RÖPORTAJLAR
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

Bir Dünyâdan Bir Dünyâya/Sâmiha Ayverdi
Eklenme Tarihi: 18 Eylül 2016, Pazar 22:09 - Son Güncelleme: 18 Eylül 2016 Pazar, 22:09
Font1 Font2 Font3 Font4



Bir Dünyâdan Bir Dünyâya/Sâmiha Ayverdi
Kübra Çakır Ülke olarak büyük bir sınav sürecinden geçtik. Kimimiz ölümsüzlüğe kavuştu, kimimiz dualarla vatanımızı korudu. Ve biz yeniden söz verdik kalleşliğe karşı kardeşliğe. Tarih tekerrürden ibaretti. Katiline zaafı olan bir millet olmuştuk eskiden bu yana. Çıkarılan dersler savruldu o yana bu yana… Sâmiha Ayverdi’nin Bir Dünyâdan Bir Dünyâya adlı eseri eski zamanlardan günümüze mum […]

select
Kübra Çakır
Ülke olarak büyük bir sınav sürecinden geçtik. Kimimiz ölümsüzlüğe kavuştu, kimimiz dualarla vatanımızı korudu. Ve biz yeniden söz verdik kalleşliğe karşı kardeşliğe. Tarih tekerrürden ibaretti. Katiline zaafı olan bir millet olmuştuk eskiden bu yana. Çıkarılan dersler savruldu o yana bu yana…
Sâmiha Ayverdi’nin Bir Dünyâdan Bir Dünyâya adlı eseri eski zamanlardan günümüze mum ışığı tutuyor. Neden mum ışığı derseniz, yanına gitmeden, okumadan tam mânâsıyla öğrenemeyeceğimiz için. Ayverdi 31 Mart Vakası’na tanık olmuş, Balkan Harbi’nde ve Birinci Dünya Savaşı’nda çok yanmış, ailesiyle birlikte yaşadığı zorluklara rağmen dürüstlüklerinden ödün vermemişler. Baskılara rağmen adaletten asla vazgeçmemiş, haramdan sakınmışlar. Kurduğu cümlelerindeki derin manayı bir defa okuyarak anlamamız mümkün değil. Öyle ki yaşamadan bilinmiyor bazı şeyler.  Bu eserde atalarımı gördüm vatan aşkıyla kavrulan, kavruldukça yanan, yandıkça küllerinden doğan… Sâmiha Ayverdi bu duruma “îla-i kelimetullah aşkı” diyor. Eğer bu aşk bir gün sönerse inkıraz eden yıldızlar gibi biz de bir müddet parlayıp sonra söneceğiz der ve hemen bu durumu reddeder. Çünkü içimizde bir yerlerde bu aşkın işleyeceğini ve gerektiğinde bize yol göstereceğine inanır haklı olarak.
Ele aldığı tarihi süreçlerden 31 Mart Vakası ile ilgili yazdığını aynen aktarıyorum: “Değil bu gün, o zaman dahî 31 Mart’ın tertib ve tatbik plânını gerçekleştirip sahneye koyanın Sultan Abdülhamîd olduğunu iddia eden, edip de umûmî efkârı kandırmak isteyen gâfil gürûh, ne vatandaşı ne de târîhi aldatabilmişti. Şimdi ise bu üç meçhullü muâdeleyi çözmek, eskisi kadar müşkül görülmemektedir.” Şimdi ne demek istediğim daha iyi anlaşılıyordur umarım. Birinci Cihan Harbi’nin sonucundan bahsederken Almanya’nın bizim üstümüze düşeceği için yaralanıp berelense de, sonunun bizimki gibi vahim olmayacağına, yıkılıp ezilmeyeceğine dikkat çekiyor. Üstüne titrediği önemli bir konu da şark ve garb meselesidir. Özümüzün şarka ait olduğunu sonuna kadar savunmuş, garbın gözüne girmek için tarihini, dinini, geleneklerini bir kenara atanları, özünden utananları hiçbir zaman doğru bulmamıştır. Bu duruma karşı olanlar gerek gazete gerek başka araçlarla tabiri caizse mimlenmiş, dışlanmıştır.
Ayverdi’ye göre bizim geliş(e)mememizin nedeni şarktan kaynaklanmıyordu. Asıl sorun madde ile mânâyı birleştirememekti. Ayverdi’nin aydın sınıfın materyalizmi özde yaşadıkları konusunda şüpheleri vardır. Madde ile mânâyı kuşun iki kanadına benzetmiştir. İlerlemek ancak öyle mümkün olabilirdi.
Saatlerce konuşabileceğim bu eşsiz eser 1974 yılında basılmış ve 148 sayfadır. Hülbe Yayınları’nın 2. baskısı bende mevcut. Daha sonra Kubbealtı Vakfı bu eseri yayınlamaya başlamıştır. Dileyenler gayet makûl bir fiyata son baskısını alabilirler. Cumhuriyet Devri’nin önemli yazar ve mütefekkirlerinden olan Sâmiha Ayverdi’nin Kenan Rifai ve Yirminci Asrın Işığında Müslümanlık (1951), İbrahim Efendi Konağı (1964), Türkiye’nin Ermeni Meselesi (1976), Ne İdik Ne Olduk (1985) ve daha birçok Kubbealtı Neşriyatı’nda yayımlanmaktadır.
İsteme adresi:  Köprülü Medresesi, Peykhâne Sokağı, No:3. Çemberlitaş/İstanbul
E-Posta: info@kubbealti.org.tr Tel: 0 (212) 516 23 56, 518 92 09
 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!