• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Ayşei Yasemin Yüksel
Ayşei Yasemin Yüksel
Eklenme Tarihi: 5 Ağustos 2016, Cuma 22:39 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 22:43
Font1 Font2 Font3 Font4
Çöpçü Balığı Olmak

images (7)
Ayşei Yasemin YÜKSEL
Dünya akvaryumunun balıkları gibiyiz. Bizim gözümüze devasa, uçsuz bucaksız görünüp de gökyüzünde nokta halindeki yıldızlardan biri olan koskoca bir akvaryumun türlü türlü balıklarındanız.
Masmavi akvaryumun lepistesleri, neon balıkları, melek balıkları, ay moli, kılıç kuyruklarıyız yani. Göz alıcı renklerini akvaryum suyu içine içine yukardan koyvermiş eleğimsağma mı desem, ebemkuşağı mı yoksa alkım ya da gökkuşağı mı desem? İşte öylesine cümbüş var suda yüzen pulların renginde. Akvaryum denilince rengi gökkuşağını kıskandıracak tonlardaki bu balıklar gelir akla ilk. Gösterişli, allı pullu, suda süzülüşü bir izlence. Ama…
Rengine alkımda rastlanmayan soluk çöpçü balıklarını unutmamak gerek. Solgun renkli, gösterişsiz, tostoparlak halleriyle her ne kadar balıklar anılırken en son gelen olsalar da akvaryumdaki hayatı yaşanır kılmada başı onlar çeker.
Sanki  akvaryuma bakınan bir kadının  kazara suya düşmüş değerli taşlarla bezeli rengarenk yaka iğnesi gibi, yakutundan zümrüdüne, safirinden laline, akuamarinine, topazına donanmış mücevheri andıran gösterişli  balıklar  ışıltılarla süzülürken gelene geçene renk şöleni sunar. Ola ola tek yüzer, eğleşir onca balık. Dert etmezler, tasalanmazlar sular da kirlenir, kumların arasına atıklar dolar diye.  Onca balığın arkasını toplayan bir balık vardır ama akvaryumda. Çöpçü balıkları.
Ne süs diye dibe konmuş lav ya da kireç taşı oyuklarına, kuru odunların altlarına ne yosunlara saklanıp tembellik etmez çöpçü balıkları. İnsanların süklüm püklüm haldekilerini andıran gösterişten uzak çöpçü balıkları, görkemli diğer balıkların ha bire boydan boya dolanmaları sırasında canına okudukları akvaryum ortamını, çevrelerini temizlerler hiç bıkmadan.
Vatoz deniliyor çöpçü balıklarının daha iricesine. Kimisi noktalı oluyor. Büyüdükçe de büyüyorlar. Vantuz gibi bir yapıdaki ağızlarıyla akvaryumun camına yapışıp tutundukları camları temizlemeden ayrılmıyorlar.
Gösterişten uzak vatozlar camları temizlerken o camın ardındaki canları yaşama bağlamaktadırlar bir yandan. Temiz camlar, sadece dışarıyı görmek için değil, dışarıdan içerinin de görünebilmesi içindir. Görmek ve görünmek, temizlikten geçer o halde.
Ne neonlar gibi elektrik mavisi renkteler ne lepistesler kadar pırıltılı, albenili pulları. Kahverengi bile denilemez belli belirsiz renklerine. Vatozlar, içimizdeki kimi insanları andırır yani. Diyelim ki pikniğin nasıl yapılacağını, içi çöp dolu poşetleri ne yapacağını bilen insanları.
Piknik yapmayı bilmek uygarlığın göstergelerinden biri oldu belki de şimdilerde. Piknik demek de mangal saplantılı olmak demek bir yerde artık. Nasıl bir su kenarı, ağaç gölgesi, çayır çimen  sevmekse öylesi sevmek, ille ağaçların emek emek saldığı oksijen dumanla boğulacak şimdinin piknik anlayışında. Artık neredeyse saplantıdan öte hale gelen mangallar yakılacak, temiz hava denilince tek kalan yerler olan kırların, dağ eteklerinin, ormanların havası karbondioksite bulanacak. Mangal keyfi kimisi için sağın solun, her yanın keyfini kaçırtacak isi, dumanı, pisi fütursuzca alabildiğine salmak keyfiyle başkalarının keyfini kaçırmak oldu çoktandır. Kırın anlamı çayır, çiçek böcek,  doğa, temiz hava olmaktan anlam kaymasına uğrayıp mangal dumanı, pisi, çöpü anlamına  büründü haylidir.  Mangalcıların su kıyılarını, çayırları, dağ eteklerini ya da buldukları her yeri akıllarınca piknik alanına çevirip yedikleri içtiklerinin ambalajından kavun karpuz kabuğuna, plastikten teneke kutusuna dek her şeyi güya temizlik göstergesi olarak poşete koyup sonra da poşeti çöp kutusuna atmayıp bir imza atarcasına piknik yerinde terk edenleri vardır ya… İşte o piknikçiler,  akvaryumun suyunun keyfini çıkarırken bolca da kirleten süslü püslü; ama kirletici balıklara benzer.
Vatozlar mı? Onlar, evinin içini bal dök yala mantığıyla pırıl pırıl tutarken arabasının camından  her şeyi yola, doğaya fırlatanlarla; piknik meraklısı olup da mangal dumanıyla  havayı kirletenlerle baş etmeye çalışan insanlara benzerler. Ki böylesi bir vurdumduymazlıkla uluorta kirletilmiş yerleri temizlemeye çabalayanlarla alay edenler bile çıkabiliyor. Oysa kirlenen çayırlar, yamaçlar, ekmek olacak buğdayın yeşerdiği, suyun göze bulup kaynak olduğu, orada bitecek ağacın oksijen salacağı yerdir. Daha geniş anlamda yaşadığımız dünyadır.
Çöp kavramı, çöplüğe dönüşmüş anlayışların umursamadığı bir kavram  oluyor şimdilerde. Çöp demek, pis koku, mikrop üretecek kokuşmalar, çürümeler, kirlilik demekken piknik artıkları ile dolu poşetler tek bagaja girmesin de neresi  kirlenirse kirlensin anlayışının hoşgörüsünde semirmekte. O zaman tüm balıklara hayatı yaşanır yapan vatozları anlamak hatta örnek almak zorundayız galiba. İçinde yaşadığımız dünya akvaryumunu kirletenler olarak.
Her dünya kirlenir az çok. Gerçi hiçbir canlı, insan kadar kirletemez kendi dünyasını. İnsan, nice canlıyla paylaştığı dünyayı kirletirken dünyanın yalnızca insana ait olmadığını tümden unutmuş görünüyor. Başka canlıların sudaki, ormandaki, ağaçtaki, mağaradaki dünyalarının dengelerini umursamayıp kirletirsek kirli havada insanların başına gelecekler gelecektir onların başına da. Soluk alamayacaklar yani. Yaşayamayacaklar kısacası. Yakındır Everest’e tepeden bakacak çöpten dağların belirmesi. Yakındır.
Vatoz olsak diyorum. Çöpçü balığı olsak. O lüks mü lüks arabalardan güzelim yerlere fırlatılıp atılan cips paketlerini, çikolata yaldızlarını, buruşturulup fırlatılmış sigara kutularını, pet şişeleri toplasak. Dahası hiç atmasak. Neon balığı mavisindeki arabalarından, lepisteslerin renklerini kıskandıracak  sedefli boyaları olan araçlardan göz kırpmadan yola, tarlalara, ovalara, dağlara, denizlere atılıp leyleklerin başına dolanan, kaplumbağaların bellerine takılıp onların ince belli büyümesine, kuşların gagalarına yapıştığından yemlenemeyip  ölmelerine neden olan her şeyi temizlesek diyorum. Dip köşe. Yani balık akıllı olsak biraz diyorum.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN