• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 26 Eylül 2016, Pazartesi 23:14 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:03
Font1 Font2 Font3 Font4
Bilmek ya da bilmemek

bilmek3
N. Kağan Çetin
Biz sizi biraz korku ve açlıkla, biraz mal, can ve ürün eksikliğiyle sınayacağız. Müjdele o sabredenleri!
                                                            Bakara Suresi 155. ayet meali
Kur’ân-ı Kerim’de verilen bu bilgi son derece önemli:
Dünya, bir imtihan meydanı.
Biz istesek de istemesek de imtihan soruları geliyor.
Korku, açlık… Mal, can ve ürün eksikliği…
Sorular bunlar.
Bizden istenen:
Sabır.
Bu imtihandan kaçmak mümkün değil.
Soruları reddedemezsiniz.
İmtihan salonundan kafanıza göre ayrılamazsınız.
Kaçış yok.
O halde ne yapabiliriz?
Sabır.
Dedik ya, bu bilgi son derece önemli.
Bu bilgi olmadan dünyanın ve hayatın nasıl bir anlam taşıdığını bulmak kolay değil.
Şimdi düşünelim…
Elimizde böyle bir bilgi olmadığını farzedelim.
O zaman dünya bir belirsizlikler ülkesi gibi.
Veya kaos dolu bir diyar.
Hep söylüyoruz ya… Seküler düşünce işte tam bu noktada aldanıyor, aldatıyor.
Seküler düşünce, dünyayı üretim-tüketim kalıpları içinde düşünür.
Mutfakla tuvalet arasında düşünür.
Maddi olarak düşünür.
Mezarın bu tarafına göre konuşur.
Ya öteki taraf?
İşte o zaman susar seküler düşünce.
O vır vır vır vır vır konuşan dili bir anda suskunluğa bürünür.
Ne oldu seküler düşünce?
Seni çok sessiz gördüm.
Dünyada bilhassa Batı uygarlığında görülen bu intiharlar, bunalımlar, aile faciaları, cinayetler ne için?
Dünyanın bir imtihan meydanı olduğunu, geçici olduğunu bilmedikleri için.
Allah’tan kopukluk böyle ürpertici işte.
Bakmayın siz seküler düşünceye…
O, Müslüman dünyaya köhnemiş fikirlerini satmaya çalışır.
Ama kendi perişanlığına bakmaz.

Şimdi Allah’a samimiyetle inanmış bir mü’min düşünelim.
Bu mü’min dünyada ne kadar çile çekse de, bunların birer imtihan sorusu olduğunu bilir.
Sabretmesi gerektiğinin farkındadır.
Her geceden sonra bir gündüz, her kıştan sonra bir bahar geleceğini bilir.
Görelim Mevlâ neyler, neylerse güzel eyler, der.
Bakın, “Bu dünya bir imtihan meydanıdır” cümlesini bilmek, insanın ufkunu ne ölçüde değiştiriyor. Sadece bu cümleyi bilmek dahi mü’minler için büyük bir imkân.
Bununla birlikte Kur’ân-ı Kerim’in hepsini kabul etmekse, nimetlerin en büyüğü.
Üstad Bediüzzaman’ın şu cümlesi, konuyu özetlemiş:
“Bir şeyden uzak olan bir kimse, yakın olan adam kadar o şeyi göremez. Ne kadar zeki olursa olsun, o şeyin ahvâli hakkında ihtilâfları olduğu zaman, yakın olanın sözü muteberdir. Binaenaleyh, Avrupa feylesofları, maddiyatta şiddet-i tevaggulden dolayı iman, İslâm ve Kur’ân’ın hakaikinden pek uzak mesafelerde kalmışlardır. Onların en büyüğü, yakından hakaik-i İslâmiyeye vukufu olan âmi bir adam gibi de değildir. Ben böyle gördüm; nefsülemir de benim gördüğümü tasdik eder. Binaenaleyh, şimşek, buhar gibi fennî meseleleri keşfeden feylesoflar, Hakk’ın esrarını, Kur’ân nurlarını da keşfedebilirler diyemezsin. Zira onun aklı gözündedir. Göz ise kalb ve ruhun gördüklerini göremez. Çünkü kalblerinde can kalmamıştır. Gaflet, o kalbleri tabiat bataklığında çürütmüştür.”
Evet, bilim ve teknolojide Batı pek çok şeyi bilse de, insanî ve manevî konularda cahil.
Bu cehalet, şimdilerde seküler düşünce sahiplerini büyük bunalımların tam ortasına yuvarladı.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN