RÖPORTAJLAR
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ

Allah Sonumuzu Hayır Etsin Temennisi
Eklenme Tarihi: 12 Eylül 2018, Çarşamba 06:21 - Son Güncelleme: 12 Eylül 2018 Çarşamba, 06:21
Font1 Font2 Font3 Font4



Allah Sonumuzu Hayır Etsin Temennisi
Allah insanların sonunu hayırlı edecek bir elçi ve bir kitap gönderdi.

Elçi, ahlakıyla insanlar için yaşam modeli olurken, kitap onları araştırmaya, düşünmeye, iyi bir insan olmaya ve Allah’ı tanıyıp Allah’a yakınlaştırmayı amaçlıyordu.

 

Elçi anlaşılmadı. Hırkası, ayak izi, sakal kılı kadar değer bulmadı ümmette elçinin ahlakî davranışları, fikirleri, aile yaşamı, insanlığı, babalığı, kocalığı, dedeliği, öğretmeliği, devlet adamlığı ve nice güzel örnekleri…

 

Ve kitap alfabe, tecvit, mahreç ve kıraatten öte gidemedi. Okundu ama anlaşılmadı. Çünkü kalbi yakin yoktu. Taklidi iman, taklidi amel derken ümmet 1400 yıldır birbirini ve müçtehitlerini, şeyhlerini taklit etti durdu. Düşünmedi bu nasıl bir taklit diye. Hiç bir zaman elçi gibi olmak veya ona benzemek ve Allah’a yakın olmak istemedi.

 

Allah görüyor, Allah işitiyor, Allah kalpte olanı akıldan geçeni biliyor dedi ama; yolsuzluk, hırsızlık, talan, yalan, zina, taciz, tecavüz, iftira, gıybet, zan, kumpas, ihanet, kibir, aldatma, torpil, sahtekârlık, korsancılık… ve nicelerini yapmaktan bir an olsun çekinmedi. Yanında beş yaşlarında bir çocuk olsaydı yapmazdı… yapamazdı.

 

Allah vardır, her yerdedir, zaman ve mekân sınırı yoktur dedi… dedi ama küçük bir çocuktan çekindiği kadar Allah’tan çekinmedi.

 

Allah şah damarımdan daha yakın derken; ya patronun cebine, ya işçinin cebine, ya Ayşe’nin namusuna ya devletin hazinesine uzandı eller.

 

Her şey bir yana Ramazan Ayı gelip dönemsel iman saatleri başladığında; kimin cennete kimin cehenneme gireceğine bile karar verdi insan.

 

İşte böyleydi anlamadan, idrak etmeden, içten gelen bir teslimiyetle Allah’a yönelmeyen, damdan düşer gibi Müslüman olanın durumu.

 

Böyle durumlar yaşanmasın diye Hz. Ali “Müslüman bir anne ve Müslüman bir babadan dünyaya gelseniz dahi dininizi araştırarak öğrenin” diyordu. Pek azı hariç bu öneriyi kimse umursamadı.

 

Belki de dizilerin sezon finali kadar değer verilseydi Kuran’a reytingler Allah’ı gösterecekti!

 

Düşün! Müslüman olman şans mı imtihan mı? Neden Müslümansın? Annen baban Müslüman olduğu ve seni böyle yetiştirdiği için mi? Yoksa Allah’ı arayıp bulduğun için mi?

 

Oku! Kendini, âlemi, yaşamı ve evreni oku! Oku gerçeği! Eğriyi doğruyu, hakkı batılı birbirinden ayır. Oku, düşün, araştır! Hurafe ile gerçeği ayrıştır.

 

Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku… Derken Allah, senden ne istiyordu… Düşün!

 

Hatırlayacaksın!

 

Ragıp Kamil İlbeyi


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!