• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 3 Nisan 2016, Pazar 21:28 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:04
Font1 Font2 Font3 Font4
Dünya İslam'a koşarken…

dünya1
Necati Kağan Çetin 
Kozasını yırtan düşünce, ülkeden ülkeye, çağdan çağa kanatlanır, saraylara girer, kiliselere kurulur. Bütün kaleleri zorlar, bütün baskıları alteder.
                                                                                                 Cemil Meriç 
Düşünce böyle bir şey:
Zaptedilmesi zor, engel tanımayan, hedefini eninde sonunda bulan, önünde durulamayan…
Bir keşif,  bir buluş, bir icat, insana faydalıysa önünde durulabilir mi?
Bir fikrin açığa çıkma vakti gelmişse, engellenebilir mi?
Zamanı gelen bir fikir, engellenemez.
Ok, mızrak ve kılıç, ateşli silahlar karşısında teslim oldu.
Bilimin ve bilimsel düşüncenin kesin kuralları, ortaçağ karanlıklarını yırtıp attı.
Düşünce işte… Akla düştüğü anda, değişimleri de beraberinde getiriveriyor.
Şimdilerde düşünce, bambaşka ufuklara kanatlanma yolunda.
Fikir kasırgası, materyalist, rekabetçi, seküler anlayışları kökünden sallıyor.
Kur’an ve İslamiyet’in aydınlık atmosferinden yayılan her düşünce, her fikir ve cümle, yaşama sevincini kaybetmiş bütün zihinlerde diriltici bir etki yapıyor.
İnsanın ve hayatın bir sahibinin olduğu düşüncesi…
Hayatın bir anlam ve amacının olduğu düşüncesi…
İnsanlığı, bu dünya hayatından sonra bir başka hayatın beklediği düşüncesi…
Allah’a inanmanın ve Allah’a ibadet etmenin, insana huzur veren gerçek çözüm olduğu düşüncesi…
Evet, her gün yüzlerce Batılı, Hristiyan, Alman, Fransız, İngiliz veya Amerikalı kendi özgür iradesiyle İslamiyet’i kabul ediyor.
Şimdilerde milyonlarca Batılı Müslüman, bu düşüncelerle yepyeni ufuklara yelken açıyor.
Sadece bu mu?
Hayır… İslamiyet’le müşerref olan Batılı Müslümanlar, iman nurunu başka zihinlere de aktarıyor.
Üstelik bu süreç yıllar ve yıllar boyu böyle devam edip geliyor, katlanarak artıyor, yarınlara doğru böylece ilerlemeye devam ediyor…
Bunun sonu nereye varır dersiniz?
Sonucu söyleyelim:
Batı uygarlığı, Avrupa ve Amerika, çok büyük bir süratle, demografik ve sosyolojik olarak İslamiyet’e teslim oluyor. Tamamen gönüllü olarak, severek, isteyerek…
O halde Batı medyasından dünyaya servis edilen bu İslam düşmanlığı neyin nesi?
Cevap kısa ve net:
Telaş ve panik.
Propaganda ve algı yönetimi.
Çaresizliğin dışavurumu.
Aşağılık kompleksinin dışavurumu.
Batının bütün entelektüellerinin İslamiyet’i gönüllü olarak kabul etmesinin Batıya verdiği telaş, panik, korku ve öfke…

Hani bizim camilerimizde, evlerimizde okuduğumuz o mübarek Fatiha’lar, Yasin’ler var ya…
İşte bütün o Kur’an surelerini Batı’nın zekâ tarlaları da okuyor, ayetler üzerinde düşünüyor ve kabul ediyor.
Mesele bundan ibaret.
Bir Batılı, iman ve İslamiyet’le tanışıyor da ne oluyor?
Anlam krizinden kurtuluyor.
Sahipsiz bir insan ve kâinat anlayışından, bambaşka bir dünyaya adım atıyor.
Allah’ın sonsuz merhametini hissediyor.
Kimisi gözyaşları içinde tövbe ediyor, bir başkası secdeye kapanıyor…
Böyle böyle dünyanın manevî rengi değişiyor.
Cemil Meriç’in cümlelerini tekrar hatırlatalım:
Kozasını yırtan düşünce, ülkeden ülkeye, çağdan çağa kanatlanır, saraylara girer, kiliselere kurulur. Bütün kaleleri zorlar, bütün baskıları alteder.
 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN