• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 1 Kasım 2015, Pazar 23:37 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:04
Font1 Font2 Font3 Font4
Bilmek değil, anlayabilmek

anlayabilmek1
Necati Kağan Çetin
İnsanlığın problemi, bilmek değil, anlayabilmek.
                                                            Yusuf Kaplan
İnsanlığın bugün geldiği noktada, bilgiye ulaşmak çok kolay. Kitaplar, dergiler, gazeteler, televizyonlar, internet… Bilgiye giden yollar çoğaldı. İmkânlar genişledi.
Ancak daha önemli olan ne?
Bilmek mi, anlayabilmek mi?
Kendi çevremizde, ülkemizde veya başka ülkelerde yaşanan sıkıntıları biliyoruz. Ancak ne ölçüde anlayabiliyoruz? İşte daha önemli olan konu bu: Anlayabilmek.
Anlayabilmek, maddî konulardan çok daha önemli olan manevî ve insanî konulara da uzanır.
Bir insana maddi destek sağlayabilir; onun, iş, güç ve imkân sahibi olmasına yardımcı olabilirsiniz.
Bunlara yardımcı olmak, o insanı anlayabilmek mi?
O insanla hemdert oluyor musunuz? O kimsenin gerçek derdi nedir, arayışı nedir? Geçmişi, değerleri, yetenekleri, beklentileri, kaybettikleri, buldukları?
Bulunduğu yer neresi, bulunması gerektiği yer neresi?

İnsanı insan yapan asıl konuları ihmal ediyoruz.
Bütün meseleleri madde ve bilme alanına hapsediyoruz. Yanılıyoruz.
Şimdilerde dünya şu konulara odaklanıyor:
Değerler eğitimi, çoklu zekâ kuramı, empati, Transpersonel Psikoloji, saçaklı mantık, aileye dönüş, soyut düşünce, soyut güzellikler, soyut lezzetler, farkındalık, ortak akıl, sonuç odaklılık, süreç odaklılık, soft power, karşılıksız iyilik yapabilmek, sade hayat, sakin şehirler, demokratik liderlik, dönüştürücü liderlik, açık fikirlilik, korku kültürü, demokrasi kültürü, haset kültürü, ötekileştirme, değersizleştirme…
Listeyi uzatabiliriz.
Yukarıda sıraladığımız konular, bilmekle ilgili olduğu kadar, anlayabilmekle de ilgili.
Bir konuyu istediğiniz kadar bilin.
İnsanı anlayamıyorsanız, yarı yolda kalırsınız.
Prof. Kemal Sayar’ın şu tespitleri önemli:
“Medya aracılığıyla merhametin olmadığı bir dünya kışkırtılıyor. Televole gibi programlar gelgeç eğlence programları gibi görülüyor ama toplumun altını oyuyor aslında. Türk televizyonları Türk toplumunun ruh sağlığını tehdit eden en büyük unsurdur. Bunu göğsümü gere gere söylerim. Bu adi, pespaye programlar insanların birbirine yabancılaşmasını tırmandırıyor. İnsanları değersizleştiriyor, metalaştırıyor. Bunun sonucunda da toplumda birbirine saygı duymayan, nesne muamelesi yapan bir gençlik türüyor. Liselerdeki şiddeti hatırlayın.”
Yaşadığımız sıkıntılar, hem Türkiye’de, hem de dünyada kendini çok net olarak belli eden sıkıntılar aslında.
Biz, Suriye’den gelen muhacirleri, bilmenin ötesine geçip de anlamaya başladığımız noktada, çözüme yaklaşıyoruz.
Avrupa, sınırlarına dayanan mültecileri, “sadece mülteci” olarak bildiği sürece, anlayamadığı sürece, çözümden uzaklaşıyor.
ABD, zencileri “öteki” olarak bildiği ve gördüğü müddetçe, çatışmalardan kurtulamayacak.
ABD, ne zaman ki, zencileri anlamaya başladı, o zaman çözüm yolunda ciddi adımlar atabilecek.
İnsani değerleri ve manevî konuları, geveze bir akılla irdeleyip, uzaktan uzaktan ukalâ tavırlarla, kibirli bir edayla ele alabilirsiniz. İşte bu tavır, sizi asla çözüme yaklaştırmaz.
İlk başta samimiyet gerekir.
Anlama gayreti gerekir.
İnsanın gerçek ihtiyaçlarını görmek gerekir.
Sevmek ve sevilmek, anlamak ve anlaşılmak ihtiyacı vardır insanın…
Niçin hâlâ incir çekirdeğini doldurmayacak basit şeyler üzerine fırtınalar koparılıyor?
Silahlanma çılgınlığı, tüketim çılgınlığı, hız ve haz çılgınlığı niçin?

Bu kadar mekanikleşmeye, bu ölçüde duyarsızlaşmaya hayır!
Bir şeyi bilmek başkadır, anlayabilmek çok daha başka…
Aile; anne, baba ve çocuklardan oluşan toplumun en küçük birimidir.
Ama “aile sıcaklığı”, bu tanımdan çok daha farklı bir şeydir.
İyilik, bir kimsenin, bir başkasına destek olmasıdır.
Ama “karşılıksız iyilik”, beklentisiz, çok daha üst seviyede, çok daha farklı bir iyiliktir.
Bütün bunları Behçet Necatigil, “Sevgilerde” isimli şiirinde özetlemiş:
SEVGİLERDE
Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
 
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.
 
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
 
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.
 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN