RÖPORTAJLAR
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

BİR HAYAL MOLASI
Eklenme Tarihi: 18 Ocak 2019, Cuma 20:22 - Son Güncelleme: 18 Ocak 2019 Cuma, 20:23
Font1 Font2 Font3 Font4



BİR HAYAL MOLASI
Nursima Kılıç

 

Gözlerimi kapatıp uçsuz bucaksız diyarlara yolculuk ettiğim şu saatlerde bir an duraksadım. Zamana “dur” diyebildiğim, geri alıp tekrar yaşayabildiğim, özlediğimde kavuşabildiğim, cebimde üç kuruşum olmasa da bilete hacet olmadan arzu ettiğim yerlere gidebildiğim bir sığınağım vardı. Hayallerim…

 

Gözlerimi kapatıp kendimle baş başa kaldığım dakikalarda istediğim her şeyi yapabiliyordum. Zaman içinde zamana yolculuk… Esasında birçok insanın elinde olan bu bilet altın değerindeydi. Yok satacak ehemmiyetteyken, kıymetini ne kadar biliyorduk?

 

Tıpkı Yahya Kemal’in dediği gibi: “Yürü Hür maviliğin bittiği yere kadar!/ İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.” Ne kadar doğru söylemişti. İnsan hür iradesiyle özgür bir kuş gibi gökyüzünde süzülebilirdi. Bazen bir balık olabilirdi. Yeteneği olmasa da bir ressam olup, Eminönü’nde tablolar çizebilirdi. Kim bilir? Belki de Fatih Sultan Han’ın ardında İstanbul’un fethedilişinde rol alabilirdi. Kim karşı durabilir ki hayallere? Gökyüzünün sınırı mı var da hayalin sınırı olsun? Hür maviliğin bittiği yere değin yürüyebilirsin. 

 

Mesela ben… Bazen otobüsteyken bir müziğin esrarında kaybolup dans ediyorum. Hem de gözlerimi kapatmaya bile ihtiyaç duymadan… Müziğin ritmine kendimi kaptırıp gökyüzünde bir balonun içinde havalanamaz mıyım? Ya da hiç gitmediğim bir ülkenin resmini gözümde canlandırıp o bölgenin en meşhur tarihi eseri önünde soluklanamaz mıyım? Çocukken takla attığım zamanlara dönüp yeniden havada zıplayamaz mıyım? Çok özlediğim, belki boynuna hiç sarılamadığım bir arkadaşımın boynuna sımsıkı sarılamaz mıyım? Söyleyemez miyim onu ne kadar çok sevdiğimi… Hayalin sınırı senin dur dediğin yerde başlar!

 

Kimsenin müdahale edemediği iç dünyanın ritminde kaybolursun. Döndüğünde “keşke” diyeceğin bir şey olmaz. Hayaller geri dönüşü olmayan yollara sürüklemez. En güzel yanı da zaman mefhumunun olmayışıdır. İstediğin an geceyi getirirsin. Arzu ettiğinde gündüz güneşiyle yanar kavrulursun. Kar mı istiyorsun? Gökyüzünden pamuklar dökülüverir avuçlarına…

 

Hayaller aslında insanı diri tutan en gizli hazinedir. Beş duyu organınla göremeyip kalbinle gördüğün tek şeydir. Gözlere ihtiyaç duymadan görebildiğin yeni bir dünyadır! Üstelik sınırı yoktur! Kimseye hesap vermezsin. Hiçbir şeyden korkmazsın. Zamana meydan okuyabildiğin gibi zamanı geri de sarabilirsin. Ayaklarını yerden kesmek mi istiyorsun, uçabilirsin! Okyanusun derinlerinde karanlıkları aydınlığa çevirip, iç sesinde kaybolmaya mı niyetlendin? Okyanus senin..! Birine bulutların üstünde seksek oynadığını anlatsan sana deli diyeceklerinden hiç şüphe yok. Lakin ben o bulutların üzerinde salıncağa bile biniyorum. Atlar gibi şahlanan ruhumun dizginlerini tutmuyorum. Kim ne der, ne söyler düşünmüyorum. Bindiğim hayal atının üzerinde birkaç dakikalığına da olsa dünyaya kafa tutuyorum.

 

İşte bu yüzden üzülmüyorum. Bu yüzden umutlarımı dipdiri tutuyorum. Hiçbir şey olmasa da bu sebep heyecanımı yitirmeme engel oluyor. Hayalin sınırı yok! Kurduğun dünyanın hükümdarı olmak istiyorsan hayallerinin peşinden git! Asla yılma. Çünkü hayat hayalle başlar. Dünyada yaşadığın her gün de bir hayal değil mi ki? Bazen yaşadıklarının hızına yetişemiyorken, yaşamamış gibi hissederken… Asıl hayal hangisi? Gözlerini kapatıp kendinin egemen olduğu, olaylara isteğinle müdahale edebildiğin mi? Yoksa başına gelen ve gelebilecek olan birçok şeyin elinde olmadan geliştiği dünya mı? Birileri hayatına müdahale ederken seyirci kaldığın dünya mı, yoksa kimsenin uzanamadığı hayallerin mi? İşte bu sebepten hayaller iyi ki var. Ben de bu hayallerin ahengiyle iyi ki renk buluyorum. Öyleyse haydi biletler hazır, dünyaya bir hayal molası…


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!