• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Ayşei Yasemin Yüksel
Ayşei Yasemin Yüksel
Eklenme Tarihi: 5 Mayıs 2018, Cumartesi 00:43 - Son Güncelleme: 5 Mayıs 2018 Cumartesi, 00:43
Font1 Font2 Font3 Font4
Dumansız Kahveler

Arkadaşı “burada elektrikler kesildi, sizin işyeri civarında da kesinti var mı?” diye sorduktan az sonra telefonu kapattığında saat onu geçiyordu. O saat, tam kahve saati  olduğundan geç kalmak istemeyip kupasını kaptığı gibi çay ocağına gitti Itır.

 

O gün tek başına çalışan ocak görevlisi Durdu bir yandan kuruladığı bardakları  plastik tepsiye dizerken bir yandan da kulağı kahve  makinesindeydi. Şirin’in makinenin gözlerine  bıraktığı çelik cezvelerdeki kahvelerin hazır olduğunu çoktan haber vermesi gereken  ses hala duyulmamıştı çünkü. Bir baksa iyi olacaktı.

 

Cezveler su almamış haliyle de kahveler olmamıştı. Durdu’nun “ne ters gün, kahveler bitti. Elektrikler gitti” diye söylendiğini duyan Itır, içinden “bizim katta gitmedi Allahtan” diye geçirirken lavaboya yönelip kupasını yıkadıktan sonra çeşit çeşit kahve türleri olan köşede hep içtiği damla sakızlı kahve kutusuna bakındı.  Kutu yerinde yoktu. Demek ki o da bitmişti.  Yine de  pek telaştaki Durdu’ya “sakızlı Türk kahvesi var mı?” diye sorduğu sırada hayli dolu olan küçük çay ocağının  kapısında beliren  Şirin  içeri girebilsin diye Şirin ile yer değiştirdi Itır.  

 

Şirin, çelik  cezvelerin dolu olmayıp diplerinde iki parmak  kahve olduğunu görünce şaşırdı.  “Aaa, olmamış bunlar. Böyle içilmez ki. Yeniden mi yapsam?” deyince  Durdu, “Şirin hanım, bugün başka Türk kahvemiz yok.  Bitti. Yedek paket de yok. Arkadaşımız izinli biliyorsunuz. Dönüşünde noksanları tamamlayacak” dedi. “Haa, bitti demek”  deyip belki bu kez su alır umuduyla cezveleri yeniden gözlere yerleştirip çay ocağından çıktı Şirin.

 

Itır “o zaman olanlardan içeceğiz. Bugün de böyle” derken Durdu pencere altındaki sandalyeye çökmüştü. Biraz soluklanmak için.

 

Damla sakızlı Türk kahvesi kutusu ortada yoktu. Türk kahvesi kavanozu da boştu.  Sabah kahvesi olarak içmek için kala kala dibek kahvesi kalmıştı tek. Itır, kakule kokulu dibek kahvesi kavanozunu aldı.

 

Tam cezveye iki kaşık koymuştu ki kahve makinesi ile filtre kahve makinesi arasına bırakıldığından kolayca seçilemeyen sakızlı Türk kahvesi kutusunu fark etti. Bir umut teneke kutuyu kavradı. Ağırdı. Kapağını açtı. Yarısına kadar doluydu kutu. Bu arada Durdu, “sizi ocakta görünce kutuyu oraya bırakıvermiştim” dedi.

 

“İyi o zaman. Bundan da yaparım. Hazırladığım dibek kahvesini de birine ikram edeyim” diye düşünüp çay ocağındakilere “içer misiniz?” diye sordu Itır. Ocaktakilerden biri, filtre kahve makinesinin cam demliğinde kalan son kahveyi kupasına koymaktaydı. Bir diğeri, çay içeceğini söyledi. Daracık ocağa girmek için kapıda bekleyen bir başkası da boğazı pek iyi olmadığından zencefil çayı içmek için gelmişmiş.

 

Itır, “kahve  elimde kaldı. Malımla kötü oldum derlerdi de anlamazdım. Bu durummuş meğer o lafın anlattığı.  İkram zor işmiş” diye gülerken Durdu  da muzipçe gülüyordu.  

 

Şirin yeniden çay ocağı kapısında gözüktü. Cezveler yine su almadığından dibindeki iki parmaklık kahveyi kupasına doldurup tadına baktı. Iıı ııhh… Hiç olmamıştı. “Yok, kahvesiz olmuyor. Gözümü açamıyorum. Yenisini yapayım” deyince  Itır “hazır yapılmış dibek kahvesi var. Oldu olacak. Makine şimdi sinyal verir” dedi.  Şirin kaç şeker attığını sordu Itır’a. Orta şekerli olduğunu öğrenince de makinenin  sesini duymayı beklemeye başladı.

 

 “Neden bu sabah  cezveler su alamadı bir türlü anlamadım” dedi Şirin. Itır, “bu katta elektrikler birkaç kez üst üste kesilince makine şaşırdı demişti Durdu, değil mi Durdu?” diye sordu. “Heee, katın şartelleri attı” diye cevap verdi Durdu, çay kahve, kant isteyenlere yetişmek için pek bir telaştayken.

 

“Yaa! Şalterler mi atmış?” diye sordu Şirin. Durdu, “Heee, hep benim şartellerim atacak değil ya.  Bu kez de katın şartelleri atmış”.

 

Bir kahkahadır koptu ocakta. Kavanozları boşaldığından ya da cezveler su alamadığından hakkıyla pişememiş olsa da  kahve,  her haliyle keyifti gerçekten.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


Dumansız Kahveler Yazısına 1 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN