• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 16 Kasım 2016, Çarşamba 20:11 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:03
Font1 Font2 Font3 Font4
Çağdaş insanın mutluluğu

çağdaş1
N. Kağan Çetin
Çağdaş insanın mutluluğu, vitrinlere bakmaktan ve peşin ya da taksitle alabileceği her şeyi almaktan ibarettir.
                                                                                   Erich Fromm
Alışveriş merkezleri neon lambalarla aydınlatılmış.
Mağazalarda çıldırtıcı, yüksek sesli müzikler var.
Caddeler hıncahınç kalabalık.
Çok bunaltıcı bir uğultu yükseliyor metropolden.
Herkes bir başkasına kendi kredi kartının bonuslarından, bankasından bahsediyor.
Bir diğeri faiz oranlarından, Euro-Dolar paritelerinden dem vuruyor.
Öteki çıldırmışçasına dün akşamki ofsaytı haykırıyor arkadaşına…
Muhabbetler hep yeme içme, gurme ve gastronomi üzerine…
Politik gevezelikler, parti patırtı kavgaları almış yürümüş…
Otomobil ve arsadan konuşmazlarsa olmaz!
Hey gidi çağdaş insan… Modern insan…
Ava giderken avlanan zavallı!
Çağdaş insanın evindeki eşyaların haddi hesabı yok.
Her yer tıklım tıkış eşya…
Bir evde bir metrakare dahi adım atacak yer kalmamışsa daha ne söylenebilir?
Dolaplardan eşyalar fırlıyor.
Pencereyi açsan karşıda dev apartmanlar.
Balkona çıksan şehir üzerine üzerine geliyor…
Korna sesleri, inşaat gürültüleri…
İbadet zevkini tatmamış bu insanlar…
Sükûneti bilmiyorlar.
Seküler yaşıyorlar, seküler düşünüyorlar.
Her dakika alışveriş yapan, herkese laf yetiştiren, ölü evinin yasçısı, düğün evinin defçisi modern insan!
Gösteriş budalası, bir o kadar kibirli, meraklı ve rekabetçi…
Ego, başarı ve kariyer kölesi çağdaş insan…
Bir saat mola vermek aklına gelmez…
İnsana bir tabak çorba, birkaç dilim ekmek yetmez mi?
Dünya bu kadar hırsı, açgözlülüğü kaldırabilir mi?
Günün sonunda düşünmeye vakit kalmaz.
Ağırlaşan göz kapakları…
Gün bitti.
Modern insan üç ekranın esareti altında:
Televizyon, akıllı telefon, bilgisayar.
Çevreye bir bakalım:
Bir saat sohbet edebilen, kitap okuyabilen birileri kalmış mı?
Modern insanda para var ama fakir.
Modern insanın bilgiye ulaşma imkânı var ama cahil.
Modern insan dışarıdan mutlu ama gerçekte mutsuz, gerçekte huzursuz.
Kalp katılaşmasının haddi hesabı yok.
Ahmaklık ve sersemlik diz boyu…
Dil pabuç kadar…
Söyle çağdaş insan söyle!
Bu dünyadan ayrıldıktan sonra geride nasıl bir iz bırakacaksın?
Allah’a şöyle içten bir yakarıversen…
Bak nasıl değişecek hayat…
Değişecek dünya…
Son sözü Ahmet Murat’ın “Muhayyer Münacat”ından bir alıntıyla söyleyelim:
Türlü dillerde senin isimlerin yüzüyor, bazıları aşina, görkemle çınlıyor bazıları
Harfleri yıldırımlar gibi biçiyor isimlerin
Satırlar karışıyor, ağızlar kamaşıyor, sanki gelmişsin
Türkçe Türkçe değil artık, Âramca o değil
Suhuf dillerinden kalıntılar, bazı nebi sesleri Akdeniz kıyılarından
Kalyonları dolduran rüzgârlara bakarak fısıldanmış gipgizli isimler
Yılanların uykularını bölmüş bir haşmetten tortular
Büyük orgun tuşlarına mecalsiz düşen bir keşişin son nefesi
Sararırken çıkardığı sesler üzümlerin
Hepsini derliyor göğsümde bir mağara
Bütün büyük mağaralara, bütün suskun münzevilere, bütün
Dağ başlarını tutmuş veli ruhlarına, çile çekmiş ve mutlu tümü de
Hepsinin yuvalandığı mağaralara açılıyor mağaram
Yaktıkları sandal ağaçlarının kokusu burnumda, sarındıkları geyik postunun
Yiyemedikleri ekmeğin kokusu, oruçlu ağız kokusu
Hepsini içime çekiyorum, sana dillerden dil beğenmek için
Bütün isimlerine yetsin soluğum için, için, için


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN