• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 12 Aralık 2015, Cumartesi 22:17 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:04
Font1 Font2 Font3 Font4
Dünyayı değiştiren kelimeler, kavramlar

kavram kelime1
Necati Kağan Çetin 
Kelimelerin arka yüzünü görmek, anlamın nereye vardığını izlemekle yüzyüze bir kez daha insan.
                                                                                     Sezai Karakoç 
Bazı kelime ve kavramlar, dünyayı büyük bir hızla değiştirip dönüştürüyorlar. Bu değişim ve dönüşümün hızı ve etkileri çok büyük, çok kapsamlı, çok da zorlayıcı…
İşte o kelime ve kavramların ilk akla gelenleri:
Düşünce klüpleri, soft power, smart power, swot analizi, bilgi çağı, bilgi toplumu, bilgi üretimi, bilgi devrimi, ortak akıl, inovasyon, ar-ge, yaşam boyu öğrenme, öğrenen organizasyonlar, çoklu zekâ kuramı, empati, dönüştürücü liderlik, interdisipliner, multidisipliner, çok boyutlu düşünme, çok yönlü düşünme, jeokültür, jeostrateji, asimetrik savaş, kelebek etkisi, saçaklı mantık, küreselleşme, bunalımlar çağı, kriz yönetimi, proaktif olmak, gizli diplomasi, süreç odaklılık, sonuç odaklılık.
İkinci grupta yer alanlar:
Anlam arayışı, duygusal zekâ, duygusal okur-yazarlık, ideal, gaye-i hayal, hüsn-ü niyet, hüsn-ü nazar, ilây-ı kelimetullah, ahsen-i takvim, insani yardımlar, karşılıksız iyilik, iman-ı kâmil, insan-ı kâmil…
Bu kelime ve kavramlardan bir kısmı bize Batıdan geliyor. Bunlardan ilk sıralarda yer alanlar özellikle son on yılda dünyada öne çıkmaya başladı. Bu kelime ve kavramların kaynağı Batı olduğu için, bunlarda merhamet aramayın. Çünkü rekabete odaklı bir atmosferden yayılıyorlar. Bazılarını ele alalım:
Düşünce Klüpleri: Batıda, özellikle ABD’de binlerce düşünce klübü var. Akla gelebilecek her konuda fikirler, düşünceler üretiyorlar. Petrol, petrol bölgeleri, petrol krizleri, dinler, ideolojiler, ekonomi, para hareketleri, ülkeler, kültürler, nüfus yapıları, uluslararası ilişkiler, çatışmalar… Düşünce klüpleri, dünyada somut olan her konuda düşünce üretiyorlar. Dünyada dikkat çeken her konunun, her şeyin röntgenini çekiyorlar. Bu konularda raporlar yayınlıyorlar. Bu klüpler maddi olarak devlet veya özel sektör tarafından destekleniyorlar.
Soft Power: Yumuşak Güç olarak tercüme edebiliriz. Askeri gücün ve ekonominin dışında kalan her şey. Kültür, diplomasi, hukuk, strateji…
Smart Power: Akıllı Güç. Yumuşak gücün ve sert gücün aynı anda ama ahenkli olarak kullanılması. Yani askeri imkânların, ekonominin, diplomasinin, hukukun aynı anda, eşgüdümlü biçimde uygulanması.
Swot Analizi: Bir ülkenin veya şirketin güçlü-zayıf yönlerinin tespiti. O ülkenin veya şirketin önündeki tehditlerin-fırsatların tespiti.
Bilgi Devrimi: Enformatik Devrim. Bilgi çağı, bilgi toplumu ve bilgi üretimi, bilgi devrimiyle birlikte dünya gündemine girdi. 1950’den bu yana dünyada yaşanmakta olan bir devrim. Bilgi devriminde, bilgisayar yazılımları öne çıkıyor. Bilgisayar yazılımlarında lider olan bir ülke, gen teknolojilerinde, nanoteknolojide, biyoteknolojide, moleküler biyolojide, robot teknolojilerinde, bilgisayar donanımlarında, otomotivde, roket teknolojilerinde, uzay araştırmalarında, uydu teknolojilerinde, orijinal ilaç üretiminde, yeni moleküllerin keşfinde öne geçiyor. İlk yapılan F-16’larda bir milyon satırlık yazılım gerekiyordu. Şimdi yapılan F-35’lerde bu rakam milyarlarca satıra çıkmış olmalı. Sadece 2015 yılında üretilen bilgi miktarı, insanlık tarihinin tamamında üretilen bilgiden daha fazla. Şimdilik bilgi devriminin lider ülkesi ABD. Ama bu durum daha ne kadar sürer, bilmiyoruz. Çünkü ABD, Francis Bacon’ın “Bilgi, güç demektir.” cümlesini ilke olarak kabul ediyor. Bu da ABD’yi “gücün kölesi” haline getiriyor. Bu konudaki eleştirilerimizi, yazının sonuna saklayalım.
Sosyalizm, gelecekle çatıştığı, bilgi devrimine ayak uyduramadığı için yıkıldı. Hemen soralım: Kapitalizm ne ile çatışıyor? Batı uygarlığı neyi ıskalıyor?
Ortak Akıl: 21. yüzyıl, hemen her konuda ortak aklın öne çıktığı bir zaman dilimi. Bütün ülkeler, kendi problemlerini doğru tanımlamak ve çözmek için ortak akılla hareket ediyor. Aynı şey şirketler için de geçerli. Ortak aklı oluşturan nitelikli bireylere her türlü imkân sağlanıyor. Ama ortak aklın öne çıkması, bireyin ihmal edilmesi anlamına gelmiyor.
İnovasyon, Ar-Ge: “İnovasyon, yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet) veya sürecin; yeni bir pazarlama yönteminin uygulanması. Ya da iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.” (wikipedia.org)
İnovasyon, yeni fikirleri, değer ifade eden çıktılara dönüştürme sürecidir.
AR-Ge, bilgi dağarcığını artırmak amacıyla sistematik olarak sürdürülen yenilikçi çalışma ve bu bilginin yeni uygulamalar için kullanılmasıdır.
Bu iki kavram, yeni teknolojilerin keşfinde çok önemli. Şirketler, yeni teknolojileri keşfetmek için daha fazla yatırım yapıyorlar, kaynak ayırıyorlar. Bu alanda başdöndürücü bir rekabet yaşanıyor. Bilgi-iletişim teknolojileri, otomotiv, ilaç ve silah üretimi, inovasyon ve ar-ge sayesinde yeni seviyelere ulaşıyor. ABD’deki Silikon Vadisi, inovasyon ve ar-ge’de en önde. Buna dev otomotiv, ilaç, bilişim ve optik firmalarını da ekleyelim.
Asimetrik Savaş: Bir hedefe dolaylı saldırı. Saldırının yeri ve zamanı belli değildir. Düzenli ordularla yapılmayan bir savaş biçimi. Terör, psikolojik savaş ve propaganda teknikleri ile yapılıyor. Buna karşı mücadelede, toplumun bilgi seviyesinin yüksek olması çok önemli.
Gizli Diplomasi: Gizli diplomasi, son yıllarda ülkelerin birbirlerini yıpratmak için şeffaf olmayan yollarla sonuç almaya çalışmasıdır. Bu yöntem eski çağlarda da vardı. Şimdi de var. Gizli Diplomasi, maalesef Vahşi Batı’nın elinde acımasız bir silaha dönüşmüş durumda. Kapalı kapılar ardında dünyayı kan ve ateşle doldurma planları yapanlar, eninde sonunda tarihin tokadını yiyecekler!
Gizli diplomasiyi şer üretmek için kullananlar, Allah’ın takibi altında olduklarını unutuyorlar.
Diplomasinin imkânları hep kötülük için mi kullanıldı? Elbette hayır…
Osmanlı ve Selçuklu devletlerinde gizli diplomasi, dünyadaki haksızlık ve zulümleri sona erdirmek için kullanılıyordu.
Şimdilerde ülkemiz, kendisine, bölgesine ve gönül coğrafyalarımıza yönelen tehditleri bertaraf ederken, mutlaka gizli diplomasinin kurallarını bilmek, oyunu kurallarına göre oynamak zorundadır.

Şimdi de ikinci grupta yer alan kelime ve kavramlara bakalım:
Anlam arayışı: Anlam arayışı, geçmişin ve bugünün en önemli konusudur. Gelecekte de önemi koruyacak. Çünkü insan, hayatı ve dünyayı belli bir anlam üzerinden tanıyabilir. Bugün yaşanmakta olan krizlerin hepsinin temelinde anlam krizi var. İnsan, şu sorulara cevap verirse, rahat eder: İnsan nedir, insan ne ile yaşar, hayatın amacı ve anlamı nedir, kâinat neden var, insanı ve hayatı yaratan kim, insanı ve kâinatı yaşatan kim?
2015’ten bakarak, anlam arayışlarının hangi yöne gittiğini az çok tahmin edebiliyoruz. Evet, anlam arayışları her ülkede süratlendi, belli bir yöne evrildi. Biz daha inançlı, manevî yönü daha güçlü bir geleceğe doğru yol alıyoruz.
Besteler Allah’a adanıyor… En güzel tablolar manevi ilhamlarla yapılıyor… Edebiyat şaheserlerinde inancın etkisi net olarak görülüyor… Manevi dünyalara kapı aralayan filmler hep ötelerden haber veriyor…
Duygusal Zekâ: Duygusal Zekâ, Daniel Goleman’ın yazdığı “Duygusal Zekâ” isimli kitapta çok detaylı olarak anlatılır. Bu zekâ türü bilimsel literatürde çoktan yerini aldı. Bunun bizdeki karşılığı “manevi kalp”tir.
Çoklu Zekâ Kuramı: Zekâ, sadece Mantıksal-Matematiksel değil, buna ilave olarak sekiz ayrı kategoride ele alınıyor. İnsan, duygularıyla, farklı yetenekleriyle ele alınırsa daha iyi anlaşılabilir. Konuyu merak edenler “Howard Gardner ve Çoklu Zekâ Kuramı”nı araştırsınlar.
Çoklu Zekâ Kuramı 1983 yılında Howard Gardner tarafından zekâyı tek ve baskın bir yetenek olarak görmekten ziyade, çeşitli ve özel boyutlardan oluştuğunu öneren bir modeldir. (wikipedia.org)
Zekâ Türleri: 1-Mantıksal-Matematiksel 2-Sözel 3-Müzik Zekâsı 4-Varoluşsal 5- Kinestetik. Hareket ve sporla ilgili. 6-Uzamsal. Şekiller, çizim ve resimle ilgili. 7-İçsel 8-Doğa ile ilgili. 9-Sosyal.
Eğitim konularıyla ilgilenenlerin Çoklu Zekâ Kuramı’nı bilmesi gerekir.
Hüsn-ü Niyet, Hüsn-ü Nazar: Bu iki enfes kelime, bütün dünyayı değiştirip dönüştürmeye yetebilecek manevi bir kuvveti kendi içlerinde taşıyorlar. Her şeye iyi niyetle, güzel bir bakışla bakmak… Hayatı ve dünyayı güzel görmek, güzel düşünmek… Biz, eninde sonunda vicdanın galip geleceğine inanıyoruz. İnsan, Allah tarafından kendisine yüklenen emaneti korumak, Allah’ın insana duyduğu güveni boşa çıkarmamak zorundadır.
Ülke olarak biz, tarihten güç alarak, dünyanın geleceğine yön vermeye gayret etmeliyiz. Mazlumların, çaresizlerin, gariplerin yanında olmaya, zalimlerin karşısında durmaya mecburuz. Bunu yapmazsak, İlahi desteği yitiririz.
İnsani yardımlar – Karşılıksız İyilik: Bu dünyadaki vademiz dolup da hayata veda ettikten sonra bizden geriye kalacak olan nedir? Arkada bıraktığımız karşılıksız iyiliklerdir. Yalnızca Allah için yaptığımız iyilikler… Hayatı sadece çatışma teorileriyle, vahşi rekabetle, ekonomi ile açıklayamazsınız. Eğer ülkemiz bunca saldırılara rağmen ayakta kalabiliyorsa, daha da güçlenerek yola devam edebiliyorsa, bunda insani yardımların, karşılıksız iyiliklerin, Suriyeli muhacirlere yapılan yardımların bir payı olsa gerek… Yeterli mi? Asla… Keşke bu yardımları yüzlere, binlere katlayabilsek… Keşke dünyada bir tek mazlum, bir tek çaresiz dahi kalmasa… Keşke… Bunu yapabilecek niyete sahibiz. Rabbimizin imkân vermesi duasıyla…

Şimdi gelelim Vahşi Batı’ya yönelik eleştirilerimize…
Batı, “Bilgi, güç demektir.” cümlesini benimsedi. Maddi gücü, bilgiyi, teknolojiyi eline geçirince, tabiata ve insanlığa hükmedebileceği zannına kapıldı. Hakikate teslim olmak yerine, hakikati teslim almaya çalıştı. Batı yanıldı, yanılmaya devam ediyor.
Oysa insan, manevî yönüyle insandır.
İnsanı manevi yönüyle, manevi değerleriyle, merhametiyle, sevgisiyle, yardımseverliğiyle ele almanın zamanı geldi.
Yusuf Kaplan’ın cümleleriyle ifade edersek:
“İnsanı ‘ekonomik insan’ olarak tanımlayamazsınız.
İnsan, insanın kurdu değildir. İnsan, insanın yurdudur, ufkudur.”
İnsan, insanın dostudur, yoldaşıdır, dünyada ve ahirette kardeşidir.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN