RÖPORTAJLAR
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
  • HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
    HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
  • Güray Süngü ile Röportaj
    Güray Süngü ile Röportaj

EDEBİYATIMIZDA HÜZÜN – Ahmet Özdemir
Eklenme Tarihi: 10 Eylül 2014, Çarşamba 11:27 - Son Güncelleme: 10 Eylül 2014 Çarşamba, 11:27
Font1 Font2 Font3 Font4



EDEBİYATIMIZDA HÜZÜN – Ahmet Özdemir
EDEBİYATIMIZDA HÜZÜN – Ahmet Özdemir Dilimize de yerleşmiş Farsça kelimelerden biri persenk ya da pelesenktir. Konuşurken gereksiz tekrarlanan söz, anlamına gelir. Bende çok sık oluyor. Mesela Feryadi’nin o güzel türküsünün bir dizesi takılıverir: “Bağımıza gazel düştü güz oldu…” Ömrümüzün hazan mevsimini yaşadığımız bu günlerde ne atabiliyorum, ne satabiliyorum: “Bağımıza gazel düştü güz oldu / Geçti […]

2-Edebiyatımızdahüzünkapak
EDEBİYATIMIZDA HÜZÜN – Ahmet Özdemir
Dilimize de yerleşmiş Farsça kelimelerden biri persenk ya da pelesenktir. Konuşurken gereksiz tekrarlanan söz, anlamına gelir. Bende çok sık oluyor. Mesela Feryadi’nin o güzel türküsünün bir dizesi takılıverir: “Bağımıza gazel düştü güz oldu…” Ömrümüzün hazan mevsimini yaşadığımız bu günlerde ne atabiliyorum, ne satabiliyorum: “Bağımıza gazel düştü güz oldu / Geçti de bu vakitler anam hemen kış oldu… “Dilimin diş çürüğüne musallat olduğu gibi tekrarlayıp duruyor. Rahmetli Tahir Kutsi Makal’ın dörtlüğü de öyle:
“Hüznümü yaşıyorum, dokunma şimdi
Çay demledim: deme, kahve getirme
Girme ani sevinç gibi beynime
Hüznümü yaşıyorum, dokunma şimdi!..”
Benliğimizi dinlendirmenin, arınmanın, durulmanın bir yolu da hüznü, hazanı, melali yaşamak, olmalı. Mualla Orhon’un romanının adı ne güzel yakışmıştı: “Elveda Hüzün…”
Sözü döndürüp dolaştırıp Mehmet Nuri Yardım’ın “Edebiyatımızda Hüzün” adlı kitabına getireceğim. Günümüzün edebiyatçıları, sanatseverleri Mehmet Nuri Yardım’ı tek cümle ile özetleyebilirler: “Vefa’nın İstanbul’da yalnız bir semt adı olmadığını öğreten adam!”
Edebiyatımızda Hüzün ilk kez beş yıl önce yayınlanmıştı. Çağrı Yayınevi tarafından zenginleştirilmiş olarak ikinci kez yayınlandı.
Hilmi Yavuz’un “Edebiyatımızda Hazân ve Hüzün Şiirleri” başlığını taşıyan sunuş yazısından sonra, Mehmet Nuri Yardım, seçtiği şair ve yazarımızın kısa biyografilerini verdikten sonra, hüzün şiirleri ve yazılarından alıntılar yapmış. Halk şiiri tarzında yazan bir kaş kişinin dışında halk şairi olarak yalnız Bayburtlu Celal Baba’dan söz etmiş. Bütünüyle halk şiirine yer verseydi, sanırım cümle âşıkları alması ve kitabının üç beş cilt olması gerekecekti.
Şiirimizde hüzün, melal duygularının ve hazan mevsimimin Servet-i Fünun içinde vücut bulduğu söylenir. Nedenlerini Cenap Şehabettin, Tevfik Fikret, Ahmet Haşim gibi kitaplarımda geniş olarak ele almıştım. Ama beşeri bir duygu olan hüzün, bütün dönemlerde, bütün sanatçıların vazgeçilmez ilham kaynağı oldu. Aslında Kemalettin Kamu’nun “Ben gurbette değilim, / Gurbet benim içimde” dediği gibi; ayrılık ve özlem duyguları hüzünle bütünleşmiş ve benliğimizde kök salmış. Özlem olmazsa, ayrılık acısı olmazsa aşk olmaz bilmişiz.
Mehmet Nuri Yardım, “Edebiyatımızda Hüzün”de melankolik ruhlu, bunalımlı kişilerin yanı sıra, yaşadığı acılara direnç göstererek ayakta durabilen, ümidini ve coşkusunu hiçbir zaman kaybetmeyen güçlü kalem ustalarına da dikkat çekmiş.  Hüzünlendirdiği ölçüde düşündüren bir kitap… Hayatını erken kaybedenler, intihara sürüklenenler, hastalıklarla boğuşanlar, evlatlarını, eşlerini erken yitirenler hâsılı son iki yüzyılda büyük kahırlar çekerek ömrünü tamamlamış 154 Türk edebiyatçısının buruk, ibretli ve ilginç öyküsü ve şiirini bu kitapta bulacaksınız. (Çağrı Yayınları, Tel: 0 212 516 20 80 e-posta: cagri@cagri.com.tr internet: www.cagri.com.tr)
 
(Bizim Gazete, 5 Eylül 2014)


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!