RÖPORTAJLAR
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

Geceye Mektup
Eklenme Tarihi: 4 Ekim 2018, Perşembe 23:33 - Son Güncelleme: 4 Ekim 2018 Perşembe, 23:33
Font1 Font2 Font3 Font4



Geceye Mektup
Özlemimi kükreyen iç sesimi döve döve kilitli kapıların ardına koydum! Mısra mısra haykırdım yalnızlığımı.

Özlemimi kükreyen iç sesimi döve döve kilitli kapıların ardına koydum! Mısra mısra haykırdım yalnızlığımı. Acılarımı, hasretimi kimseciklerin olmadığı odalara kapattım. “Ayrılık hasreti kar etti cana…” diye cana kar ettiren türküler tutturdum dilime… “Aman kimsecikler bilmesin” diye kendime itiraf edemediklerimi, içimin dehlizlerine gömdüm. Çoğu zaman kendimi, kendimi ele verdim. Renklerin içinde gökkuşağı yapmaya gayret ederken siyah beyazlaştım. Tahayyül edemeyeceğim deneyimler tecrübe ettim. Bilmem kaç milyon kere düşündüğüm anıların içinde kayboldum. Kızdım sonra kendime… “Neye sebep bu kadar duygu yüklüsün” diye, yapamadım. Gayretullah’a dokunurdu isyanım… Ne cesaretle şikayet etmeye kalkışırdım? Bunca zulme layık mıydım? Lakin imtihan edilmedikten sonra yaşamak hangi türlü yaşamak olurdu ki? Hem masiva muhabbetler, hakiki aşka ulaşmada yalnızca birer merdiven değil miydi? Sustum. Kendime dönüp, sorular sordum. Geçmişin izlerine takılı kalmak, geleceğe haksızlığın ilk adımı olurdu. Durdum ve terennüm eyledim.

 

Özlemimi kükreyen iç sesimi kapıların ardına defalarca kilitledim. Sarhoş gecelere uyandım. Elimde tesbihim, dilimde duam… Uykuya terkedilmiş ruhların arasından sıyrılıp, geceye nurlu ipeklerden seccadeler serdim. Masiva muhabbetlere gönlümü kapatıp, acziyetimle hakiki aşka ulaşmaya gayret ettim. Sustu gece, indi nuru perdenin… Dindi ayak sesleri… Nurundan yarattığı sima, rabbine yöneldi. “Ey gece” dedim; hangi dert yıldırabilir şimdi beni? Hangi malayani hisle yok olurum? En sevgilinin açmadığı kapı mı var ki, umutsuzluğa kapılayım? Ey gece, ey! Sen bile bana karşı duramazsın şimdi..! Tam tefekkürle teslim olmuş bu garip kul! Ben, beni benden iyi bilene sustum. Konuştuklarımın anlatamadığını sükutumla haykırdım. Geceye bir mektup bıraktım. İnci tanesi izler kondurdum seccademin kenarına… Birkaç damla gözyaşı, biraz yakarış… Verirse yüceliğindendir, vermezse imtihanım… bundan gayri dilime tevekkülü dolar, beklerim!

 

Hem sabır her kapıyı aralayacak güçte değil mi? İnci tanesi gözlerden, mercan kayalığı yanaklara neden yaşlar süzülsün?

 

Ne zaman çaresiz hissetsem İbrahim Hakkı Hz’ nin sözünü hatırlarım: “Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler…” Şikayet yerine şükür dolama zamanı dile… Bir de şikayet neden? Yazgı yazılmış madem, inanıyorsam neden çabasız kalayım? Yoksa “Biz kaderinizi kendi çabanıza bağlı kıldık” diyen rabbin emrinden bihaber miyim? Beni yoktan var eden, derdime derman yaratmayı unutur mu hiç? Kara gecede kara taşın üstündeki kara karıncanın kalp atışını duyan Allah, beni de bilir elbet! Dile dökmediklerim bile ona ayan!

 

Bu gece başka! Bu gece duanın gücü gizli… Başımı eğip secdeye fısıldadıklarım yedi kat semadan duyulmakta! Bu derdi veren boşa vermedi. Hem o Rab hiçbir kuluna kaldıramayacağı yükü yüklemez. Ya hiç derdim olmasaydı… Demek ki yaratan beni seviyor. Seviyor ki dert armağan ediyor. Beni huzurunda göz yaşı dökerken görmek istiyor ki kabzediyor yüreğimi…

 

Bir de düşün ey sima! Peygamber (a.s) dahi dertsiz değildi. Evliyalar, türlü imtihanlardan geçti. Hem başaklar sabrın sonunda boy vermez mi? Öyleyse kendine sabır fısılda. Özlemini kilitli kapıların ardına koy, şimdilik! Vuslat gelince anahtarı bağrından çıkaracak ve kapının ardındaki özlemini kucaklayacaksın.

 

Nursima Kılıç


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!