• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Ayşei Yasemin Yüksel
Ayşei Yasemin Yüksel
Eklenme Tarihi: 27 Nisan 2015, Pazartesi 11:55 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 22:46
Font1 Font2 Font3 Font4
Al çiçekli dalların mevsimi: Bahar

10275464_711673505537836_7062504870273856074_o
Ayşei Yasemin YÜKSEL
Önce cemreler;  sonra çiçekler. Derken bahar.
Beyazın her rengi unutturduğu uzun boylu kışın ardından çiçek kokulu ilk yelin esişidir bahar. Beyazsız dokudur. Mis gibi kokudur. Bahar beyazı, safkan beyaz değildir zaten. Harelidir, pembemsidir kayısı çiçeğinde. Kırmızımsıdır, kiraz dalında.
Kış boyunca omuzlarında kar taşımaktan usanmış yorgun dalların silkinip, apak şalından sıyrılıp en çok yeşil; ama her renkten çiçekleri takıp takıştırması, giyinip kuşanmasıdır ağaçlarda bahar. Bahar, yemyeşil kadife bir atkının, salına salına gözleri gönülleri okşamasıdır çayır çimende. Çalı diplerinden çatılara, ağaç dallarından elektrik direklerine kurulmuş iğreti yuvalardan gelen kuş cıvıltısıdır.
Bahar, kuşlar için pek sevinçli bir telaştır. Yeni yuvalar  peşindeki kanatlı mimarlar, pır pır uçuşur durur her yerde.  Otların arasına, budanmış dalların üstüne gölgeleri düşer.  Mavi benekli, kahverengi alalı, siyah lekeli yumurtalar üzerinde kuluçkaya yatmadan önce gagalarla taşınan çer çöp, çalı çırpıyla yuvalar dal dal örülür.  Kırlangıçlar çamurla inşa eder yuvalarını. Asılı halde. Yuva, yuva olduktan sonra da sabırla kuluçkada yatma vakti gelip çatar. Kuş yuvaları, senfoni orkestralarının dallar arasında gizlenmiş halidir. Her ağacın saklısından yavru ciklemeleri yükselir. Sığırcık ötüşlü, saksağan kızgınlığında, bülbül içtenliğinde.  Bahar; sestir yani. Kuş seslerinin rengindedir baharın sesi.
Uzak dağ yamaçlarında, karın altında kaldığından çatısı bile görünmeyen; ama hala uzun bacası imdat isteyen ellerin sallanışı gibi seçilen köy evlerinin pencerelerini yediveren güllerin sarması, alıç ağaçlarının mısır patlağı gibi açmış çiçeklerle şenlenmesidir. Titrek titrek tüten dumanlı bacalarda mevsim  kıştır. Yuva yapılmış bacalardaysa bahar. Bahar, yuvadır yani.
Bacalar pek şenlenir baharda. Serçelerle, güvercinlerle, kumrularla. Daha büyük bacaların hayli uzaklardan konukları olduğu da olur. Çok uzak yollardan gelmiş leylekler, bacalar kadar kavak tepelerini de severler. Bacaların baharı, kuşlardır.  Yeni yavrular çıkarmak telaşındaki kuşların  her birinin ayrı makamdaki cıvıltısı dünyayı tutar.
Leylekler, baharın takvimidir. Yorucu ve uzun bir kış geçirmiş Ankaralılar’a sıcağın yaklaştığını haber veren gönüllü ulaklardır kanatları siyah sürmeli leylekler. Ankara’nın Gazi Mahallesi civarındaki yüksek bacalara yapılmış leylek yuvaları ta uzaklardan seçilir.
Leylekler bir görünsün hele, çok geçmeden geniş yuvada yavrular belirir. Yuvanın çalı çırpıdan duvarından başlarını uzatmış, doymak istercesine gagaları alabildiğine açık halde ana babalarını bekleşir durur yavrular. Tüm mahallenin durmaksızın dinlediği laklaklara o zamandan başlarlar.  Çok değil, yakın bir zamanda büyüyecek onlar, palazlanacak. Öyle ki Afrika’ya kadar göç edebilecekler; bir dahaki bahara kadar da dönmeyecekler.
Bazen yavru leyleklerden  biri yuvadan düşer. Kimileri,  “Yavrunun düşmediğini, leyleğin diyelim ki üç yavruyu besleyemeyeceği için en cılız yavrusunu yuvadan isteyerek attığını” söyler. Aileden dışlanmış hissedenler, “Leyleğin yuvadan attığı yavruya” benzetirler o yüzden kendilerini.
Soğanlı bitkilerin, zambakların coştuğu aydır Nisan ve Mayıs. Bahar, soğanlı çiçeklerin mevsimidir. Soğanlar ilk, sivri uzun yapraklarıyla  yeşillenir; ama çiçekleri hangi renkte olacaktır bilinmez. Pembesinden beyazına, morundan sarısına açar soğanlar renk renk. Erzincan’daki Munzur ve Keşiş  Dağları, zambaklı çiçeklerin en güzellerinin olduğu yüce dağlardır. O dağlar, canlı, kokulu, el değmemiş tablolardır. Çirişler açar, ışgınlar boy verir o eteklerinde.
Kış boyunca beyaz yorgan altında uyuyan  toprağın kırmızı uyanışı, gelinciklerdir. Doğanın al kahkahasıdır gelincikler. Coşkusudur. Baharın, yetişip geldiğini haber veren göbeği kara mühürlü mektuplardır.
Kızılcık dallarının kızılıdır bahar. İlk cemre; sonra ikinci cemre derken kızılcık dalları kıpırdanır usulca.  Onca kökten oluşan çalımsı dalların uçlarına al renk yürür. Kızarır da kızarır ipince  kızılcık dalları. İnce alev dilimleri gibi.  Baharın ilk merhabası, kızılcık kızılı renginde duyulur böylece. Kışa bir dayak atar ki kızılcıklar, kızılcık sopasından eliyle. Tası tarağı toplayıp dağ başlarına çekilir kış, yediği kötek  sonrasında.
Yeni yetmeler için bahar, dalgalanmadır. Başta esen kavak yeliyle  aklın uçup gitmesidir. O bahar en sevilen şarkı belki “Ben her bahar aşık olurum” olur.
Orta yaştakiler için bir kışın salimen atlatılması, buzlu yollarıyla, ayazıyla bıktırmış kıştan  sonra  yaz tatili düşlerinin kurulmaya başlanmasıyken yaşlı biri için hayatın baharı geçeli çok olmuştur. Her kışın ardından takvimlerde bahar mevsimi gelse de, ömür takviminde  yaşlılar için artık hayatın baharı kapıya hiç uğramaz. Gençlikte kalmıştır bahar nicedir. Olsa olsa sonbahar bilinir yaşlılıkta. Yaşlılık, tek iklimlidir. Baharsızdır, yazsızdır.
Türlü türlüsünden doğumdur bahar. Topraktan doğum, çiçek çiçek olur. Bir tayın doğması, koyunların kuzulaması bahar günlerinde olur. Sakız koyunları üçer beşer doğurur. Hem de ille de bahar olması gerekmez. Sakız koyunlarına her an bahardır.
Koyunların kuzulamasının hemen ardından  gelen ilk sütleri koyucadır.  “Ağız” denilir bu muhallebi kıvamlı, tadı muhallebiden de leziz ilk süte. Ağız denilen koyu sütü, evin çocukları paylaşamaz. Köyler kalmadığından beri köy çocukları bile tadamaz oldu ağızdan.
Temmuz’a kalmaz bitecek bir yeşil çılgınlıktır bahar. Üzeri alabildiğine renkte çiçeğe bezenecek yeşil  basma kumaşı andırır çayırlar. Her çiçekten çizmiştir Yaradan o basmaya; her renkten koku  yayılır basma fistanlı doğadan.
Kış uykudur,  uzun ve sessiz. Yorucu hatta. Bahar uyanıştır,  ani, rengarenk  ve sesli. Kuş cıvıltılı, kelebek kanadı çırpışlı. Bahar neşesi, uğur böceklerinin kanadında gezinir.
Yakaladıkça televizyondaki belgesellerden  bahara doğru uyanacak, kış uykusundaki ayıları izleriz kimileyin. Ayılara şaşar kalırız. Şaşmak ne kelime; hayran kalırız. Tüm kış yemeden içmeden uyuyup, vakti geldiğinde bahara “Merhaba”; aylarca süren kış uykusunun ardından güneşi göreceği o ilk bahar sabahına da “Günaydın” diyecek o canlıya.
Kış boyunca mışıl mışıl uyur ayılar. Ne yedilerse yazdan, onla idare ederek. Onlar uyurken yastıkları, pençeleridir. Uyanan pençeler, yastık yumuşaklığından pençe gücüne geçiverirler anında. Ayılar uyurken arılar da uyur bal kokulu kovanlarda; yabanileri toprak altındaki yuvalarda, petek gözelerinde.
Kış uyumaksa, bahar uyanmaktır. Kış beyaz uykuysa, bahar yeşil serpiliştir. Kış pussa, sisse, bahar tatlı bir yeldir.  Yağmuru müjdeleyen rüzgardır.  Kış buzsa, bahar erimektir, akmaktır. Karken eriyip  kar suyu olmak,  çakıllı derelere serin sularla akmaktır bahar. İçli cıvıltıların, kış boyunca kasvet bürümüş ruhlara şarkı söylemesidir.
 
 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN