• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 20 Ocak 2015, Salı 17:14 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:06
Font1 Font2 Font3 Font4
Dünya semalarında çakan şimşekler neyin habercisi?

dünya-1 
Yazar: Necati Kağan Çetin
 Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim.

Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,
Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,
Bir zerreciğim ki, Arş’a gebeyim,
Dev sancılarımın budur kaynağı!
Necip Fazıl Kısakürek
 
Farkında mısınız?
Dünyanın manevî semalarında şimşekler çakıyor…
Dünya, yeni bir oluşun eşiğinde gibi sanki…
Tarih, 21. yüzyılın bu ilk çeyreğinde ilerlemekte zorlanıyor.
Bunca bilgi birikimi, teknoloji, sermaye…
Hiç birisi para etmiyor.
Batı Uygarlığı, neredeyse dört asırdan beri manevî bir amaç arayışında değil…
Batı insanı amaçsız ve anlamsız bir hayat anlayışının peşinde, bilinmeyen bir yerlere sürükleniyor…
Dünyanın ekseni Batıdan Doğuya kaymaya başladı.
Tarih, bize bir sürpriz mi hazırlıyor acaba?
Birbiri ardına patlayan silahlar, ekonomik krizler, sosyal bunalımlar…
Bir tarafta zamanın akış hızı artarken, diğer tarafta tarih mi sıkışıyor?
Batı Uygarlığı’nın maddeye ve paraya odaklı aklı, manevî sinyalleri neden çözemiyor?
Batıda artan intiharlar, azalan nüfus…
Tüketim ve silahlanma çılgınlığı…
Manevî arayışlardan mahrum kalmış Batı sanatı ve edebiyatı…
Varsa yoksa faiz-döviz ve borsa!
Al sana uygarlık…
Avrupa ve Amerika’nın maneviyat yolculuğunda henüz keşfettiği Duygusal Zekâ’nın anlam ve önemi yeterince anlaşılmıyor sanki…
İnsan ne ile yaşar?
Akıl, sadece madde, dünya ve para odaklı mı olsun?

Batı Uygarlığı’nın hikâyesinde giriş yok…
Gelişme yok…
Sonuç yok…
Anlam ve amaç yok…
Üstelik bu hikâye, seküler sevgilerle son buluyor.
Üstelik bu hikâye “Allah aşkı”ndan, hakiki aşktan da mahrum kalmış…
Bu nasıl bir hikâye?
Nasıl bir kurgu?
İşte bu büyük boşluklardan dolayı, Batı, bütün ilhamlarını kaybetti…
Artık Batı dünyasında Allah’ı arayan besteler, eserler, senfoniler yok…
Ötelerden haber veren melodiler, armoniler yok…
Sesler yok.
Bütün bu yoklukların bileşkesinden ortaya çıkan sonuç:
Kocaman bir YOK!

Oysa dünyada çözüm bekleyen dev problemler var.
Yalnızlaşma, yabancılaşma…
İnsanın yalnızlaşması…
İnsanın kendine, ailesine, dünyaya ve Allah’a yabancılaşması…
Dağılan aileler, mutluluğu ailenin dışında arayan Batı insanı…
Avrupa ve Amerika’da boşalan kiliseler…
O kiliselerden yayılan çan sesleri…
Çanlar kimin için çalıyor?

Bütün bunların yanında, İslam dünyasında beliren uyanış emareleri…
Geçmişten gelen büyük bir medeniyet tecrübesi!
Büyük bir kültür mirası…
Marifet, muhabbet ve sohbet kültürü…
İslâm sanatlarının, yeni sanatkârlar bekleyen diriliş ümidi…
Hüsn-ü Hat, Ebru, Minyatür, Tezhip, Mimarî, Musıkî.
Çizgilere, renklere, estetiğe, sanata ve perspektife gerçeküstü ilhamlar üfleyen İslâmiyet!
Batının seküler aklı ve sanatı bunları anlamaz…
Seküler akıl, Ebru teknesinde canlanıp, kâğıda akseden, uçuşan renkleri anlamaz…
Minyatür sanatında yeniden yorumlanan perspektif anlayışını Batı anlayamaz…
Hüsn-ü Hat ile sanki dünyadan başlayıp da, ahiret alemlerinde son bulan çizgileri Batı anlamaz…
Anlamak istemez.
Batının anladıkları, Euro-Dolar pariteleri ile sınırlıdır.
Onlar en fazla döviz endekslerini anlarlar, anlamlandırabilirler.
Ötesi yok.
Evet…
Şu haliyle dünya, belli ki yeni bir oluşun, yeni bir oluşumun eşiğinde…
Tarih, insanlığa yeni bir sürpriz hazırlıyor belli ki…
İnsanlık, kendi hikâyesine yepyeni manevî anlamlar yüklemeyi başarabilir mi?
Şiirde, sinemada, romanda, musıkîde, hikâyede, denemede… Ulvî, aşkın, heyecan verici yeni şaheserler ortaya çıkar mı?
Düşünce semalarımızda bir sıkışmışlık hali var.
Bu sıkışmışlık, şimşeklerle, yıldırımlarla şiddetleniyor.
En sonunda, insanlığın üzerine sağanak sağanak rahmet yağmurları yağsa keşke…


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN