• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 18 Şubat 2015, Çarşamba 15:26 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:06
Font1 Font2 Font3 Font4
Bilgi çağında cahil kalmak

bilgi çağı foto 2
Yazar: Necati Kağan Çetin
    ‘Rabbim, ilmimi arttır’ de.
                                                    Taha Suresi – 114. ayet mealinden
   Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak aklıselim sahipleri bundan ibret alır.
                                                            Zümer Suresi – 9. ayet mealinden
21. yüzyılda insanlık, özellikle bilgi ve teknoloji alanında, geçmişteki bütün yüzyılların toplamından çok daha büyük birikimlere sahip. Fertler, şirketler, devletler, bilgi ve teknolojide son derece gelişmiş imkânlarla çalışıyorlar. Bilgi üretimi, transferi ve analizi kolaylaştı. Gen teknolojileri, nano teknoloji, biyoteknoloji insana bambaşka ufuklar açıyor… Eskiden tedavi imkânı olmayan hastalıklar şimdi tedavi edilebiliyor. Dünyanın en ücra köşelerine dahi rahatlıkla ulaşılabiliyor…
Her şey iyi güzel de, bunca imkânlara rağmen, cehalet alabildiğine neden artıyor?
İnsanlar, kendilerini ilgilendirmeyen konularda bilgi sahibi iken, en esaslı konularda hiçbir şey bilmiyorlar.
Politik konularda herkes fikir yürütüyor. Gelip geçici magazin mevzularında büyük tartışmalar yaşanıyor.
Siyaset, çok az sayıda uzmanın meşguliyet alanında olması gerekirken, hemen herkesin bir şeyler söylediği bir alan haline dönüştü.
Şimdi en mühim soruları soralım:
Dünyadaki cehalet, fakirlik ve çatışmalar nasıl sona erdirilecek?
Açlık problemi nasıl çözülecek?
Ekolojik dengeler nasıl korunacak?
Çevre kirliliği ve iklim değişiklikleri konusunda kim, ne önerecek?
Dağılan aileler nasıl birleştirilecek, ahlak erozyonu hangi çalışmalarla durdurulacak?
Evet, görüldüğü üzere hemen her konuda pek çok bilgi havada uçuşuyor, internette gündeme geliyor. Ama en esaslı konularda köklü çözüm önerilerinden mahrum kalıyoruz.

Sahip olduğumuz bilgiler, bir idealle buluşursa anlam kazanır.
Bir fakire kol kanat germek, bir yetime sahip çıkmak veya yetenekli bir kimseye istikamet çizmek…
İnsanları yüce bir gaye için bir araya getirmek…
Edebiyatın gücünü, dev problemlerin çözümü için seferber edebilmek…
Bütün bunlar, benmerkezciliğin dar kalıplarından kurtulmak için birer öneri.
İnsan, bilgi çağında kara cahil kalıyorsa, bunun nedenlerini menfaatperestlikte aramak gerekir.
Bilgilerimizi ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak için neyi bekliyoruz?

Bu konunun bir de tüketim çılgınlığı boyutu var.
Durup dinlenmeden tüketiyoruz…
Yeryüzü kaynaklarını, maddî ve manevî değerlerimizi, zamanımızı tüketiyoruz.
Tüketim çılgınlığı, dünyada olup bitenleri anlamayı zorlaştırıyor.
Bizi kendimize, ailemize, kâinata, bilgiye karşı yabancılaştırıyor.
Sonra bir bakıyoruz ki, geç kalmışız.
Çocuklarımızı, gençlerimizi dev dalgalara, manevî girdaplara kaptırmışız…
‘Bilgi’nin, insanı kendine getiren, insanı sarsan bir boyutu vardır.
İşte biz, bilgiyi bu sarsıcı boyutuyla yeniden ele almalıyız.
Şu geniş dünyayı kendimize dar etmemeliyiz.
Aileyi ayakta tutan değerleri yeniden keşfedelim.
İnsana değerler üstü değer kazandıran manevi konuları yeniden gündem yapalım.

Bilgi, hayata aktarılamazsa, hayatı olumlu yönde değiştirip dönüştüremezse, ne anlam ifade eder?
Çok büyük bir yozlaşma seli, değerlerimizi silip süpürüyor.
Bu büyük sele kapılan çocuklar, gençler, aileler savruluyor.
İşte bilgiye tam bu noktada şiddetle ihtiyacımız var.
Psikologlar, sosyologlar, bilim adamları, araştırmacılar, insanlığı tehdit eden yozlaşmaları bütün yönleriyle ortaya koysunlar.
Bu gidişin sebeplerini, muhtemel sonuçlarını açıklasınlar.
Nietzche, Avrupa için şöyle demişti:
“Avrupa, ölüler evini andırıyor… Çöl büyüyor… İnsan, amacını yitirdi… Hayat bitti… Felsefemiz, ahlâkımız dekadansın (tefessühün, çöküşün) formlarına dönüştü.”
Nietzche’nin Avrupa için koyduğu bu teşhis, şimdilerde bütün dünyada gözlemleniyor.
Bilgiye, tarihin hiçbir döneminde bu kadar ihtiyaç duyulmamıştı.

İnsan, kendisine verilen imkânları, yetenekleri, bilgiyi, yüce bir ideal uğrunda kullandığı oranda değer kazanır.
Yüce ideallerle, bilgiyle şekillenen dünyada problemler en aza iner.
Yüce idealden kastımız, manevi değerleri ön plana almak, karşılıksız iyilik yapmak, kötülüklere engel olmak ve sadece Allah rızası için insanlara yardım etmektir. Bütün bunları yaparken, hiç kimseden en küçük bir karşılık veya teşekkür dahi beklememektir.
“Bilgi Çağı” ve “Bilgi Toplumu” kavramlarını, “Yüce İdealler” ifadesiyle birlikte yeniden yorumlamanın tam zamanı…
 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN