RÖPORTAJLAR
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

Cellad mürekkepleri
Eklenme Tarihi: 27 Nisan 2017, Perşembe 02:18 - Son Güncelleme: 27 Nisan 2017 Perşembe, 02:18
Font1 Font2 Font3 Font4



Cellad mürekkepleri
Edebiyat; olay, düşünce, duygu ve hayalleri dil aracılığı ile estetik bir şekilde ifade etme sanatıdır. Tanımdan yola çıkarak edebiyatı birçok kola ayırabiliriz. Bu kolların arasında en önemli ana kol ise sanatsal yönüdür. Edebiyat, güzel sanatlardan öte bilimsel çalışmalara da kaynaklık eder. Örneğin birçok bilimsel faktörün kullanılmasıyla elde edilen bir binayı estetik havaya büründürmediğiniz taktirde alıcı-satıcı […]

Edebiyat; olay, düşünce, duygu ve hayalleri dil aracılığı ile estetik bir şekilde ifade etme sanatıdır. Tanımdan yola çıkarak edebiyatı birçok kola ayırabiliriz. Bu kolların arasında en önemli ana kol ise sanatsal yönüdür. Edebiyat, güzel sanatlardan öte bilimsel çalışmalara da kaynaklık eder. Örneğin birçok bilimsel faktörün kullanılmasıyla elde edilen bir binayı estetik havaya büründürmediğiniz taktirde alıcı-satıcı ilişkisi çökme noktasına gelir. Kelimeler de bir sistem, bilimsel bir yöntemle meydana getirilir fakat sanatlı bir deyişle ifade edilmedikleri takdirde ”edebiyat” kavramı içerisine dahil edilemezler.
Doğan güneş, edebiyat objektifinden bakılmadığında nasıl bir şiire ortak olur? Aşk; deneylerle, fizikle, matematikle zar zor bir tanıma varmakla yetinirken, edebiyat kavramıyla buluştuğu anda Fuzuli’nin peykanına, Baki’nin ihtişamına, tutkulu sevda ateşiyle yanan gönülden süzülüp gözden akan bir damla yaşa kadar sonsuza merdiven dayayan tanımlarla hayat bulur.
Edebiyatın keskin kılıcı şiir; tür tür, şekil şekil ayrılır ki o ayrımlarda bile tüm insanlığın, evrenin ortak noktasını bulabilirsiniz. Buna binayen yeterlilik fiilini kullanmasının yanında aslında edebiyat ucu keskin, sivri bir tüy kalem gibidir. Her ne kadar uzaktan narin görünse de gerçekte keskin çizgileri vardır ki bu çizgiler insanın yüreğine kimi zaman dokunmak suretiyle kanatır, kimi zaman anıları tetikleyerek duyguları gıdıklayan mavi bir kelebek havalandırır.
Çıkmaz sokaklarda kaybolmuş sanata dair ne varsa yolu daima edebiyata çıkar. Bu durağa uğramadan geçen her sözcük insanın bir kulağından girer, diğer kulağından çıkar.
Lal olanın düşüncelerini haykırır sayfalarca… Tezatlıklara göz kırpan, umudun ve yok oluşun simgesidir edebiyat. Öyle bir an gelir ki birkaç satırla yok olur imparatorluklar ve birkaç satırla bir imparatorluğu güç timsali kalelerden daha iyi korur.
”Hey hat!” denildi mi gönülden, dümdüz sıralanmış binlerce kelimeye kafa tutar bu nida! Kafa tutacak nesli, nesilleri büyüleyip peşinden sürükler. Edebiyat dehlizlerinde gizli kalmış gençlik ateşinde hoşgörü ile asilik el eledir. Asidir çünkü her gönül dayanamaz hayatın tüm gerçekliğine, tek düzeliğine… Hoşgörülüdür çünkü merhamet işlenmiştir ruhuna…
Edebiyat ki ayva tüyündeki aşkı aramak kadar ince ve bunu düşünebilmek kadar sanatsal mühim bir meseledir. Ölüm gecesinden çalınmış aşk celladının mürekkepleri hayat kavramına süzülür.
Öznur Kurt


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!