• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 27 Aralık 2015, Pazar 00:31 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:04
Font1 Font2 Font3 Font4
Bir gün bir ömür

bir ömür1
Necati Kağan Çetin 
Gün, ömrün özetidir.
                        Selim Gündüzalp 
Minarelerden yükselen ezan sesleri ilk işareti verir.
Allahuekber Allahuekber…
Yeryüzü bu ezan sesleriyle bir kere daha, bir başka mânâya adım atar. Yepyeni bir gün başlar.
Güneşin ilk ışıklarıyla başlayan gün, ilk saatleri itibariyle çok önemlidir. O günün planı, projesi, bereketi ilk saatlerde saklıdır. Bir koşturmaca, bir hareket, bir telaş… Mahlukatta bir uyanış…
Herkes yollarda, herkes o günkü yolculuğunun ilk adımlarını atmakta…
Günün ilk saatlerinde kurulan pazar yerleri bu saatlerde canlanmaya başlamış…
Kuşlar en güzel bestelerle şakımış…
Dünya ve güneş bütün canlılığıyla görünür olmuş…
Hattâ ve hattâ, engin denizlerde pek çok mahlukat, kendilerine o gün ayrılan nasiplerine çoktan ulaşmış…
Besmele ile yollara çıkılmış, dükkânlar Besmele ile açılmış.

Günün ilk saatleri, bir ömürdeki çocukluk ve gençlik dönemlerini andırır.
Sabah saatleri nasıl günün ilerleyen saatlerinden haber verirse…
Çocukluk ve gençlik dönemleri de aslında ömrün ilerlemiş yaşlarından pek çok haberler verir.
Elbette bunu görmek için bir başka gözle ömre bakmak gerek.
Çocukluk ve gençlikteki yetenekler, eğilimler, yönelimler, gayretler hangi yönde, nasıl bir seyir izlemiş?
Bunların cümlesini gönül gözüyle hesaplarsanız, sonucu matematik bir kesinlikle görebilirsiniz.
Sonuç farklı çıkarsa hata mı yapılmıştır?
Hayır…
Devreye İlahi Kudret girmiştir…

Öğle saati gelmiş, gün, en hareketli vakte erişmiştir.
Cümle alemde bir telaş, bir telaş…
Mahlukatta bir hareket, bir bereket…
Öğle saatlerinde, o günün şekli şemali büyük ölçüde belli olmuştur.
Ulaşılması gereken neticelerin çoğuna ulaşılmış…
Günün sonuna dair, hattâ ertesi günün fotoğrafına dair işaretler bile belirginleşmiştir.
Tam bu dakikalarda yine minarelerden  bir başka dünyanın sesleri gelir:
Eşhedü  en lâilahe illallah… Eşhedü en lailahe illallah…
Herkes mahalle pazarlarında, çarşılarda, işyerlerinde, caddelerde, marketlerde aradığını bulma peşinde…

Öğle saatleri, ömrün kemale ermesinden haber verir.
Yani orta yaştan haber verir öğle saatleri.
Çocukluk ve gençlik bitmiş, bir ömürden pek çok mesafe katedilmiştir…
İnsan, göreceğini görmüş, yapacağını yapmıştır bu dönemde.
Geriye ne kalmıştır o halde?
Takdir-i ilahi nasip etmişse, onlar da görünecek elbette ilerleyen zamanlarda.

Şimdi ikindi vaktine girdik.
Minarelerde Ezan-ı Muhammedî:
Eşhedü enne Muhammedün Resulullah…. Eşhedü enne Muhammedün Resulullah….
Yani gün bitmek üzeredir.
Sabah ve öğle saatlerinde gösterilen gayretlerin neticesi şimdi görülecek.
İşlere son nokta konulacak, son kelamlar edilecek.
Sabah Besmele ile açılan dükkânlar, yine birer ikişer Allah’a hamdüsena ile kapanacak.
Caddeler, vapur iskeleleri, bu defa işten eve dönmek isteyenlerle dolu…
Servis otobüsleri, minibüsler, herkesi evine yetiştirebilmenin derdinde…
Evlerde sevdiklerinin yolunu gözleyen gönüller…

İkindi vakti, ömrün de ikindisi demek.
İhtiyarlık mevsimine adım atmak demek.
Şimdi ömür defterinin son yaprakları yazılıyor.
Bu yıllardan geriye doğru bakınca, sonuçlar daha iyi okunabiliyor.
Dostların, ahbapların çoğu bu dünyaya veda etmişler.
Bu vakitte, öteki alem insana daha yakın.
Allah’ın şefkati, merhameti, muhabbeti daha yakın.
Endişeye mahal yok.
Ömrün ihtiyarlık vaktine mi eriştin?
Endişelenme, korkma…
Allah, mahzun kalplerle birliktedir.
Şimdi ihtiyarlık vaktinde acizliğini, zayıflığını daha iyi anlayabiliyorsun ya…
İşte, Allah bunu anlayanları öyle çok seviyor, öyle çok seviyor…

Vakit akşam…
Güneş gurub etti.
Minarelerden bir hatırlatma:
Hayyalesselah… Hayyalesselah…
Gün bitti, pazarlar dağıldı, tezgâhlar kapandı.
Bütün işlerin neticeleri alındı.
Tatlı bir yorgunluk… İnsan, o günün nasıl geçtiğini düşünmekle meşgûl…
Akşam karanlığı çöktü.
Karanlık çökünce, insan istese de pek çok işle uğraşamıyor. Akşamın karanlığı, gündüz saatlerindeki gibi işlerle meşguliyete izin vermiyor.
Geriye dönüş imkânsız.

Akşam vakti, dünya hayatının sona ermesinden haber veriyor.
Ömür sermayesinin tükenişinden, son nefesten, dostlara vedadan haber veriyor…
Büyük randevu… Bilsem nerede, saat kaçta?
Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?
Akşam vakti, bir yönüyle vakitlerin en güzeli…
Dünyanın faniliğini hatırlatmasıyla, ölümü, ayrılığı çağrıştırmasıyla…
Öyle ya…
Bu dünya ebedi değil. İnsan, taştan demirden değil.
Gelen gider, konan göçer.

Yatsı vakti girdi.
Gece karanlığı dünyayı kapladı.
Sessizlik çöktü.
Bu sessizlikte bir ses:
Hayyalelfelah… Hayyalelfelah…
Cümle mahlukatın faniliği ortaya çıkarken, bir tek Baki var: Allah!
Ortada gündüzün hareketliliğinden eser kalmamış.
Herkes istirahate çekilmiş.
Koca bir gün nasıl da geçip gitti?
Dakikalar, saatler tükendi.

Yatsı vakti, insanın ve eserlerinin bütün bütün unutulmasından haber veriyor adeta…
İnsan ve insana ait eserler dahi unutulup gitmiş…
Ömrün kış mevsimi gelip çatmış.
İmtihan dünyası kapanmış.
Tam bir celal tecellisi görünüyor.
Bizim Yunus bunu anlatmış:
Ah nice bir uyursun, uyanmaz mısın?
Göçtü kervan, kaldık dağlar başında.
Çağrışır tellallar, inanmaz mısın?
Göçtü kervan, kaldık dağlar başında.

Gece vakti girdi.
Kış mevsimi bütün şiddetiyle hükmediyor.
Kabir ve berzah aleminden haber veriyor gece…
Kabir gecesinde, berzah karanlığında bir ışık:
Teheccüd namazı.
 Yunus sen bu dünyaya niye geldin?
Gece gündüz Hakkı zikretsin dilin.
Enbiyaya uğramaz ise yolun.
Göçtü kervan, kaldık dağlar başında.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN