• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 10 Ocak 2016, Pazar 22:22 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:04
Font1 Font2 Font3 Font4
Karşılıksız iyilik

karşılıksız iyilik
Necati Kağan Çetin 
“Kendi çıkarımıza en ufak bir getirisi olan herhangi bir yaklaşım ve müdahalenin kesinlikle merhametle alâkası yoktur. Yardım etmek isteyen, karşısındakinin acısını hafifletmek isteyen, kendi benliğini bir müddet bu birlikteliğin dışında tutmalıdır.”
                                                                            Prof. Dr. Kemal Sayar 
Osmanlı Devleti’nde 20.000 civarında vakıf kurulduğunu biliyoruz. Hepsi iyilik yapmaya odaklanmış vakıflardı. En ilginç örnekler:  Çocukları gezdirme vakıfları, çocuklara her hafta meyve yediren vakıflar, hizmetçinin kırdığı eşyanın ücretini ödeyen vakıflar, dağdaki aç kurtları doyuran vakıflar, kartalların bakımını-beslenmesini üstlenen vakıflar…
Ne içindi bütün bunlar?
Karşılıksız iyilik için.
Sadece bu… Karşılıksız iyilik.
Yetmez mi?
Araf Suresi’nin 56. ayetinden bir hatırlatma yapalım:
“Şüphesiz ki Allah’ın rahmeti, iyilik yapan ve iyi kulluk eden kimselere yakındır.”

İşte bugün arayıp arayıp da bulamadığımız iki kelimelik mucize bu:
Karşılıksız iyilik.
Yapacak bir şeyler arayıp da bulamayan herkese bunu tavsiye edebiliriz:
Karşılık beklemeden iyilik yapmayı.
Hangi alanlarda karşılıksız iyilik yapılabilir?
Bir iş yapmak isteyene yol gösterilebilir, fikir verilebilir. Ama unutulmasın: Tamamen karşılıksız olacak.
Öğrencilere burs temini…
İş arayanlara mesleki eğitimler, hastalara teşhis ve tedavi desteği…
Hastane kuran, günde üç öğün yemek yediren insanlar, kurumlar…
Ama nasıl, hangi şartla?
Tamamen karşılıksız olmak şartıyla… Suistimallere meydan vermemek şartıyla…
Denetlemekle, geri bildirimler almakla…
Beklentisiz iyilik… Olur mu, hangi cesaretle, neye güvenerek?
Üstelik böylesine menfaatçi, rekabetçi bir garip zaman diliminde ha?
Evet!
Konuyu merak edenlerin biraz Osmanlı Tarihi’ne, biraz da sağa sola bakmalarını öneririz.

Bunca hengâmenin arasında Türkiye, insanî yardımlar konusunda şu anda dünya sıralamasında ilk sırada, haberiniz olsun. Biraz daha zorlarsak, daha önce hiç düşünülmemiş iyilikler de yapılabilir.
Fakirliği, cehaleti veya bölünmeleri engellemek için çalışacak yeni organizasyonlar kurulabilir.
Karşılıksız iyilik yöntemiyle sanatçı yetiştireceksiniz, bilim adamları yetiştireceksiniz.
Yalnız ve bîçare kalanların sayısının bu kadar arttığı bir zamanda üstelik…
Ne yapıp edecek, bulup buluşturacak, bir derde derman olacaksınız.
Bir hastaya şifa, bir çaresize çare!

Camiüssağir’den bir hadis:
Hz. Enes (ra) rivayet ediyor. Resulullah (asm) şöyle buyurdular:
“Güne başlarken sadaka vermek, felaketleri giderir.”
Bakın, karşılıksız iyilik o kadar zor değil, uzak değil, karmaşık değil…
Bir sabah mahalle fırınına gidin. Beş tane ekmek alın. Ya kendiniz dağıtın veya fırıncıya tembih edin: “Bu ekmekleri ihtiyaç sahiplerine ücretsiz verin.” Buna şimdilerde “askıda ekmek” diyorlar.
İyilik, sadece maddi alanda düşünülmemeli.
Arayıp sormak, sohbet etmek, dinlemek, bilgi ve tecrübe paylaşımı, yol yordam öğretmek, tebessüm, samimiyet, anlamaya çalışmak, empati kurmaya gayret etmek… Bunlar en büyük iyilikler.
Karşılıksız iyilik yapmanın vakti sadece Ramazan ayı veya bayramlar değildir. Cuma günleri çocukları hatırlayın, ihtiyaç sahiplerine dikkatli bakın.
Daha dikkatli, daha sık, daha kuşatıcı…
İstanbul’da akşam vakitlerinde para almadan, evsizlere çorba dağıtan bir akademisyenden bahsediyorlar: Mahmut Karaman. Tebrik ediyoruz, teşekkür ediyoruz.
Anadolu’da buna benzer çok örnek var. Ayakkabı, elbise dağıtanlar… Yemek yedirenler… Hastaları tedavi ettirenler…
Tokat Belediyesi “askıda giysi” diye bir hizmet başlatmış. Aynı uygulama İstanbul ve Antalya-Kepez’de de varmış.
Tamamen karşılıksız!
Bu işlere öncülük eden herkesi kutluyoruz.

Bu karşılıksız iyilikler nereye kadar devam edecek?
Gidebildiği yere kadar. Dünyanın en ücra köşelerine varana kadar…
Mümkünse son nefese kadar.
İyi de ne olacak sonunda? Elimize ne geçecek?
Bir yönüyle, sonunda bir şey olmayacak.
Bir açıdan, elimize bir şey geçmeyecek.
Biraz vicdanımız, biraz insanî yönümüz, biraz da merhamet duygularımız ne durumda, belli olacak.
Eeee?

Günün birinde bizim de bir derdimiz olacak. Bir yerlerde unutulup gitmiş gibi hissedeceğiz kendimizi. Kim bilir? Bir trafik kazasında, bir amansız hastalığın tam ortasında veya öteki alemde… Öyle ya… Her şeyi bu dünyayla sınırlamayın.
İşte o karar anında…
Çoktaaan unutup gittiğimiz hüsn-ü niyetle yapılmış küçük iyilikler, bütün ayrıntıları en ince yönleriyle bilen Allah tarafından, değerlendirmeye alınabilecek. Burası Allah’ın takdirine kalmış.
İhtimaller üzerine konuşuyoruz.
Şurası çok önemli:
Bir iyilik yapacaksın. Karşılık beklemeyeceksin. O iyiliği unutacaksın. Mümkünse hafızandan tamamen sileceksin. O iyiliği ha-tır-la-ma-ya-cak-sın!
Kur’ân-ı Kerim’den  Zilzal Suresi’nden 7. ayetin mealine bakalım:
“Kim zerre kadar bir iyilik yapmışsa onu görür.”

İhtiyaç sahiplerinin bir kısmı, karşıdan bakınca zengin gibi görünebilir. Oysa gerçek hiç de öyle değildir. Bakara Suresi’nin 273. ayeti bunu anlatıyor:
“Yapacağınız yardımlar, kendilerini Allah yoluna vermiş yoksullar içindir ki, onlar yeryüzünde dolaşıp da geçimlerini sağlamaya imkân bulamazlar. Onların halini bilmeyenler, tokgözlülükleri yüzünden, onları zengin sanır. Sen ise onları yüzlerinden tanırsın. Yoksa onlar halktan yüzsüzlükle birşey istemezler. Sizin hayır olarak harcadığınız şeyi ise muhakkak ki Allah bilir.”
 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN