• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Şaban Çetin
Şaban Çetin
Eklenme Tarihi: 7 Eylül 2018, Cuma 05:59 - Son Güncelleme: 7 Eylül 2018 Cuma, 05:59
Font1 Font2 Font3 Font4
Bir Avuç Tuz Ve Elif’in “Aşk”ı

Edebiyat artık sadece edebiyat değildir. Birçok şeyin olduğu gibi edebiyat da belli mihraklarca araçsallaştırılmış; küresel ifsat düzeninin manivelası/aracı haline getirilmiştir.

 

Birden parlamış, piyasa yapmış, nedeni bilinmez bir şekilde fuarlarda önünde uzun kuyruklar oluşmuş yazarların/ edebiyatçıların, aslında kimlerle iltisakları ve sıhri ya da manevi bağları olduğunu, kimlerce ve ne şekilde parlatıldığını, dikkatle bakmayı bilenler çabucak fark edebileceklerdir.

 

Ama bu dikkate sahip olmak isteyenlerin, ellerindeki bir avuç tuzu bir kenara bırakmaları gerekir.

 

Oldum olası, piyasada bozuk para gibi tedavül eden basılı eserlere (basılı materyal demeli aslında) mesafeliyim. Bu tedavül/dolaşım hızının arkasında, yazarın ya da eserin yetkinliği/kalitesi ile ilgili olmayan bir ittirmenin olduğuna her zaman inandım ve inanıyorum.

 

Maalesef bu ittirerek debiyi artırma meselesinde bütün renklerdeki yayın mecraları bir birinden çok farklı değil. Ve maalesef, istisnaları hariç tutarsak, hiç kimse çok iyi roman, hikâye, deneme, şiir yazdığı için romancı, hikâyeci, deneme yazarı ya da şair olmuyor. Bu konuda muhafazakâr camianın diğerlerinde farklı olduğunu düşünenler tabii ki aldanıyor.

 

Aslında bir el, her talep çeşidi/kesimi için, uygun renkte edebiyat arzı yapıyor. Talep yoksa kitle iletişim mecraları/aygıtları vasıtasıyla yaratılıyor! Siz farklı bir yol seçtim derken, dönüp dolaşıp, herkesle aynı kapıya çıktığınızı anladığınızda iş işten çoktan geçmiş oluyor.

 

Bu söylediklerimin, his ve düşünce zemininde eserlerin verildiği edebiyat dünyasında vuku buluyor olması, meselenin vahametini daha da katmerlendiriyor.

 

Hakikati örseleyen bir romantizm salgınına tutulmuş durumda basım yayım faaliyetleri. Vıcık vıcık bir romantizm eşliğinde, adeta aforizma ishali yaşıyor edebiyat dünyası. Bir kitaptan misal vereyim de hükmü siz verin: "Mutfağındaki sarı beze bile benden daha çok dokunuyorsun. Bunu bildiğim için içime sarı içlik giydim sevgilim"

 

Ben bu tarz edebiyata: "Köpürtülmüş edebiyat" diyorum. Ama bu gidişle belki de yeni tanımlamalar bulmam gerekecek.

 

Neyse, biz başlıktaki asıl konumuza dönelim.

 

Yıllar evvel Tunceli'de asker iken, bir arkadaşımın elinde, o günlerde dillerden/ellerden düşmeyen, Elif Şafak'ın (şafak müstear soyadı) "Aşk" adlı kitabını gördüm. Alıp bir süre karıştırdım. Kitapta, aşka, tasavvufa, Mevlana'ya, Şems'e ölümcül taklalar attırılıyordu. Tam bir oryantalist yaklaşım diyeceğim de, oryantalizmin kendi içinde bir ciddiyeti bir disiplini var. Kitapla ilgili menfi düşüncelerimi arkadaşıma da ifade ederek kitabı bıraktım. Mezkûr kişinin kitabını elime ilk ve son alışımdı bu.

 

Gençlerin sular seller gibi okuyup(!), aşka dair bir şeyler öğrenmek iştiyakıyla ellerinde gezdirdikleri "Aşk"ın ve türevi daha başka kitapların yazarı Elif Şafak(Bilgin),03 Eylül 2018'de İngiliz The Guardian için yazdığı yazıda: "Türkiye'nin Batı'dan hızla uzaklaştığını, sivil toplumun buna direndiğini ve Batı'nın halkın bu direnişine yardım etmesi gerektiğini" yazmış. Yani özetle:" Batı, "sivil toplum kuruluşları!" eliyle, Türkiye'nin bu gidişine müdahale etsin." demiş.

Anadolu'da bir deyim vardır: "Hıyarım var diyenin peşine, bir avuç tuz alıp koşmak" Ciltleri dolduracak bir manayı mündemiçtir/içerir.

 

Hıyarım var diyenin peşine, bir avuç tuz alıp koşanlara duyurulur. Vesselam.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN