• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 15 Şubat 2019, Cuma 15:46 - Son Güncelleme: 16 Şubat 2019 Cumartesi, 09:55
Font1 Font2 Font3 Font4
Dünyanın sınırları

Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarını belirler.
Ludwig Wittgenstein


Dilinin sınırları şu kelimelerle çevrili olanlar var:
Kredi kartı, bonus, faiz, döviz, borsa, arsa, kakara kikiri laylaylom, otomobil, ego, kariyer, ölümüne-öldüresiye başarı motivasyonu, politik gevezelik ve hakaret, futbol, magazin, gurme, gastronomi, televizyonlarda 7/24 dönen o üç saçma yarışma programı.
Şimdi böyle biriyle ne konuşabilirsiniz?
Konuşsanız sizi dinler mi?
Dinlese, anlar mı?
Siz onun anlattıklarını anlayabilir misiniz?
Evet, anlamak ve anlaşmak çok önemli.
Ama dar, sıkışık, sınırlı bir alanda çok zor. Hattâ mümkün değil.
Hele karşınızdakinin dünyası 16-18 kelimeden ibaret ise.
Bir düşünün, daracık bir mağaradan size sesleniyor.
Gel bu kelimelerle konuşup anlaşalım diyor.
Olmaaaaz.
Olmaz!
Böyle birini anlamak, böyle biriyle anlaşmak çooook zor:
Bütün dünyası kredi kartı, bonus, faiz, döviz, borsa, arsa, futbol, gurme, gastronomi, eğlence, politik gevezelik ve magazinden ibaret birisi.
Bu kelimelerle yatıp kalkan birisi şunlardan anlar mı?
Karşılıksız iyilik, vefakârlık, fedakârlık…
İnsan, insana hizmet, insan-ı kâmil…
Soyut güzellik, maneviyat, hüsn-ü mücerret…
Tebdil-i mekân, ferahlık, tebdil-i mekânda ferahlık…
Eşref-i mahlûkat, ahsen-i takvim, sanat-ı ilâhi…
Eğitim, maarif, marifet, muhabbet…
Nefis muhasebesi, nefis terbiyesi, özeleştiri, otokritik…
Tebeddül, tagayyür, tekâmül… Değişim, dönüşüm…
Ama doğru şekilde, doğru yönde.

Bunlardan başka, yaşadığımız zaman diliminin özellikleri var.
Öyle bir dönemdeyiz ki…
Sürekli dolaşımda olan, havada uçuşan kelimelere bakalım:
Reel faiz, nominal faiz, faiz dışı fazla…
Net faiz, brüt faiz, efektif faiz…
Mevduat faizi, kredi faizi, negatif faiz…
Sabit faiz, değişken faiz, gecikme faizi…
Döviz kurları, euro-dolar endeksi…
Borsa, para, banka, finans…
Borsa bileşik endeksi…
Bu kelimelerin gerçek dünyada bir karşılıkları var mı?

Gazetelere, televizyonlara bir bakın…
An be an politikanın, politik açıklamaların dilini tevil etmeye çabalayan gazeteler, televizyonlar…
Milletin ne düşündüğünden, ne konuştuğundan habersiz gazeteler, televizyonlar…
Futbolla yatıp futbolla kalkan gazeteler, televizyonlar…
Dakika dakika, saniye saniye, günlük politikanın dilini yorumlamaya çabalayan gazeteler, televizyonlar…
Televizyonlarda 7/24 dönen o üç saçma yarışma programı…
Ekranlardaki o üç saçma yarışma programının karşısına zincirlenmiş insanlar…
Okunmayan gazeteler, izlenmeyen televizyonlar…

Gazete ve televizyonlara yeni araştırma alanları önerelim:
Eğitim, aile, ailenin birlik ve bütünlüğü…
Ahlak, hüsn-ü ahlak, insan, insan-ı kâmil…
Fikir, tefekkür…
İyilik, karşılıksız iyilik…
Sanat, hüsn-ü sanat, sanat-ı ilahi…
Ebru, tezhip, çini, minyatür…
El emeği, göz nuru, alın teri…
Helal kazanç, yardımseverlik…
Üretim, yatırım, istihdam, ihracat…
İnovasyon, araştırma geliştirme…
Ekoloji, ekosistem, ekolojik dengeler…
Sade hayat, sakin şehirler…
Organik tarım, ekolojik tarım…
Kitap, dergi, okuma, yazma…
Bilim, kültür, sanat, medeniyet…
Bunların soyut güzelliklerle buluştuğu, kesiştiği yerler…
Bunların hikâyeleri…
Bunlarla ilgili belgeseller, araştırmalar, diziler yapmayı deneyin.
Tamam, bu alanlara oldukça uzaksınız, yabancısınız.
Ama deneyin.

Bir de üslup, yol yordam, yöntem, metod meselesi var.
Ele aldığınız konu ne olacak, nasıl olacak?
Sunum nasıl olacak?
Yepyeni bir konuyu eski bir üslupla sunarsanız olmaz.
Eskimiş haberleri ısıtıp ısıtıp gündeme taşımayın.
Boşverin olumsuz, menfi haberleri.
Falan partinin genel başkanı, öbürüne bağırmış… Boşverin bunları.
Öteki partinin genel başkanı bir konuda şöyle demiş… Bunları da boşverin.
Partileri, patırtıları boşverin.
Kamerayı başka yerlere çevirin.
Bakış açınızı değiştirin.
Başka konuları gündeme taşıyın.
Başka insanlarla tanışın.
Başka hedeflere yönelin.
Başka şeyler düşünün.
Başka şeyler söyleyin.
Başka şeyleri görmeye çalışın.
Başka dünyalara yol alın.
Başka hayaller kurun.
Başka idealler bulun.
Açık denizlere yelken açın.
Yalnızca bir adım atın.
Cesaretle atılmış bir adım her şeyi değiştirebilir.
Yeni kelime ve kavramlarla tanışmayı, düşünmeyi deneyin.
Dilinizin sınırları, dünyanızın sınırlarını belirler.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN