• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 18 Nisan 2018, Çarşamba 12:35 - Son Güncelleme: 26 Nisan 2018 Perşembe, 02:53
Font1 Font2 Font3 Font4
Bir karar verecekseniz eğer…

Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz.

Bediüzzaman

 

Diyelim ki manevi konulara önem veren birisiniz.

Ama görünüşte uygar, sözde medeni insanlara da gıpta ediyorsunuz.

İki arada bir derede kaldınız diyelim.

Eeee?

Ne olacak şimdi?

Manevi değerlerimizi bir anda bırakıp gidecek miyiz?

Yoksa durup düşünecek miyiz?

Tamam, zor bir konuyu seçtik bu defa…

Ama dilimizin döndüğünce anlatmaya çalışalım.

Şöyle başlayalım:

Boş konuşma ve boş yaşama üzerine ustalaşmak mümkün mü?

Elbette…

Çevreye dikkatle bakarsak, bunun ne kadar mümkün olduğunu, ne kadar kolay olduğunu görebiliriz.

Günde en az bir iki saatini kredi kartı ve bonus muhabbetlerine ayıranlar…

Her gün bıkıp usanmadan futbol ve politik gevezelik üzerine konuşanlar…

Yılın 365 günü faiz, döviz ve borsa üzerine laklak dövenler…

Otomobil ve arsa hakkında konuşarak bir ömür tüketenler…

Gurme, gastronomi, yeme içme üzerine konuşarak, hayatın bütün saniyelerini feda edenler…

Kakara kikiri laylaylom meselerle 24 saatin tamamını geçirenler…

Kariyer, başarı ve magazin konuşarak 150-200 yıllık planlar yapanlar…

Koca bir ömrü televizyonda 7/24 dönen o üç yarışma programını izleyerek tüketenler…

Akıllı telefon, bilgisayar ve televizyon karşısında muhabbeti eksik konuşmalar… Kesik kesik, anlamsız, amaçsız, derinliği olmayan, genişliği olmayan, muhabbeti olmayan cümle parçacıkları…

İşte bunlar, boş konuşma ve boş yaşama alanında ustalaşmanın yolları.

Fazla gayrete gerek yok kısacası.

Yeter ki rekabetçi takılın, herkese laf yetiştirmeye çalışın, gürültücü bir ego ile insanları kırıp geçirin. Yeter ki herkese hakaret edin, horoz dövüşünden zevk alın, önünüze gelenle didişin.  

Oysa anlamak ve dinlemek çaba ister.

Kitap okumak gayret ister.

Hakiki insan olmak, olmaya çalışmak, belli bir bilincin, uzun süren bir çabanın neticesidir.

Öğrenmeye çalışmak, hüsnü niyet, hüsnü nazar, aklı selim, kalbi selim, zevki selim, hissi selim, bizi hakiki insanlıkla tanıştırır.

Konuşmada hürmet, nezaket ve metod, meselelerin çoğunu çözer.  

Karar sizin.

Paşa gönlünüz bilir.

İster boş konuşmayı ve boş yaşamayı tercih edersiniz.

İster sohbeti, muhabbeti, anlamayı, anlaşmayı, dinlemeyi, bir derde derman olmayı…

Bir karar verecekseniz eğer, Üstad Bediüzzaman’ın yukarıdaki cümlelerini daima hatırlayın.

Manevi konuları bir kenara bırakıp, boş konuşma ve boş yaşamayı tercih edecekseniz… Saatler boyu, günler boyu, haftalar boyu, aylar boyu, yıllar boyu… Koca bir ömür anlamsız ve amaçsız yaşamayı göze almışsınız demektir.

Yolun sonunda, ömrün son dakikalarında, gıpta ettiğiniz kişilere ne ölçüde benzeyeceğiniz elbette tartışılır.

Ama kesin olan bir şey vardır:

Yolun başında iken durduğunuz yerde olmayacağınız muhakkaktır.

Görünüşte uygar, sözde medeni olan hayranlık duyduklarınıza benzemeye çalışırken, yitireceklerinizi bir düşünün…

Belki elinizdeki avucunuzdaki beş vakit namazı terk edeceksiniz.

Belki anlamaya, dinlemeye, öğrenmeye açık samimiyetinizi…

Belki inandığınız değerleri…

Belki manevi değerlere önem veren sevdiklerinizi, sizi sevenleri…  

Belki maneviyatınızı…

Belki orucunuzu…

Belki tarafsızlığınızı…

Belki tarafınızı…

Belki ahiretinizi…

Belki Allah’ın size olan sevgisini yitireceksiniz.

Şurası kesin… Zararınız çok büyük olacak.

Bizden hatırlatması…

Paşa gönlünüz bilir.

 

 

 

 

 

 

 

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN