• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 10 Haziran 2015, Çarşamba 10:34 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:05
Font1 Font2 Font3 Font4
Bunalan dünyamıza serin bir rüzgâr: Ramazan

 
ramazan1
Necati Kağan Çetin
 Batı Uygarlığı, bir zamanlar kendisi için bir meziyet sayılan bir özelliğinin, tahlil ve tasnif etme, gözlemleme ve değerlendirme özelliğinin, bir mahkûmu hatta esiri haline gelmiştir. Yüzyıllar içinde biriktirdiği belgelerin yığını altında ezilmektedir.
                                                                                                   Sezai Karakoç
 Modern hayat tarzı, hayatı bize, müze, arşiv, laboratuvar, belgesel, sinema veya internet üzerinden gösteriyor. Herşeyin belgesini, fotoğrafını veya filmini görüp, oradan bir kanaat sahibi olmaya çalışıyoruz.
Böyle hayat olur mu?
Bir çiçek bahçesinde dolaşmanın verdiği zevki, o çiçeklerin fotoğrafları verebilir mi?
Bir deniz kıyısında ayaklarımıza çarpan dalgaları, televizyon ekranında hissedebilir miyiz?
Modernizm böyle bir şey…
İnsan, modernleşme uğruna ekrana hapsoluyor.
Bir köy evinde meyve sebze yetiştirmenin güzelliğini bilmiyor, toprağın kokusunu duyamıyor.
Batı Uygarlığı, sanallık üzerine kurulu…
Batı Uygarlığı, tabiatı, hayvanları bile köleleştirip, “Hayvanat Bahçesi”ne indirgeyen bir acayip uygarlık…
Batı Uygarlığı tek boyutlu, rekabetçi, benmerkezci ve ırkçı…
Batı Uygarlığı’nın özeti: “Benim meselem seninle!”

Bilim ve teknolojinin başını alıp gittiği zamanlarda yaşıyoruz.
Ama değerler erozyona uğruyor.
Özellikle manevi değerler yıkılıyor.
Karşılıksız iyilik, merhamet, sabır, vefa, kanaat, bereket, evlerimizden ayrılalı bir hayli zaman oldu…
Oysa bizim medeniyetimiz şöyle der: “Benim meselem benimle!”
İyilik yap denize at, balık bilmesin, Allah bilsin…
Kendi değerlerimize yabancılaşınca, sonuç tam bir felaket…
Hayatı ıskaladığımızın farkında mıyız?
Bu hayata bir kere daha gelecek değiliz.
Kalbimizdeki çoraklaşmanın yansıması, dünyadaki çoraklıktır. Düşünce hayatımızdaki, sanattaki çoraklıktır.
Kalpteki çoraklaşmanın maliyeti çok fazla!
Kalpteki çölleşmenin bedeli:
İnsanın, ideallerin, ailenin, değerlerimizin, dünya ve ahiretin kaybedilmesidir.
Çatışma teorileriyle, vahşi rekabetle, teknoloji yarışıyla zaman kaybediyoruz.
Bunların hiçbiri, bizi, içine düştüğümüz kuyulardan kurtarmaz.
Allah, insana, iman, ihlas, gayret ve kalp güzelliğine göre imkânlar verir. Yeni kapılar açar.
İçine itildiğimiz tüketim çılgınlığı, sürat çılgınlığı, bizi merhametten uzaklaştırıyor.
Bu kalp katılaşmasının sonu nereye varır?
Kendisinde, dünyadan daha değerli manevi bir kalp olduğunu, kaç kişi kabul eder?

Neyse ki mübarek Ramazan yaklaşıyor.
O mübarek zaman diliminde biraz olsun nefes alabiliyor manevi kalbimiz…
Bu dünyanın manevi yönü görünmeye başlıyor…
Sahurlar, iftarlar…
Her akşam manevi bir ziyafete dönüşen teravih namazları…
Evlerimizi şenlendiren bolluk ve bereket…
Kalplerimizi rahatlatan Kur’an sesleri…

Ey tüketim ve sürat çılgınlığı!
Uzaklaş bizden…
Seni çok iyi tanıyoruz.
Bizden öyle çok şey alıp götürdün ki… Haddi hesabı yok…
Ve ey Ramazan!
Bunalan dünyamıza serin bir rüzgâr üfle…


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN