman…
Allah’ı bulan neyi kaybeder? Onu bulamayan neyi kazanır?

Bundan sonra, marifetullaha ve muhabbetullaha ihtiyacımız var.
Yani imanımızı derinleştirmeye, artırmaya… Ve bu imanı çok büyük bir sevgi ve muhabbete dönüştürebilmeye…
Tâ ki Allah sevgisi bize nur olabilsin, aydınlık olabilsin. Gözümüz, gönlümüz Allah sevgisiyle aydınlansın. Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan bir hamlede ayırt edebilelim.

Peygamberimizi (asm) tanımaya, öğrenmeye ve sevmeye çok ihtiyacımız var.
Onun (asm) hayatı, davası, idealleri neydi?
Onun sünneti seniyyesi, hadisleri, davranışları, oturup kalkış biçimi, aziz hatırası…
Sevinci, hüznü…
Gözyaşları…
Bütün bunları bilmek, bizi kendimize getirir.
Bütün bunları öğrenmek, yüzyıllar boyu Ona (asm) hayranlık duyanları da anlamayı sağlar.

Yüce ideallere, yüksek hedeflere, asil gayelere ihtiyacımız var…
İnsan neyle yaşar?
İdealsiz insan, yolunu ve yönünü bulabilir mi?
İnsan, idealle yaşar.
İdealsiz insan, rüzgârın önünde savrulan yaprak gibidir.
Hedefsiz insan, gelip geçici hadiselerin, gündelik olayların arasında kaybolur.

Bilgiye, bilmeye, öğrenmeye, araştırmaya, düşünmeye ihtiyacımız var.
Bilgi toplumu, bilgi çağı, küreselleşme… Bilgi ve düşünce üretimi, analitik düşünce…
Öğrenen organizasyonlar, yaşam boyu öğrenme, düşünce kulüpleri, bilgi devrimi…
Bu kavramlar bize Batıdan geliyor.
Bu kavramların kökleri bizde olduğu halde, bunlar, Batıdan dünyaya yayılan kavramlar, kelimeler…
Bütün bunları, çok daha ötesini üretmeye mecburuz.
Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?

Sanata, estetiğe, ahenge ve insicama ihtiyacımız var.
Enfes bir beste, birkaç dakikada insanı alıp nerelere götürür…
Bir edebiyat şaheseri, bize yepyeni dünyaların kapılarını aralar…
Çok iyi çekilmiş bir sinema filmi, ihtiyaç duyduğumuz ilhamı üfleyebilir.
Bir mimarî başyapıt, insanı bir anda semavî ülkelere, manevî dünyalara kanatlandırabilir.
Güzellik ve estetik bu kadar önemli.
Allah güzeldir, güzeli sever.

Duyarlı olmaya, dünyada olup bitenleri farketmeye ihtiyacımız var.
Çevre felaketleri yaşanıyor.
Açlık had safhada…
Kuraklık, fakirlik… Ekonomik krizler…
Bir tarafta aşırı zenginleşen kesimler, bir tarafta çöküşün eşiğindeki ülkeler…
Tüketim ve silahlanma çılgınlığı…
Ahlak erozyonu, parçalanan aileler, sahipsiz çocuklar…
Yabancılaşan insan…
Kendine, ailesine, kâinata ve Allah’a yabancılaşan insan…
Yitirdiğimiz insanî değerler…
Bütün bunları kim çözecek?
İnsanlık, ortak problemleri çözmek için ne zaman, nasıl, hangi masanın etrafında bir araya gelecek?
Bütün insanlar, kardeş olduğunu ne zaman hatırlayacak?

Karşılıksız iyilik yapmaya ihtiyacımız var.
Sadece Allah için iyilik yapabilmek.
Bütün mesele bu.
Bir taşı yoldan kaldırmak, bir susamışa su içirmek…
Bir muhtacı görmek, gözetmek…
Bir ömür boyu, gariplerin, çaresizlerin, gizli-bilinmeyen kahramanı olabilmek…
İşin en mühim noktası:
O iyiliği sadece Allah bilsin, başkaları bilmesin!
 
 
 
 
 
 
 
 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN