RÖPORTAJLAR
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ

Bu ney hangi kamışın sesi
Eklenme Tarihi: 15 Mayıs 2018, Salı 16:13 - Son Güncelleme: 15 Mayıs 2018 Salı, 16:13
Font1 Font2 Font3 Font4



Bu ney hangi kamışın sesi
Hani dağların doruklarında kuşlar uçuşuyordu, hani gökyüzü kıskanıyordu bir zamanlar yerin yüzünü ve hani bütün umutlar bitmeyen tükenmez tek varlığın idi.

Hani dağların doruklarında kuşlar uçuşuyordu, hani gökyüzü kıskanıyordu bir zamanlar yerin yüzünü ve hani bütün umutlar bitmeyen tükenmez tek varlığın idi. Ne oldu, neler oldu şimdi sana, bu dönüşün nedendir… Böylesi umutsuzluk pençesini kimler vurdu sana, kimler pençeledi seni amansızca ve bir cani gibi. Başlangıcının, sonunu getirmeden dönüşünün  yıkımları korkutmadı mı hiç seni…  yada dönüşün gidişinden   daha korku dolu değil miydi… Dağların, ovaların deniz ve yıldızların umudu sen değil miydin..? O zaman bu geri dönüş niye… Hangi ırmak ürküttü seni, hangi çığlık kulaklarını çınlattı yada hangi yaprak taşımadı ki seni. Oysaki rüzgârlar bile tenine dokununca incitmeden ayrılırlardı yanı başından ve yanında olduklarını söyleyerek, bir koro eşliğinde seslenirlerdi yüreğinin tenini ıslayarak. Şimdi sana, geri dönüşlerin istediklerini özlettirmiyor mu desem ne dersin bana, neler söylersin ancak içinde yeis olmadan. Düşünsene, bir düşünsene kalbini alarak avuç içine, sahip olmak istediklerin hep geri dönüşlerinin içinde saklı olduğunu… Ve düşünsene  alarak ellerini yeniden alnın üzerine, okşayarak gözlerinin içindeki parıltılıyı, karanlığın derin kuyularına yansıtarak, bir mum ışığı da olsa yanması gereken bir şeyin, yakan kişinin sen olması gerektiğini… Ne çabuk unuttun her şeyi ve ardında bekleyenleri, yoksa sende mi unutulmaya düştün yada düşürüldün unutulmanın en derin dehlizlerine… 

 

Şu an sen, hangi karanlık ve puslu bir hayaletin içinde olduğunu ve eğilmeyen ve eğrilmeyen doğruluğun nerde olduğunu biliyor olman icap etmez mi… Mana-i Şerefeyn ‘in kıblesine iltihak etmen gerekmez mi… Şimdi soruyorum hürleşmek isteyen o acziyet içinde korku bataklığına girift olmuş zatın. Bu korku ve önü görülmeyen bakışlarındaki puslu havalar neyin nesi..? Yada bu ney hangi kamışın sesi… Şimdi anlıyor musun anlatılanları geri dönüşlerinde bulunan Sonbahar törenlerini..Bunu asla unutmamanı isterim; Korkular, ön yargılar barındırır ve istemsizce fıtratın bu galaksiden dahi soyutlanıp ayrışabilir. Sen Ön yargılarını cepsiz bir elbise ile mezarın derinliklerine göm ve ayrıl oradan. Çünkü sen cesaret hırkasını giymelisin doğa için, toprak için kuşlar için denizler yada dağlar için… Ve geriye dönüş değil ileriye doğru bir dağın doruklarına tırmanır gibi yükselmesin büyük bir iştah ve gayret ile. Çünkü Onların umudu olmanın yükünü taşıyorsun sırtında, balıklar sana, laleler sana, dağlar sana  ve niceleri sana emanet… Çünkü senin adın bunun için “İnsan” koyuldu ta Adem’den  beri.. 

 

Erkam YILDIRIM


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!